Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2018/7275 E. , 2021/6361 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/7275
Karar No : 2021/6361
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına … tarihleri arasında … oranında, … tarihleri arasında … oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı adına şirketin ortağı sıfatıyla ödeme emirleri düzenlenmiş ise de, ödeme emirlerine konu vergiler ile ferileri davacının şirket ortaklığının sona ermesinden sonra istenilen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle mal alışlarına ait giderlerinin kabul edilmemesi ve katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle doğduğundan, gerek borçların doğduğu, gerekse borçların ödenmesi gereken dönemde şirket ortağı olmayan davacının bu borçlar sebebiyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, diğer taraftan, 2005/Nisan ve 2006/Ocak dönemlerine ilişkin yargı harcı borcunun da, davacının şirket ortaklığının sona ermesinden sonra istenilen defter ve belgelerin sunulmaması sebebiyle oluşan vergi ve cezalara karşı açılan davalarda, …. Vergi Mahkemesi’nce verilen … tarihli ve E:…, E:…. sayılı kararlarla doğduğu ve anılan kararların verildiği tarih itibariyle davacının şirket ortağı olmadığı, dolayısıyla sorumluluğunun da bulunmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin davacının bir dönem ortağı olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarından kaynaklandığı, söz konusu borçlara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin usulüne uyun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında tespit edilen iki adet araca haciz şerhi konulduğundan zamanaşımı süresinin kesildiği, söz konusu malvarlığının şirket borçlarını karşılamayacağı anlaşıldığından şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna başvurulduğu, davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı adına .… tarihleri arasında … oranında, … tarihleri arasında …. oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili tarihte yürürlükte bulunan hali ile 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı hükmüne yer verilmiş, Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı hükmü öngörülmüş, 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 3. fıkrasında, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan bozma sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, … tarih ve ….sayılı ödeme emrinin yargı harcına ilişkin kısmına yönelik davalı tarafından ileri sürülen iddialar temyize konu kararın bu hususa ilişkin kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır.
Davalının … tarih ve ….sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmına ilişkin temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; limited şirket ortaklarının şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından hisseleri oranında ve doğrudan doğruya, diğer bir ifade ile kusurlu olmaları aranmaksızın sorumlu tutuldukları; limited şirket ortaklarının sorumluluğunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde kanuni temsilciler için kabul edilen vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan kusurlu sorumluluktan farklı olarak kusursuz sorumluluktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenmeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra ibraz yükümlülüğü gibi diğer bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsayacağına karar verilmiştir.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, 18/09/2019 tarih ve E:2019/212, K:2019/588 sayılı kararı da bu yöndedir.
Olayda dava konusu, … tarih ve …sayılı ödeme emri ile … sayılı ödeme emirinin yargı harcı dışında kalan kısımları yönünden Vergi Mahkemesince, bir dönem şirket ortağı olan davacının hisselerini devretmesinin ardından şirketin kanuni temsilcisi tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; davacının hisselerini devretmesinden sonra, ortak olduğu döneme ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu olduğu sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesince, davacının sorumlu olduğu dönemler ve dava konusu ödeme emirlerinin içeriği borçlar ve dayanağı olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği hususları da dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin yargı harcına ilişkin kısmına yönelik hüküm fıkrasının ONANMASINA, …. tarih ve … sayılı ödeme emirleri ile 10 sayılı ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.