Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/7995 E. 2007/9622 K. 05.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7995
KARAR NO : 2007/9622
KARAR TARİHİ : 05.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.10.2004 tarih ve 2004/4109-9895 sayılı bozma kararında özetle: “Davacı gerçek kişi zilyetliğe dayanarak 10 yıllık süre içinde orman kadastrosunun iptali ile adına tescil talebi ile dava açmıştır. Ancak, orman kadastrosuna itiraz davasının davacı tapu kaydına tutunmadığına ve dava tarihinde 6 aylık hak düşürücü süre geçtiğine göre bu davanın dinlenilmeyeceği, çekişmeli taşınmazın (A) harfli bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu, davacı gerçek kişinin açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının kadastro mahkemesinin 1996/31-37 sayılı ilamı ile ret edildiği, bu hükmün kesin hüküm niteliğinde bulunduğuna göre (A) harfli 13500 m2’lik bölümüne yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği, (B) harfli 16.500 m2 bölümü yönünden ise Medeni Yasanın 713/4. maddesi gereğince ilanlar yapılmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ayrca, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastro çalışması yapılmış ve kadastro tesbit tutanağı düzenlenmiş ise, 3402 sayılı yasanın 5. maddesi gereğince tutanak ve ekleri dava dosyası ile birleştirilip kadastro mahkemesine aktarma kararı verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 109 ada 26 parsele yönelik davanın reddine, 109 ada 15 parsele yönelik olarak ise hüküm kurulmasında yer olmadığına karar verilmiş hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraz ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 16/09/1996 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, davacı genel mahkemede 10 yıllık süre içinde orman kadastrosunun iptali istemi ile birlikte Medeni Kanunun 713. maddesi gereğince tapusuz olan taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile A ve B harfli 13.500 m2 ve 16.500 m2’lik bölümlerin davacı adına tapuya tesciline ilişkin ilk hükmün davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilam ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yörede 2004 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında çekişmeli (A) harfli bölümün 109 ada 26 parsel altında 27.374.37 m2 yüzölçümünde orman niteliği ile Hazine adına tesbit edildiği, (B) harfli bölümün ise 109 ada 15 parsel altında 16.049.49 m2 yüzölçümünde davacı gerçek kişi adına tesbit edildiği ve her iki taşınmazın da kesinleşme şerhi verilerek tapu kayıtlarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak, bu dava 29.11.2001 tarihinde tescil talebi ile açıldığına, çekişmeli taşınmazlarla ilgili 16.08.2004 ve 23.08.2004 tarihlerinde kadastro tesbit tutanakları düzenlendiğine ve arazi kadastro çalışmaları 30.11.2004 – 30.12.2004 tarihleri arasında
askı ilanına çıkarıldığına göre eldeki bu davanın kadastro tesbitine itiraz davasına dönüştüğü, bu dava nedeni ile çekişmeli taşınmazların kadastro tesbit tutanaklarının … hanelerinin 3402 sayılı yasanın 30/2 maddesi gereğince davalı olduğu, kadastro hakimi tarafından resen lüzumlu gördüğü delilleri toplayarak sicil oluşturulması gerektiğinden, çekişmeli taşınmazlarla ilgili kadastro tutanaklarının kesinleştirilerek oluşturulan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığı, 3402 sayılı yasanın 27. maddesi gereğince mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili taşınmazlara ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona ereceği ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunacağı ve önceki kesin hükmün görevli mahkemece nazara alınacağından mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken 26 parsel yönünden kesin hüküm 15 parsel yönünden ise davacı adına yapılan tesbitin kesinleştiğine değer verilerek hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca, davacı bu davada tescil talebi ile birlikte 10 yılık süre içinde orman kadastrosunun iptali talebi ile dava açmış olup, çekişmeli 109 ada 15 parsel sayılı taşınmazın (B harfli taşınmaz) yörede 1996 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, 109 ada 26 parsel sayılı taşınmazın ise davacının talep ettiği 13.500 m2’lik bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı, davacının herhangi bir tapu kaydına dayanmadığı, zilyetliğe dayanarak bu davayı açtığı, 6831 sayılı yasanın 11. maddesine göre orman tahdidine 10 yıllık süre içinde açılan davaların ancak tapu kaydına dayalı olarak açılabileceğinden mahkemenin 109 ada 26 parsele yönelik olarak açılan orman kadastrosunun iptaline ilişkin davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olup onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile çekişmeli 109 ada 26 parsele yönelik olarak orman tahditinin iptaline ilişkin davanın reddi yolunda kurulan hükmün ONANMASINA, tescil davası yönünden davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile her iki parsele yönelik olarak hükmün BOZULMASINA 05/07/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.