YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5841
KARAR NO : 2007/2592
KARAR TARİHİ : 15.03.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … fer’i müdahil vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı bankanın dava dışı kredi borçlusu …’e müvekkillerinin kefaletiyle imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında teminat mektupları verdiğini, 12.5.2000 tarihinde müvekkillerinin sözleşmelere yönelik kefaletten ayrıldıklarını, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden kefil olarak sorumlu olmayacaklarını davalıya bildirdiklerini, ancak davalının davacıların imzası bulunmayan yeni kredi sözleşmeleri ile kredi ve teminat mektubu kullandırılmaya devam ettiğini, davacıların kefil olarak imzaladıkları sözleşmeler kapsamında kullandırılan teminat mektuplarından sadece 20.601.000.000.TL tutarlı teminat mektubunun davalıya dönmediğini, buna rağmen davacıların imzasını taşımayan sözleşmelerden dolayı dava dışı borçluya kullandırılan kredilerin tamamının yasal dayanağı olmadan davacılardan talep edildiğini belirterek, davacıların kefalet işlemi nedeniyle sorumluluklarının iade edilmeyen 20.601.000.000.TL tutarlı teminat mektubu ile sınırlı olduğunu, imzaları bulunmayan sözleşmelerle kullandırılan kredilere yönelik olarak sorumlu ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bayındırbank vekili, müvekkili banka tarafından borçlu … hesaplarının TMSF’ye temlikli olarak devralınmış olup, müvekkili nezdinde gayrinakit kredilerden oluşan risklerin izlendiğini, alacağın diğer kısımlarının (nakit kredi alacaklıları) 28.5.2002 tarihinde TMSF’ye temlik edildiğini,temlik edilen kısımla ilgili husumet itirazında bulunup davanın TMSF’ye ihbarını talep ettiği gibi, davacıların banka nezdinde kefalet limiti ve fer’ileriyle sınırlı olarak borçları bulunduğunu, kefil sıfatıyla sorumluluklarının sona ermediğini, sözleşmelerde kendilerine tanınan kefaletten kurtulma imkanını veren (md.20.3) haklardan feragat ettiklerini, asıl borçlu için bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesi, borcun sıfırlanmasının sözleşmeyi sona erdirmediğini, borcun sıfırlanmasından sonra borçluya yeniden kredi kullandırılmasının yeni borç ilişkisi niteliğinde olmayıp, kefaletin devam ettiğini, kefaletten istifayı bildirir yazının banka nezdinde bulunmadığını, tebliğ edildiği bildirilen yazının neye ilişkin olduğunun da bilinmediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davaya fer’i müdahil olarak katılan TMSF vekili, BDDK’nın 30.11.2001 tarihli kararıyla Toprakbank A.Ş’nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Yasaya göre TMSF’ye devredildiğini, Toprakbank A.Ş’nin nakit kredi alacaklarının 28.5.2002 tarihinde TMSF tarafından temlik alındığını, BDDK’nın kararı ile Toprakbank A.Ş’nin 30.9.2002 tarihinden itibaren Bayındırbank A.Ş’ye devredildiğini, dava dışı …’e ait gayri nakdi risklerin Bayındırbank A.Ş tarafından, nakdi risklerin ise TMSF tarafından takip edilmesi nedeniyle davaya fer’i müdahil sıfatıyla katılmayı talep etmiş, TMSF’nin takip ettiği, alacağın fer’iler hariç 587.389.773.446.TL olup meri teminat mektubu riskinin Bayındırbank tarafından takip edildiğini, kefaletten istifanın kabul edilemeyeceğini bildirip, davanın reddi gerektiğini savunmuş,, TMSF’nin alacağını temlik alan … Varlık Yönetim A.Ş vekili 9.3.2006 tarihli oturumda ek bilirkişi raporuna bir diyeceği olmadığını beyan etmiş, 23.3.2006 tarihli oturumda davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi heyetinin benimsenen 20.2.2006 günlü ek raporu, toplanan delillere göre davacıların bankaya gönderdikleri 12.5.2000 tarihli taahhütlü mektupta kefaletten istifa ettiklerini bildirdikleri, yazının bankaya 15.2.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu yazıya karşı bankanın olumlu-olumsuz yanıt vermediği, bankanın bu yazıdan haberdar olduğu halde asıl borçlu ve yeni kefille başka genel ve ek kredi sözleşmeleri yapıp borç verdiği, bankanın bu şekilde bankacılık uygulama ve teamül doğrultusunda kredi müşterisinden yeni kefil talep etmekle davacıların kefaletinin sona erdiğine ilişkin yazılı beyanlarına yönelik kanı oluşmasına neden olduğu görülmekle davacıların kefalet sözleşmelerinden istifa ettiklerinin ve bu istifanın da bankaca kabulü gerektiğinin, bu oluşa göre verilen kredi sözleşmelerinde davacıların imzası olmayan ve istifa tarihinden sonra dava dışı … lehine verilen teminat mektupları ve kredi sözleşmelerinden sorumlu olmadıkları, sadece kendi kefalet sözleşmeleriyle sorumlu oldukları 3.5.2000 tarih ve 31106 nolu teminat mektubunun tutarı ve komisyon bedelinden sorumlu oldukları, ayrıca alacaklı bankanın nakdi krediyi müdahil TMSF’ye devrettiği, gayri nakdi kredi yönünden risk üstlendiği,BK.nun 165.madde gereği temlikten haberi olmayan davacının bankaya karşı dava açmasının hukuken de olanaklı olduğu gibi bankanın gayrinakdi riskten dolayı hak devretmediği de sabit olduğundan, davanın kısmen kabulüne, davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel ve ek kredi sözleşmelerinden sorumlu olduklarının tespitine, bunlar dışında imzaları bulunmayan 7.8.2000 ve 12.1.2001 tarihli sözleşmelerden dolayı sorumlu olmadıklarının ve bu sözleşmelere dayalı olarak verilen meri ve tazmin olan teminat mektuplarından sorumlu olmadıklarının tespitine, davacıların 3.5.2000 tarih, 31106 nolu 20.601.00 YTL tutarlı teminat mektubu ile bu mektubun, ödenmeyen ve konusu gider vergileri, gecikme faizleri toplamı 6.717.91 YTL’ki toplam, 27.318.91 YTL’den sorumlu olduklarının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı … fer’i müdahil vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … fer’i müdahil vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 15.3 .2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel Mahkeme, alınan bilirkişi raporu, Yüksek Hukuk Genel Kurulu’ nun 12.06.2002 gün ve 2002/19 -426, 2002/ 513 sayılı kararını da esas alarak temyize konu kararını vermiştir.
Mahkemenin verdiği karara iki yönden katılamıyorum:
1-Kefaletin sona ermiş bulunduğuna ilişkin verilen karar yönünden :
Mahkeme; “ ……. Davacıların .. ilgili bankaya kefaletten istifa ettiklerine dair dilekçe gönderdikleri , dilekçenin muhatap bankaya tebliğ edildiği , muhatap bankanın da bu dilekçeye karşı olumlu veya olumsuz bir yanıt vermediği bu anlamı ile bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacıların kefaletlerinin sona erdiği davalı bankanın bu yazıdan haberdar olmasına rağmen dava dışı asıl borçlu Süleyman’a yeniden genel kredi ve ek genel kredi sözleşmesi yaparak borç verdiği, hatta bu kez kefil olarak dava dışı Tayiz….AŞ’yi kefil olarak aldığı , bu şekli ile davalı bankanın bankacılık uygulama ve teamülü doğrultusunda kredi müşterisi olan Süleyman’dan yeni kefil talep etmekle davacıların kefaletlerinin sona erdiğine ilişkin yazılı beyanlarına yönelik kanı oluşmasına neden olduğu görülmekle davacıların kefalet sözleşmelerinden istifa ettiklerini ve bu istifanın da banka tarafından kabul edildiğine…” şeklinde karar vermiştir.
Mahkemenin bu yöndeki kararına aşağıdaki nedenlerle katılamıyorum:
a)Davacılar tarafından bankaya gönderildiği bildirilen taahhütlü mektup bankaca bulunamamıştır. Ayrıca mektubu alan kişinin de bankanın yetkili kişisi olduğu ve mektubun içinde kefaletten istifa dilekçesi olduğu kanıtlanmamıştır.
Mektubun içinde kefaletten istifa dilekçesi olduğu ve bankanın yetkili memuru tarafından alındığı kabul edilse bile, bankanın bundan sonraki davranışları kefaletten kurtulmayı gerektirir davranış olarak kabul edilemez. Çünkü:
aa)Taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 3.1. maddesinde; ” Banka , bu krediyi ,limit içinde kalmak şartıyla , bir veya birden fazla cari hesap açma, vadelerini istediği gibi ayarlama , cari hesapların limitlerini azaltma veya çoğaltma bakiyesi sıfıra inen hesapları yeniden çalıştırmaya yetkilidir. “
bb) Kredi sözleşmesinin 20.3 maddesinde de; ” Kefil ,Borçlar Kanunu’nun 493 ve 494. maddelerinde kendisine tanınmış olan kefaletten kurtulma imkanı veren haklardan feragat eder ve bu maddelere dayanarak Bankaya karşı hiçbir istemde bulunmamayı kabul eder”
şeklindeki hükümleri içermektedir.
cc)Yerel mahkemenin kararında bahsi geçen Yüksek Hukuk Genel Kurulu Kararı ise karar düzeltme isteği üzerine Yüksek Genel Kurulun 23.10.2002 gün ve 2002/ 19-866, 2002/845 sayılı kararı ile onanma kararı kaldırılarak ;“…Davalı, dava dışı borçlu ile davacı Banka arasındaki süresiz kredi sözleşmesinde müteselsil kefil durumunda olup, ortada cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi bulunduğundan, kredi borcunun bir tarihte tamamen ödenmiş olması, kredi sözleşmesini sona erdirmeyeceği için, bu ödemeden sonra borçluya yeni bir kredi kullandırılması, yeni bir borç ilişkisi niteliğinde değildir. Dolayısıyla, kefilin başlangıçtaki feragati, bu yeni kredi açısından da geçerlidir; kefilin sorumluluğu, bu yeni kredi açısından da sürecektir. Öte yandan, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra, kefil, alacaklının onayı olmaksızın kefaletini geri alamaz. Bunun tersinin kabulü, kefalet kavramının özüne aykırı olur. Zira, kredi alacaklısı, borçluya kredi vermeyi kabullenirken, borçlu kadar, onun kefilinin ödeme gücüne de güvenerek hareket eder. Kaldı ki, somut olayda,yine yukarıda açıklanmış olan durum karşısında, borcun sıfırlanmış olduğundan söz edilmesine olanak da yoktur.
….davalı kefilin,davacıya 23.06.1992 tarihinde tebliğ edilen 19.06.19992 günlü ihtarından sonra, 21.07.1992 tarihinde kredi borçlusu, sadece nakdi krediden doğan borcunu ödemiş; teminat mektuplarından doğan borcu söndürmemiştir. Nitekim, her ne kadar, icra takip tarihi itibariyle bu teminat mektupları yönünden risk oluşmamış ise de, bunların tümü, görülmekte olan dava sırasında, kredi borçlusunca ibraz edildikleri kamu kurumları tarafından nakde çevrilmiş…. dolayısıyla eldeki dava, bu mektupların bedeli yönünden bir alacak davasına dönüşmüştür.
Açıklanan bu duruma göre, itirazın iptali isteminin ilişkin bulunduğu icra takibine konu nakdi kredi borcu ve (sonradan alacağa dönüşmüş olan) teminat mektupları bedelinin blokesi istemi yönünden, davalı kefilin kefaleti ve sorumluluğu devam etmektedir. ..” gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bu durum karşısında ;Davacıların kendilerine kefaletten kurtulma imkanı tanıyan hükümlerden vazgeçmiş bulunmaları, açılan kredinin cari hesap şeklinde yürütülebilen kredilerden olması ve bu tür kredilerde alınan kredinin belli bir zamanda sıfırlanması ile kefalet sona ermez; zira, borçlu aynı kredi sözleşmesine dayanarak yeni krediler kullanma imkanına sahiptir. Bankanın istifa dilekçesine cevap verilmeyerek borçluyla yeni kefil almak suretiyle başka kredi sözleşmeleri yapması da istifanın örtülü kabulü anlamına gelmez.
2-Bankaya temlik edilmeyen alacaklar hakkında karar verilmiş olması yönünden :
Davalı banka; Toprakbank’ ın TMSF tarafından 26.09.2002 tarihli karar ile gayri nakdi kredileri ile birlikte kendilerine devredildiğini, nakdi kredilerin devredilmediğini borçlu ile kefillere teminat mektubu ve diğer alacaklara ilişkin Toprakbank’ın 12.02.2002 gün ve 2492 ve kendilerinin 21.06.2004 gün ve 13968 sayılı ihtarları bulunduğunu, kendilerince Toprakbank’ın gayrinakdi kredilerden oluşan risklerin izlendiğini ,alacağın diğer kısımlarının TMSF’ye temlik edildiğinden davaya konu tüm kredilerden ötürü kendilerine husumet düşmeyeceğini, davanın TMSF’ ye ihbarı gerektiğini, cevap dilekçesinde bildirmiştir. Davaya fer’i müdahil olarak katılan TMSF vekili de ; Toprakbank’ın nakit kredi alacaklarını 28.05.2002 tarihinde temlik aldığını, BDDK.nın 26.09.2002 tarih ve 826 tarihli kararı ile Toprakbank ‘ın 30.09.2002 tarihinden itibaren Bayındırbank ‘a devredildiğini, kurumları tarafından takip edilen alacak tutarlarının fer’ileri hariç 587.389.773.446 TL olup, meri teminat mektubu riskleri ile 4.05.2004 tarihinde tazmin edilen teminat mektubu riskinin Bayındırbank’a ait olduğunu, … Varlık Yönetimi vekili de 12.08.2005 tarihinden itibaren borçlunun Toprakbank A.Ş. merkez şubesi tarafından kullandırılan kredilerden ötürü TMSF’den temlikname aldıklarını bildirmişlerdir.
Yerel mahkeme bu konuda; “ …Somut davada diğer bir husus da, davalı tarafından yapılan temliklere ilişkindir. Raporda da belirtildiği üzere alacaklı bankanın nakdi krediyi müdahil TMSF’ ye devrettiği gayrinakdi kredi yönünden riski üstlendiği tartışma dışıdır. B.K.’ nun 165. maddesi gereğince temlikten haberi olmayan davacının bankaya karşı dava açması hukuken de olanaklıdır. Kaldı ki bankanın gayri nakdi riskten dolayı haklarını devretmediği” de sabittir gerekçesiyle davalının itirazını reddetmiştir.
Dava konusu borcun tamamının davalıya temlik edilmediği gerek davalı gerekse TMSF’nin kabulündedir. TMSF veya bu alacağı temlik alan … Varlık hakkında usulüne uygun bir dava açılmadan, davalının bu yöne ilişkin itirazları üzerinde yeterince durulmadan ve bilirkişiler aracılığı ile davalının temlik aldığı (davacıdan isteyebileceği) miktar belirlenip, bu miktar yönünden hüküm kurulacak yerde, alacağın tamamı davalıya temlik edilmiş gibi yazılı gerekçeyle belirtilen şekilde hüküm kurulması, bunun sonucu olarak da davalının fazla vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasını doğru görmüyorum.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini görüşünde olduğumdan, değerli çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılamıyorum.