YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1222
KARAR NO : 2006/3742
KARAR TARİHİ : 21.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 130 ada 7 parsel sayılı 23446,87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1955 tarih 12 numaralı tapuda … adına tapuda kayıtlı ve 1938 tarih 615 tahrir nolu vergi kaydı kapsamında ise de, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılan yer olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın 2510 Sayılı Yasa gereğince verilen 13 dönümlük iskan tapusu kapsamında kaldığını, tamamının 50 yıldan fazla bir süreden beri zilyetliğinde bulunduğunu ve adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tespitinin iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkarılan alanda bırakılmıştır.
Davacı …, çekişmeli parselin 1936 yılında 2510 Sayılı Yasa uyarınca Bulgaristan muhacirlerinden … oğlu …’e verildiğini ve daha sonra da Ağustos 1955 tarih 12 numaralı tapu ile satın aldığı taşınmazı nizasız fasılasız … sıfatıyla zilyet ettiğini, Hazine adına yapılan tespitin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılmış, çekişmeli parsel 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkarılan sahada bırakılmıştır.
Dava dosyası içindeki belgelerden, çekişmeli parselin 2510 Sayılı İskan Yasasının 30. maddesi hükmüne göre iskan yoluyla verilip, 1936 yılında tapuya tescil edildiği ve daha sonra da satış yoluyla Ağustos 1955 tarih 12 nolu tapu ile davacı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında öncesinin orman olduğu anlaşılmaktadır. 2510 Sayılı Yasanın 21. maddesinde iskan yoluyla dağıtılacağı öngörülen arazi türleri arasında ormanlar bulunmamaktadır. Anayasanın 169. maddesi gereğince ormanlar hiç bir suretle daraltılamaz. Öncesi orman olan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapunun hukuki değeri bulunmamaktadır. 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi ile getirilen, orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerde zilyetliğe, eski tapu kayıtları ile iskan yoluyla oluşturulan tapu kayıtlarına değer verileceği konusundaki hükümler Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün, 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün ve 1988/35 – 1989/13 sayılı kararları ile iptal edilmiştir. 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmeyen hükümleri de 03.03.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, öncesi orman olan taşınmazlar tapu ve zilyetlik yoluyla özel mülke konu olmaz. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tapu kaydı geçerli kabul edilerek ve tapu kaydının dava dışı 2434 parsele revizyon gördüğü de düşünülmeden davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.