Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/5231 E. 2014/9428 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5231
KARAR NO : 2014/9428
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2013
NUMARASI : 2011/102-2013/636

Yanlar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ve dahili davalılar vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi,gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;çekişme konusu üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış 3 adet dükkan (market,kıraathane,kasap) ile 1 adet daireden oluşan bina bulunan 628,00 m2 yüzölçümlü 6463 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacının 30.12.2009 tarihinde trampa yolu ile 143/314 oranında paydaş olduğu,davalı ve dahili davalıların murisi İ… O..’ın ise 223/628 oranında paydaş olduğu, dava dışı Çankaya Belediyesinin de payının bulunduğu taşınmaz üzerindeki 3 adet dükkan ile 1 adet dairenin paydaşlar dışındaki kişiler tarafından kiracı sıfatıyla kullanıldığı, davacının çekişme konusu binadaki dükkanlar ve dairenin davalı tarafından kiraya verilip kira bedellerinin toplandığını,ihtara rağmen davalının aldığı kira gelirlerinden payını vermediğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı,yargılama sırasında ise İ.. O..’ın davalı dışındaki diğer yasal mirasçılarının da davaya dahil edildikleri anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olaya gelince;taşınmaz “arsa” vasfıyla kayıtlı olup, üzerinde bulunan ve davacının kabulünde de olduğu gibi davalı ve dahili davalıların murisi tarafından yaptırılan bina davalının tasarrufundadır. Buna göre taşınmazın hakim vasfı ve binanın aidiyeti gözetildiğinde,davacının taşınmazda kullandığı veya çekişmesiz olarak kullanabileceği bir yerin bulunup bulunmadığı hususunda mahkemece bir irdeleme ve belirleme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, taraflar arasındaki çekişme ile ilgili olarak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1323 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyası da gözetilerek araştırma ve inceleme yapılması,keşfen taşınmazın zeminde kullanım durumunun tespiti ve davacının çekişme konusu taşınmazda kullandığı veya çekişmesiz olarak kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması,kullandığı veya çekişmesiz olarak kullanabileceği yer olduğunun anlaşılması halinde davanın reddi,aksi halde taşınmaz üzerindeki binanın yapılmasında davacının katkısının olmadığı (binanın tamamının davalı ve dahili davalıların murisinin yaptırdığı) anlaşıldığından davacının zeminde 143/314 paydaş olduğu gözetilerek ve davalı ile dahili davalıların sorumlulukları belirlenerek, zemin (arsa) geliri üzerinden ecrimisil hesabı yapılarak davacının payı oranında ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı ve dahili davalılar vekilinin temyiz itirazı belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.