Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/8690 E. 2014/14158 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8690
KARAR NO : 2014/14158
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2013
NUMARASI : 2012/482-2013/550

Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davalının, ecrimisil isteğine konu taşınmazı diğer paydaşların rızası ile kullandığını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu üzerinde kat mülkiyeti kurulu ..parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümün tarafların ortak murisi O. A. adına kayıtlı iken murisin 03.01.1986 tarihinde ölümü ile 12.03.2009 tarihinde mirasçıları adına 1/8 paylarla intikal ettirildiği, davacı ve davalı paylarının da 1/8 olduğu, davacının 20 yıldır taşınmazın davalı kullanımında olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davalının da taşınmazı bu güne kadar diğer mirasçıların rızası ile kullandığını savunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere; paydaşlar (kural olarak) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi ise; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan; intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re’sen araştırılarak saptanması gerekmektedir.
Somut olayda ise, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davaya konu edilen bağımsız bölümün uzun yıllardır davalı kullanımında olduğu kendi kabulü ile sabittir. Davacı, 07.12.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davalıdan sözlü olarak ecrimisil istediğinde bulunduğunu belirtmiş, bu iddiasını ispat için de aynı dilekçede tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece, davacı tanığı dinlenmediği gibi, davalı tanıkları da dinlenmeden karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca; taraf tanıklarının dinlenilmesi, davalı kullanımında bulunan taşınmaz için davacı paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlama isteğini davalıya bildirip bildirmediği konusuna açıklık getirilmesi, böylece dava şartı niteliğinde olan intifadan men koşulunun oluşup oluşmadığı saptandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazlı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.