Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9116 E. 2023/237 K. 01.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9116
KARAR NO : 2023/237
KARAR TARİHİ : 01.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2022 tarihli ve 2021/341 Esas 2022/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/827 Esas, 2022/1156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar vekilinin temyiz istemi,
1. Şartları oluşmadığı halde tahrik ve iyi hal indirimi yapılmasının usul ve hukuka aykırı olduğuna,
2. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir.

B. Sanık müdafiinin temyiz istemi,
1. Sanık hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, bunun mümkün olmaması halinde 5237 sayılı Kanun’un 27/2 maddesinin uygulaması gerektiğine,
2. Maktulün ağır haksız tahriki sonucu eylemin gerçekleştiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile eşinin 15 yıldır evli oldukları, 2016 yılında geçinemedikleri için yaklaşık bir yıl ayrı yaşadıkları, maktul ile sanığın eşinin bu dönemde yakınlaştıkları ve aralarında gönül ilişkisinin olduğu, Esas No : 2022/9116

2017 yılında sanık ve eşinin barıştığı, sanığın eşinin cep telefonunda maktulle yazışmalarını görmesi üzerine maktulü aradığı, maktulün sanığa ”Senin karını senin yatağında …. benim, şimdi seni ve çağır ananı da …., bana konum at!” demesi üzerine küfürleştikleri ve sanığın maktulü olay yerine çağırdığı, maktulün olay yerine kuzeni … ve arkadaşı … ile birlikte geldikleri, sanık ve maktul arasında tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın üzerinde bulunan kesici alet ile maktulü 5 yerinden bıçakladığı, otopsi raporunda kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmalarına bağlı kosta kesisi ile karakterli iç organ ve büyük damar kesilmelerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiğinin belirtildiği.

2. Adlî Tıp Kurumunun 28.05.2021 tarihli otopsi raporunda;
”1. Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmalarına bağlı kosta kesisi ile karakterli iç organ ve büyük damar kesilmelerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği,
2. Kişinin vücudunda 5 (beş) adet kesici delici alet yaralanması mevcut olup; dış muayenede 1-3-4 no.larda tarif edilen kesici delici alet yaralanmalarının öldürücü mahiyette olduğu, dış muayenede 2-5 no.larda tarif edilen kesici delici alet yaralanmalarının öldürücü mahiyette olmadığı
3. Dış muayenede tarif edilen kesici delici alet yaralanmalarının, cilt-cilt altı bulgularına göre değerlendirildiğinde; bir kenarı keskin diğer kenarı künt vasıfta kesici delici alet veya aletlerle husullerinin mümkün olduğu,”
Görüşüne yer verildiği belirlenmiştir.

3. Bıçak hakkında düzenlenen 27.05.2021 tarihli Uzmanlık Raporunda 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığının belirtildiği,

4. Sanık atılı suçu işlediğini ikrar etmiştir.

5. Tanıklar …..,. ve ….,.’nın beyanlarının sanığın beyanıyla aynı yönde olduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Meşru Savunma, Meşru Savunmada Sınırın Aşılmasına İlişkin Temyizi Yönünden Somut olay incelendiğinde; sanığın eşi ile ayrı olduğu dönemde ilişkisi olduğunu öğrendiği maktulü olay yerine çağırması üzerine maktulün yanında elleri sopalı iki kişi ile geldiği ve taraflar arasında çıkan kavga üzerine sanığın maktul ile karşı karşıya kaldığı bir anda üzerinde sakladığı bıçağı çıkararak maktulü 3 tanesi hayati bölge bölgelerinden olmak üzere toplam 5 yerinden yaraladığı, sanığın bu şekilde gerçekleştirdiği eylemi nazara alındığında, suçta kullanılan aletin kullanılış biçiminin ve ölçüsünün saldırıyı sona erdirip tehlikeyi uzaklaştırmaya yeter düzeyde kaldığının kabulü mümkün görülmemektedir. Sanığın, kendisine yönelik saldırıya karşı ölçüsüz bir biçimde savunmada bulunduğu, karşı karşıya kaldığı saldırıya kıyasla çok ağır bir sonuca yol açacak şekilde karşılık verdiği, bu şekilde

gerçekleştirdiği eylem ile ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Somut olayda sanığın, maktulü hayati bölgelerden olan göğüs bölgesinden 4 kez, uyluk bölgesinden de 1 kez olmak üzere bıçaklamak suretiyle yaraladığı ve ölümüne neden olduğu, sanığın bu şekilde gerçekleştirdiği eylemi nazara alındığında, suçta kullandığı aletin kullanış biçimine bakıldığında, maktulün hayati bölgelerine vurduğu, haksız saldırıyı defedebilecek durumda olmasına rağmen orantısız biçimde hareket etmesi nedeniyle sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının koşullarını aştığı belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike İlişkin Temyizi Yönünden
Somut olay incelendiğinde; sanığın eşi ile ayrı olduğu dönemde maktulle olan ilişkisini öğrenmesi ve eşinin telefonunda mesajlar görmesi üzerine bu konuda konuşma için maktulü aradığında maktulün ”senin karını senin yatağında …. benim, şimdi seni ve çağır ananı da …., bana konum at” dediği ve taraflar arasındaki sözlü tartışma sırasında da küfür ve hakaret içeren söylemlerinin bulunduğu, dolayısıyla ilk haksız hareketin maktulden kaynaklandığı anlaşıldığından, sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği asgari oranda haksız tahrik hükmünün uygulanmasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık saptanmamıştır.

C. Katılanlar Vekilinin Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği, tanık beyanlarının sanık beyanlarını destekler nitelikte olduğu, maktul hakkında tanzim olunan ölü muayene ve otopsi raporları, Kriminal rapor içerikleri, güvenlik kamera kaydı inceleme tutanağı, telefon inceleme tutanağı, karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Katılanlar Vekilinin Lehe Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Takdiri İndirim Sebebine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanık hakkında atılı suç ile ilgili yargılanma ve ceza tertip edilirken dosyaya yansıyan olumsuz bir tutum belirlenmediğinden sanık hakkında eylemi nedeniyle verilen cezasından geçmişi, sosyal ilişkileri, suçu işledikten sonra yargılama sürecindeki tutum ve davranışları nazara alındığında, cezasından TCK 62. maddesi ile indirim yapılmasına,
” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmasına karar verilmesi karşısında, Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Tahrik Nedeniyle Yapılan İndirim Sebebine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Olay anına ilişkin tanık beyanları, telefon inceleme tutanağı ve sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmaları uyarınca sanığın savunmalarına itibar edilerek ilk haksız hareketin ölenden kaynaklanması nedeniyle duyduğu hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/827 Esas, 2022/1156 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.02.2023 tarihinde karar verildi.