YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6931
KARAR NO : 2015/997
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 05/04/2011 tarihli kararın, 20/05/2011 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak tebligatın yapıldığı tarihte sanığın cezaevinde olduğu anlaşılmakla, sanığın eski hale getirme isteminin yerinde, temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … İli Merkezde bulunan .. Alışveriş Merkezine giderek bir adet matkap alıp işyerinde kasiyer olarak çalışan tanık …’ün yanına geldiği, tanığın matkabın değerinin 91 TL olduğunu söyleyerek sanıktan ürün bedelini istediği ancak sanığın yanında Türk Lirası olmadığını, Euro olduğunu söylemesi üzerine, daha önce bu şekilde işlem yapmayan tanığın sanığı işyerinde çalışan tanık …’na yönlendirdiği, sanığın tanık .. ile birlikte işyeri sahibi şikayetçi …’nin yanına gittiği, şikayetçinin parayı inceledikten sonra paranın değerini bilmediğini, sahte olup olmadığını anlayamayacağını belirtip bu
parayı kendi işyerinde kullanamayacağını söylediği ve tanık Hakan’a da durumu izah ettikten sonra, tanık ile sanığın birlikte şikayetçinin yanından ayrıldıkları, tanık Hakan’ın başka müşterilerle ilgilenmeye devam ettiği sırada sanığın tekrar kasiyer tanık Seda’nın yanına giderek kendisine paranın Türk Lirası olarak bozdurulmasında bir sakınca olmadığının söylendiğini belirttiği, bunun üzerine tanık Seda’nın sanığın vermiş olduğu gerçekte 103.73 TL değerinde olan 1 adet 500 İsveç Kronunu, Merkez Bankası Euro kuru üzerinden toplamda 1.050 TL olarak bozduğu, 1.050 TL içerisinden matkap değeri olan 91 TL almak istediğinde sanığın tanığa eşinin de alışveriş merkezinde alışveriş yaptığını hepsini birlikte ödeyeceğini söyleyerek tanıktan paranın tamamını aldığı ve bir süre sonra iş yerinden ayrıldığının iddia edildiği olayda, sanık, şikayetçi ve tanık beyanları, görüntü izleme ve fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.