YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10458
KARAR NO : 2009/12034
KARAR TARİHİ : 16.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.11.2006 gün ve 2006/11010-14625 sayılı bozma karanıda özetle: “Davacı gerçek kişinin … sıfatıyla değil, kullanıcı sıfatıyla zilyetliğinin korunması amacıyla dava açtığı, katılan Hazinenin … sıfatıyla, davalı yönetimin çekişmeli taşınmazlara sataşmasının önlenmesini istediği, getirtilen tapu kayıtlarına göre çekişmeli … Köyü 642 sayılı parselin, gerçek kişiler, Orman Yönetimi ve Hazine arasında görülen dava sonunda, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğunun belirlendiği gerekçesiyle Hazine adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 05.11.1968 gün ve 1968/16-75 sayılı kararının kesinleşmesiyle tapuya Hazine adına kayıt edildiği, Tapulama Mahkemesi kararının, 642 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu yönünde kesin hüküm oluşturduğu, 2522 sayılı parselin ise 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda … oğlu … …’ın kullanımında olduğu beyanlar hanesine yazılarak Hazine adına tesbitinin kesinleşerek tapuya kayıt edildiği, 12.09.2002 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi raporuyla Orman Yönetiminin çekişmeli 2522 sayılı parselin güneydoğusundaki 1051.79 m2 yüzölçümündeki bölümünü orman sınırları içinde bırakacak biçimde kırmızı boya ile numaralar yazıldığı, bu bölümde 25-30 yaşında mahsuldar narenciye ağaçlarının bulunduğu, ağaçların toplam değerinin 3.150.000.000.00.-TL olduğunu bildirdiği, bu bölümü Harita Mühendisi Bilirkişi … … tarafından düzenlenen krokide gösterdiği, mahkemece, 2522 sayılı parselin bilirkişi krokisinde gösterilen 1051.79 m2 yüzölçümündeki bölümüne direk dikip daha sonra tel çekerek orman sınırları içine katmak üzere faaliyetlere başladığının belirlendiği gerekçesiyle dava kabul edilmişse de, orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalarının uygulanmadığı, bu konuda uzman bilirkişi görüşüne başvurulmadığı, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki orman alanı olup olmadığı, … …’ın orman işgal suçundan cezalandırılmasına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin 19.04.2001 gün ve 2000/704-69 sayılı kararı, … Asliye Hukuk mahkemesinin 07.05.2002 gün ve 2001/167-129; 07.05.2002 gün ve 2001/169-120 sayılı kararları ile Orman Yönetimi elemanlarınca düzenlenen teftiş ve inceleme raporlarının uygulanmadığı, bu karar ve belgelerde sözü edilen yerler ile somut olaydaki dava konusu yerin ilgisinin belirlenmediği; bu nedenle mahkemece, üç orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesi ve Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktalarının, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip, keşfi izleme olanağının sağlanması, bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde; yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamede tarif edildiği üzere, orman sınır noktalarının gerçek yerini tesbitte, tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceğinin düşünülmesi, ……,’ın orman işgal suçundan cezalandırılmasına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin 19.04.2001 gün ve 2000/704-69 sayılı kararı, … Asliye Hukuk mahkemesinin 07.05.2002 gün ve 2001/167-129; 07.05.2002 gün ve 2001/169-120 sayılı kararları ile Orman Yönetimi elemanlarınca düzenlenen teftiş ve inceleme raporları, harita ve krokileri ile birlikte uygulanarak çekişmeli taşınmaz ile bu karar ve belgelerin ilgisinin saptanması, 3533 Sayılı Yasanın 24. maddesini değiştiren 03.07.2003 günlü ve 4916 Sayılı Yasa gereğince gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda hakemin görevli olmadığı gözetilmeden Orman Yönetimi ve Hazine arasında görülen dava sonucu verilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2005 gün ve 2003/85-82 sayılı kararının Orman Yönetimini bağlamadığının gözetilmesi, dava ihbar edilen ve davaya katılan Hazinenin kararda davalı sıfatıyla gösterilmesi ve kararın gerekçe kısmında, Hazine ve gerçek kişi tarafından, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın kabul edildiği anlatıldığı halde, hüküm fıkrasında yönetimler ayırt edilmeden davalı yönetimler denerek gerekçe ve dosya içeriği ile çelişen hüküm kurulmasının doğru olmadığına” değinilmiştir. Bozma kararına uyulduktan sonra bu kez mahkemece, davacı ve katılan davacı Hazinenin davasının kabulüne, Orman Yönetiminin … … Köyü 2522 sayılı parsele yaptığı elatmanın önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B madde sahası olarak Hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmaz hakkında zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978-1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma kararında, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1978 yılında yapılmaya başlanan aplikasyon ve 1744 Sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılmaya başlanan ve 1990 yılında kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritaların, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesi ve Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulanması gereğine değinildiği halde, aplikasyonda oran sınır noktalarının yeri konusunda yerel bilirkişi dinlenmediği gibi orman kadastrosu ve aplikasyon işlemlerinin yapımında kullanılan … fotoğrafları uygulanmamış, sadece tarihi bildirilmeyen ancak üzerindeki sembollerden … olduğu anlaşılan renksiz bir memleket haritası uygulanmış ve bu haritada taşınmazın yeri denetime olanak vermeyecek biçimde işaretlenmiştir. Bundan ayrı; orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen orman sınrı hattı ile irtibatlı krokideki 185 ila 193 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile birer örneği dosyada bulunan 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi ve 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon haritasındaki aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hatları aynı olmadığı halde, uzman bilirkişi kurulu bu konuları değerlendirmeden taşınmaz üzerindeki eylemli bitki örtüsünü esas alarak geliştirdiği soyut görüşlere göre düzenlediği rapora değer verilmiştir.
Diğer taraftan, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve daha sonra 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ek kadastroda Hazine adına tesbit edildiğinin kabul edilmesi halinde,
Uyuşmazlık; Orman Yönetimi tarafından kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan orman alanlarının tel örgü ile koruma altına alınması amacıyla dikilen direklerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları esas alınarak dikilip dikilmediği, bu sınırlara uyulmadan 2/B madde alanlarını da içine alacak şekilde dikilmişse, 2/B madde alanında kalan taşınmazı kullanan davacı gerçek kişinin Orman Yönetimi aleyhine zilyetliğin korunması davası açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı, başka deyişle, aktif davacı sıfatı bulunup bulunmadığı, gerçek kişinin bu davayı açarken “dava ihbar edilen” olarak gösterdiği, Hazinenin cevap dilekçesinde davacı kişinin bu davayı açmada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddini istediği halde daha sonra verdiği müdahale dilekçesiyle bu davaya davacı kişi yanında katılıp katılamayacağına ilişkindir.
Davacı kişi, 19.02.2002 günlü dava dilekçesinde, Hazineyi dava ihbar edilen olarak göstermiş, Hazine avukatı 02.10.2002 tarihinde yapılan ilk yargılama oturumuna katılarak verdiği 02.10.2002 tarihli dilekçesinde dava konusu taşınmazın 2/B madde gereğince Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yer olarak Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu, davacı kişinin dava açma ehliyeti bulunmadığı, usül hükümlerine uyulmadan açılan bu davanın reddini istemiş, mahkemece deliller toplanmadan davanın tensibiyle birlikte keşif günü belirlenerek yargılama 02.10.2002 gününe ertelenmiş, davalı … Yönetimine ve ihbar edilen Hazineye haber verilmeden 12.09.2002 günü sadece … memuru … … huzuruyla keşif yapılmış, yukarıda belirtildiği gibi Hazine vekili 02.10.2002 tarihinde yapılan ilk duruşma oturumunda davanın reddini istemiş, 23.10.2002 günlü oturumda davaya müdahil olmayacaklarını, dava ihbar edilen üçüncü kişi sıfatıyla yargılamaya katıldıklarını bildirmiş, 17.06.2005 tarihinde verdiği katılma dilekçesi ile “Hazine taşınmazına yapılan elatmanın önlenmesi ve çekişmenin giderilmesinin tespitine” karar verilmesini istemiştir. Mahkemece Orman Yönetimine haber verilmeden ilk duruşma gününden önce yapılan keşif sonucu verilen … memuru … …’un 17.09.2002 günlü krokisi esas alınarak verilen hüküm, katılan Hazine ile davalı … Yönetiminin temyizi üzerine yukarıda özetlenen Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak alınan 02.02.2009 günlü rapor, bozma kararında esas alınan rapora hiç benzemediği halde ve 2522 sayılı parselin tamamı dava konusu da olmadığı halde, herhangi bir rapor ve krokiye yollama yapılmadan “davacı ve müdahil davacı Hazinenin davasının kabulüne, Orman İdaresinin 2522 sayılı parsele yaptığı müdahalenin men-ine” karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde Hazine davaya ihbar edilen sıfatıyla gösterimiş ve Hazine vekili de kişinin davasının reddini istemiştir. Daha sonra davaya katılma istemi davacı yanında davaya feri katılma istemi olarak kabul edilmelidir. Hazinenin feri katılımından söz edebilmek için, davanın yöntemince dava açma ehliyetine sahip kişi tarafından açılmış olması gereklidir. Davacı sıfatı bulunmayan bir kişinin açtığı davaya aslen yada ferren katılmak olanağı yoktur. Çekişmeli parsel, tapuda 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle tapuda kayıtlıdır. Davacı kişi, mülkiyet sahibi değildir. Dava dilekçesinde zilyetliğine yapılan elatmasının önlenmesini istemektedir. Yani; sadece zilyetlik dava konusudur. Hazine ise, mülkiyet sahibidir. 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre zilyet ile hak sahipliği farklı kavramlardır. Halen taşınmaza zilyet olan kişi hak sahibi tesbit komisyonunca, yasal koşulları taşımadığından hak sahibi olarak belirlenmeyebilir. O halde; çekişmeli taşınmaz üzerinde narenciye ağaçları bulunan davacı kişinin, sadece zilyetlik konusunda açtığı davaya mülkiyet sahibi Hazinenin katılma olanağı olamaz.
Orman Yönetimi tarafından 12.03.2003 tarihinde Hazine aleyhine … Beldesi 2522 sayılı parselin 2600 m2 bölümünün öncesinin ve halen eylemli orman olduğunun tesbiti istemiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinde Hakem sıfatıyla açtığı davanın reddine ilişkin 09.03.2005 gün ve 2003/85-82 sayılı kararı, mahkemenin 23.06.2005 gün ve 2003/85-82 sayılı kararı ile Orman Yönetiminin itirazı red edilerek kesinleşmişse de, 3533 Sayılı Yasanın değişik 4. Maddesi gereğince Hakem tarafından taşınmazın aynına ilişkin karar verilemeyeceğinden, kesinleşen bu hakem kararı somut olay için kesin hüküm oluşturmaz.
18.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi gereğince, 20.06.1973 tarihli ve 1744 Sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi, 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir hükmü gereğince, bu yerin orman olarak kullanılmak üzere tahsisinin istenmesi halinde, Hazine tarafından orman olarak kullanılmak üzere Orman Yönetimine tahsisi zorunludur. Yapılan uygulamanın yetersizliği bir yana, bu konuda Orman Yönetimine önel verilip sonucu beklenmemiştir. Dava konusu parseli ilgilendiren IV nolu poligon 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu 08.11.1978 tarihli 6 nolu tutanakla orman rejimi dışına çıkartılmış, daha sonra 1988 yılında IV nolu poligonun güney batısında bulunan ve XXV nolu 2/B madde poligonu olarak 27.07.1987 tarihinde 7 nolu tutanakla 2145, 2406, 2407, 2408, 2409, 2148, 2147, 2146 ve 2145 orman sınır noktaları ile orman rejimi dışına çıkartılmışsa da, 02.03.1988 tarihli 12 nolu tutanakla … (Bu davada davacıdır.) 06.08.1983 tarihinde açma olan zabıtlı olduğu gerekçesiyle iptal edilerek yine orman sınırları içinde bırakılmış ve işlem kesinleşmiştir. … … isimli kişinin bu yer hakkında Orman Yönetimi ve Hazine aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davası Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.2002 gün ve 2001/167-129 sayılı kararı ile reddedilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Bu davada Hazine ve Orman Yönetimi taraf olduğundan XXV nolu poligonun orman sınırı içinde kaldığına ilişkin mahkeme kararı Hazine ve Orman Yönetimini ve Hazinenin halefi olan davacı kişiyi bağlayacağı gibi, 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla XXV nolu poligonun yeniden orman rejimi içine alınmasına ilişkin işlemin kesinleştiğinin kabul gerekir. Dava konusu taşınmazı ilgilendiren 2145-2146 O.S. hattı orijinal haritada … açı ile kuzey-batı-güney ve doğu yönünde devam ettiği halde, bilirkişi raporunda aynı hat aynı yönde yatık açı ile devam etmektedir. Yine … …, 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla orman sınırı içine alınan XXV nolu poligonun içindeki ormanı açmasından dolayı sulh ceza mahkemesinin 19.04.2001 gün ve 2000/704-69 sayılı Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kararı ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
O halde, 27.07.1987 gün 7 nolu tutanakla XXV poligon numarası verilerek orman rejimi dışına çıkarılan, ancak daha sonra 02.03.1988 gün 12 nolu tutanakla 2/B madde uygulaması iptal edilerek yeniden orman sınırları içine alınma işlemi orman sınır hattı yeniden seçilecek üç orman ve bir harita mühendisi aracılığıyla önceki bozma kararında belirtildiği gibi sözü edilen 02.03.1988 gün 12 nolu tutanak ve eki harita yerine uygulanıp, dava konusu 2522 sayılı parselin kesinleşen orman kadastro haritasına göre konumu belirlenmeli, bozma kararından önce dava konusu yerin Harita Mühendisi … … tarafından düzenlenen 07.09.2002 tarihli raporu eki krokide 2522 sayılı parselin kırmızı … 1051.79 m2’lik bölümü olduğu gözönünde bulundurularak bu bölümün tamamının ya da bir kısmına orman sınırı içinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa Orman Yönetiminin bu yere elatmasının bulunup bulunmadığı, elatıyorsa nasıl elattığı belirlenmeli, bu konuda bilirkişilerden müşterek imzalı XXV nolu poligon ile 2522 sayılı parseli ve bu parselin dava konusu edilen bölümü ile irtibatlı infaza uygun rapor alınmalı, şayet Orman Yönetiminin elattığı yer 02.03.1988 gün ve 12 nolu tutanakla orman sınırı içine alınan XXV nolu poligonun dışında IV nolu 2. madde poligonu içinde kalıyorsa Orman Yönetiminin bu yeri 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/5. maddesi gereğince Maliye Bakanlığından tahsisini isteyip istemediği sorularak bu konuda Yönetim vekiline önel verilerek sonucu beklenilmeli, davacı kişinin zilyetliğe dayanılarak açtığı davaya Hazinenin mülkiyet hakkına dayanarak asli ve fer-i müdahil olarak Orman Yönetiminin bu yere elatmasını isteyemeyeceği, dolayısıyla bu konuda müdahil olarak davaya katılamayacağı gözönünde bulundurularak toplanan deliller birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 16.07.2009 günü oybirliği ile karar verildi.