YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15199
KARAR NO : 2021/10071
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 02/11/2021 Salı günü davacılar vekili Av. … Kaptanoğlu geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, desteğin sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken yol kenarına hatalı park eden araca çarpması ile gerçekleşen kazada desteğin öldüğünü açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile desteğin geride kalan eşi için 6.000,00 TL, geride kalan çocukları için ayrı ayrı 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile; desteğin eşi için 50.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı eş yönünden maddi tazminat talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 77.257,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 66.262,54 TL maddi tazminatın, 300,00 TL cenaze giderinin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, diğer davacılar için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalılar Tokal İnşaat ve Yapı Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. ve … vekili ile davalı … A. Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile sair yönlerden reddine, davalılar Tokal İnşaat ve Yapı Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. ve … vekili ile davalı … A. Ş. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 66.262,54 TL maddi
tazminatın ve 300,00 TL cenaze giderinin tahsiline, davacılar vekilinin fazlaya ilişkin talebinin reddine, diğer davacılar … ve … yönünden açmış olduğu maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı … için 15.000,00 TL, davacı … için 10.000,00 TL, davacı … için 10.000,00 TL ve davacı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş, kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacıların temyiz talebinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine dair ek karar verilmiş, verilen ek karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekilinin ek kararın temyizine yönelik itirazlarının incelenmesinde;
1-Davacılar vekilince dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve diğer taraftan davacıların esasa yönelik temyiz taleplerinin de desteğe izafe edilen kusur oranı ve tazminattan yapılan kusur indirim oranına yönelik olduğu anlaşılmakla temyiz edilen karar kesinlik sınırının altında kalmadığından davacılar vekilinin temyizin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalmaya dayalı maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, desteğin meydana gelen kazada öldüğünü açıklayıp kazaya karışan karşı aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı aleyhine tazminat talepli olarak eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, meydana gelen kazada desteğin ve davalı karşı aracın kusuruna ilişkin raporlar alınmış, neticede desteğin %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bu oranda tazminatlardan indirim yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı kusur oranı kabul edilerek karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Kaza tespit tutanağına göre kaza, 20.10.2012 günü, saat 03:20’de meskun mahalde, ölen sürücünün idaresindeki araç ile, tünel içinden çıkıp virajı aldıktan sonra caddeye katılmak istediği sırada aracının ön kısımları ile yolun sol tarafında park yasağı levhasının önünde park halindeki davalı kamyonun arka kısımlarına çarpması ve desteğin araç içinde sıkışarak ölmesi şeklinde gerçekleşmiş, buna göre ölen sürücü hızını yol şartlarına ayarlamama kuralını, davalı araç sürücüsü ise taşıt yolu üzerinde park etmenin yasak olduğu yerlere park etme kuralını ihlal ettiğinden kusurlu bulunmuştur.
Mahkemece desteğin ve davalı sürücüsünün kusurunun tespitine yönelik olarak çok sayıda bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan tüm raporlarda desteğin hızını meskun mahal ve yol şartlarına ayarlamaması ve bu nedenle %70 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücüsünün de park yasağı olan yere park etmesi nedeniyle %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece de anılan kusur oranları esas alınarak karar verilmiştir.
BK.53.(TBK.74) maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, ikincisi ise “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir.
Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır.
Dosya kapsamında çok sayıda kusur raporunun bulunduğu ve tüm teknik verilerin kusur bilirkişilerince tespit edildiği gözetildiğinde olayın oluş şekline göre tarafların kusur oranının tespiti yetkisi hakime aittir. Somut olayda kazanın oluş şekli, kazanın olduğu saat, desteğin seyrettiği yolun tünel çıkışı olması, davalı araç sürücüsünün tarafından tünel çıkışına, sol şeride ve park yapılmaz levhasının tam olarak bulunduğu noktaya park ettiği hususları ve tüm raporlarda da aynı şekilde tespit edildiği üzere sadece hızlı olduğu gözetildiğinde desteğe izafe edilen kusur oranı fazla olup, meydana gelen olayda desteğe izafe edilecek kusur oranı en fazla %30’dur. Buna göre mahkemece desteğin kusur oranı %30 olarak, davalı araç sürücüsünün kusur oranı da %70 olarak kabul edilerek sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile 07/10/2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın karar veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 09/12/2021 tarihinde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda 20.10.2012 günü saat 03.20 sıralarında davacılar desteği sürücü Hasan Çadırcı’nın sevk ve idaresindeki otobüs ile Esenler Atışalanındaki tünelden çıkıp katılım yolunu takiben yüzyıl köprü istikametine doğru seyretmek üzere .. İnan caddesine katılmak istediği sırada yolun solunda park yasağı levhası bulunmasına rağmen kaplama içerisinde tehlike arz edecek şekilde park edilmiş olan davalı sürücü … sevk ve idaresindeki kamyonun arkasına çarpması neticesi aldırılan ve mahkemece hükme esas alınan 15/11/2013 tarihli trafik polis memurunca düzenlenen bilirkişi raporu, 13/06/2014 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporu, 04/01/2016 tarihli İTÜ makine yüksek mühendisi öğretim üyelerince düzenlenen heyet bilirkişi raporu, 20/06/2016 tarihli İTÜ inşaat fakültesi, karayolu ve trafik öğretim üyelerince düzenlenen heyet bilirkişi raporu ve 22/05/2017 tarihli ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporu ile kazanın meydana gelmesinde davacılar murisi sürücü Hasan Çadırcı’nın sevk ve idaresindeki otobüs meskun mahalde ve gece karanlığında seyri sırasında yola gereken dikkatini vermemiş, far ışığı altındaki görüş alanını kontrol ederek hızını ayarlamamış teyakkuzla seyretmeye önem ve özen göstermemiş, mevcut hızı ile kaza yerine yaklaşarak yolun sağında park halinde bulunan kamyonu far ışığı altındaki görüş alanını gerektiği şekilde kontrol etmemesi nedeniyle zamanında fark edemediği kamyona önlemsizce çarpmış olmakla %70 oranında, davalı sürücü …’ın idaresindeki kamyonu tek yönlü yolun solunda, viraj çıkışında park yasağı levhasının bulunduğu yere park ederek trafik akışını tehlikeye düşürerek olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla %30 oranında kusurlu olduklarının tespit edilmesine, uzman bilirkişilerce düzenlenen raporların kazayı tüm yönleriyle irdeleyen, birbirini teyit eder nitelikte olmasına ve hükme esas alınmalarında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacılar vekilinin kusura yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bozma nedenine göre incelenmeyen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken, sayın çoğunluğun somut olayın oluş şekline göre tarafların kusur oranının tespiti yetkisinin hakime ait olduğu, davacılar murisi Hasan Çadırcı’nın %30 oranında, davalı …’ın ise %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi yönündeki (2) numaralı bozma bendi gerekçesine katılmıyorum.