Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2023/584 E. 2023/2087 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/584
KARAR NO : 2023/2087
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yalan tanıklık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.

2. Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli kararı ile, sanığın hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.09.2022 tarihli ilamıyla gerekçeli kararın mağdura tebliğ edilmesi için dosyanın tevdiine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/33 esas sayılı tazminat davasının 15.01.2015 tarihli duruşmasında tanık olarak beyanları alınan sanığın yalan tanıklık yaptığı iddia edilmiştir.
2. Mahkemenin 2014/33 Esas sayılı dosyasında duruşma sırasında davacı İ.G.’nin tanığı olarak beyanlarına başvurulan sanık, davalı mağdurun davacı İ.G.’ye küfür ettiğini söylemiştir.
3. Mahkemece sanıktan olayın gerçekleştiği yeri belirtmesi ve davalının söylediği küfürleri açıkça söylemesi istendiğinde sanık cevap vermemiştir. Duruşma esnasında davacı İ.G., sanığın olay esnasında olay yerinde olmadığını belirtmiş ve mahkemece sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
4. Sanık, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde, davanın davacısı İ.G.’in yanında çalıştığını, davaya konu olan davalı ile davacı arasında yaşanan tartışmaya şahit olmadığını, olay esnasında olay yerinde bulunmadığını, davalı mağdurun davacı İ.G.’ye küfür ettiğini sonradan öğrendiğini, bu durumu anlatmaya çalıştığını belirtmiştir.

IV. GEREKÇE
Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanun’la değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (5275 sayılı Kanun’un) 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca infaz aşamasında res’en uygulama yapılabileceğinden, hüküm fıkrasındaki “taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalan tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” hususuna ilişkin ihtaratın infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1. Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümde sanığın, yargılama aşamasında tanık sıfatıyla alınan beyanlarında bizzat tanık olmadığı hakaret fiiline ilişkin somut ve gerçeğe aykırı şekilde anlatımı üzerine atılı yalan tanıklık suçunun unsurlarının oluşması karşısında; sanığın atılı suçu işlediği anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli

kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2023 tarihinde karar verildi.