Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/6233 E. , 2021/6358 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6233
Karar No : 2021/6358
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına … tarihleri arasında … oranında, …. tarihleri arasında 575/2500 oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …. sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosya içerisinde yer alan belgelerden, davacının … Alüminyum İmalat Pazarlama Limited Şirketi’nin 875/2500 paylı ortağı olduğu, 05/08/2004 tarihli sözleşme ile hisselerini … devrederek ortaklıktan ayrıldığı, yine … tarihli sözleşme ile …’dan şirketin hisselerini devralarak 575/2500 paylı ortağı olduğu, 27/07/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile de hisselerinin tamamını … devrederek ortaklıktan ayrıldığının anlaşıldığı, davacının amme alacaklarından sorumlu olup olmadığının tespiti açısından her bir ödeme emrinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği; 16 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların 2006/1-12 dönemine ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile 2007/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası olduğu, davacının 2006 yılı itibariyle şirkette ortaklığının bulunmadığı, 2007/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasının asıl borçlu şirketten takibi için düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket kanuni temsilcisi ….’ın “… Mah. …. Sokak No:…, … Apt. …/…” adresinde babası ….’ın imzasına tebliğ edildiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, tebliğin ancak mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılabileceği ve şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirket kanuni temsilcisi yerine şirketle ilgisi bulunmayan kişiye tebliğ edildiğinden hareketle, asıl borçlu şirket adına yapılan tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesine uygun olduğunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığından, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, … takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden 2009 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile 2009/4-6 dönemine ilişkin gecikme zammı olduğu, amme alacaklarının asıl borçlu şirketten takibi için düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket kanuni temsilcisi ….’ın “… Mah. …. Sokak No…, … Apt. ….” adresinde babası …’ın imzasına tebliğ edildiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, tebliğin ancak mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılabileceği ve şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirket kanuni temsilcisi yerine şirketle ilgisi bulunmayan kişiye tebliğ edildiğinden hareketle, asıl borçlu şirket adına yapılan tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesine uygun olduğunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığından, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, 22 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2007/1 ila 10 dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi olduğu, davacının şirkete ortaklığının 27/12/2007 tarihli hisse devri sözleşmesi ile başladığı dikkate alındığında, söz konusu borçlardan sorumlu tutulamayacağından tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, … takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede;
ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2007/11 ve 12 dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi olduğu, davacının şirkete ortaklığının 27/12/2007 tarihli hisse devri sözleşmesi ile başladığı dikkate alındığında, 2007/11 dönemine ilişkin borçlardan sorumlu tutulamayacağı, 2007/12 dönemine ilişkin borçlar ise davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamaktaysa da, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 11/07/2011 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunduğundan, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, ayrıca ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirketten takibi amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket kanuni temsilcisi ….’ın “… Mah. …. Sokak No:…, … Apt. ….” adresinde babası …’ın imzasına tebliğ edildiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, tebliğin ancak mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılabileceği ve şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, şirket kanuni temsilcisi yerine şirketle ilgisi bulunmayan kişiye tebliğ edildiğinden hareketle, asıl borçlu şirket adına yapılan tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 94. maddesine uygun olduğunun kabulüne hukuken imkan bulunmadığı, 24 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2004 ila 2006 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile yargı harcı olduğu, davacının şirkete ortaklığının 05/08/2004 tarihli hisse devri sözleşmesi ile sona erdiği dikkate alındığında, 2004/9 ila 12 dönemleri ve 2005, 2006 yıllarına ilişkin borçlardan sorumlu tutulamayacağı, 2004/7,8 dönemine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi borçları ise davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamaktaysa da, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 02/09/2009 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı, 2004/8 dönemine ilişkin yargı harcı borcunun da … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla doğduğu ve karar tarihi itibariyle davacının şirket ortağı olmadığı açık bulunduğundan, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan, ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirketten takibi amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket ve şirket temsilcisi …’a bilinen adreslerinden taşınmış olmaları sebebi ile ulaşılamadığından 18/12/2013 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, ancak …’a ödeme emri tebliği denenmeden önce 15/12/2012 tarihinde … Mah. …. Sokak No:5/1, … Apt. ….” adresinde kendisine iki nolu ihbarnamelerin tebliğ edildiği, yine ödeme emri tebliği denendikten sonra … tarihinde aynı adreste kendisine defter belge isteme yazısının tebliğ edildiği görüldüğünden, …’ın bilinen adresinden taşınmış olduğu hususundaki tespitin gerçeği yansıtmadığı, tebliğin yapılmasında gerekli hassasiyetin gösterilmediği anlaşıldığından, usule uygun olarak gerçekleştirilmiş tebliğden de söz edilemeyeceği, 28 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2007 ve 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi, özel usulsüzlük cezası ile yargı harcı olduğu, davacının şirkete ortaklığının 27/12/2007 tarihli hisse devri sözleşmesi ile başladığı dikkate alındığında, 2007/11 dönemine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi borçlarından sorumlu tutulamayacağı, 2009/4 ila 7 dönemine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile özel usulsüzlük cezası borçları ise davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamaktaysa da, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 02/09/2009 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı, 2007/11 ve 2009/5 dönemine ilişkin yargı harcı borcunun da …. Vergi Mahkemesi’nin …. tarih ve E:…, sayılı kararlarıyla doğduğu ve karar tarihi itibariyle davacının şirket ortağı olmadığı açık bulunduğundan, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, diğer taraftan, ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirketten takibi amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin şirket ve şirket temsilcisi …’a bilinen adreslerinden taşınmış olmaları sebebi ile ulaşılamadığından 18/12/2013 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, ancak …’a ödeme emri tebliği denenmeden önce 15/12/2012 tarihinde … Mah. …. Sokak No:… … Apt. …” adresinde kendisine iki nolu ihbarnamelerin tebliğ edildiği, yine ödeme emri tebliği denendikten sonra 25/06/2013 tarihinde aynı adreste kendisine defter belge isteme yazısının tebliğ edildiği görüldüğünden, ….’ın bilinen adresinden taşınmış olduğu hususundaki tespitin gerçeği yansıtmadığı, tebliğin yapılmasında gerekli hassasiyetin gösterilmediği anlaşıldığından, usule uygun olarak gerçekleştirilmiş tebliğden de söz edilemeyeceği, 29 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ile özel usulsüzlük cezası olduğu, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi borçları davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamaktaysa da, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 07/06/2013 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı, ödeme emrinin 2008/1-12 dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı yönünden ise, borcun şirketten takibi amacıyla düzenlenen 26/02/2014 tarih ve 6 takip numaralı ödeme emrinin şirkete ve şirket müdürüne ulaşılamaması nedeniyle ilanen tebliğ edildiği, davalı idare tarafından …’ın ikamet adresinde 21/11/2013 ve 18/03/2014 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanakları ile …’ın 12/11/2013 tarihinde vefat ettiğinin tespit edilmesine rağmen asıl borçlu şirkete yapılan ilanen tebliğe ilişkin tebligatın 17/03/2014 tarihinde vefat ettiği bilinen ….’ın adresine tebliğe çıkarıldığı, ödeme emrinin …’ın dışında diğer şirket ortağı ….’e tebliğ edilmeye çalışılması gerekirken bu yönde herhangi bir çaba gösterilmediğinden ve ilanen tebliğin yasanın aradığı usule uygun olmadığından, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği, 30 takip numaralı ödeme emri bakımından yapılan değerlendirmede; ödeme emri içeriği borçların defter belge ibraz etmeme nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin düzenlenen vergi inceleme raporuyla reddi neticesinde tahakkuk eden 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi olduğu, borçlar davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamaktaysa da, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 07/06/2013 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağından, tanzim edilen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden; davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına tescilli … plaka numaralı iki adet araç bulunduğu tespit edilmesine karşın, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirketin ortağı sıfatıyla davacının sorumluluğuna başvurulduğunun anlaşıldığı, olayda asıl borçlu olan şirket adına tescilli araçlar satılarak kamu alacağını tamamen veya kısmen karşılamadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra şirketin ortağı sıfatıyla davacının takibi gerekirken, bu yapılmaksızın alacağın tahsili amacıyla şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinde ve … takip numaralı ödeme emrinin 2007 yılına ait vergi ziyaı cezasına yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; Vergi Mahkemesinin dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin 2006 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmı ile … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine; … takip numaralı ödeme emrinin 2007 yılına ait vergi ziyaı cezasına yönelik kısmı ile …. takip numaralı ödeme emrinin iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun ise belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin davacının bir dönem ortağı olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarından kaynaklandığı, söz konusu borçlara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin usulüne uyun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında tespit edilen iki adet araca haciz şerhi konulduğundan zamanaşımı süresinin kesildiği, söz konusu malvarlığının şirket borçlarını karşılamayacağı anlaşıldığından şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna başvurulduğu, davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı adına davacı adına … tarihleri arasında … oranında, …. tarihleri arasında 575/2500 oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili tarihte yürürlükte bulunan hali ile 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı hükmüne yer verilmiş, Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı hükmü öngörülmüş, 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 3. fıkrasında, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.
213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükte bulunan “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2006 yılına ait iki adet kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme zammına ilişkin hüküm fıkrası; … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin yargı harcına ilişkin hüküm fıkrası ve … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, …. tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2007 yılına ait vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkrası ile … sayılı ödeme emrine ilişkin fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi’nce söz konusu ödeme emirlerinin iptaline ilişkin olarak verilen Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf istemi; davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına tescilli … ve … plaka numaralı iki adet araç bulunduğunun tespit edildiği ve olayda asıl borçlu olan şirket adına tescilli araçlar satılarak kamu alacağını tamamen veya kısmen karşılamadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra şirketin ortağı sıfatıyla davacının takibi gerekirken, bu yapılmaksızın alacağın tahsili amacıyla şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinde ve …. tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 2007 yılına ait vergi ziyaı cezasına yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden; … plaka numaralı … model … Omega Markalı otomobil ile … plaka numaralı 1998 model Mobylette marka motorlu bisikletin, şirket adına düzenlenen yüksek tutarlı ödeme emirleri içeriği borçların tahsili için yeterli olmadığı anlaşıldığından ve amme alacağının asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilemeyeceği idarece ortaya konulduğundan Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmeksizin davalı idarenin istinaf isteminin reddedilmesinde hukuka uyarılık görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, …, …. sayılı ödeme emirleri ile 24 ve 28 sayılı ödeme emirlerinin yargı yarcı dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; limited şirket ortaklarının şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından hisseleri oranında ve doğrudan doğruya, diğer bir ifade ile kusurlu olmaları aranmaksızın sorumlu tutuldukları; limited şirket ortaklarının sorumluluğunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde kanuni temsilciler için kabul edilen vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan kusurlu sorumluluktan farklı olarak kusursuz sorumluluktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenmeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra ibraz yükümlülüğü gibi diğer bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsayacağına karar verilmiştir.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, 18/09/2019 tarih ve E:2019/212, K:2019/588 sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda dava konusu, … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin yargı harcı dışında kalan kısmı ile … sayılı ödeme emri yönünden Vergi Mahkemesince, davacının ödeme emri içeriği borçların bir kısmı için davacının ilgili dönemde şirket ortağı olmadığı ve söz konusu ödeme emirlerinin dayanağı olarak, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği gerekçeleriyle birlikte yapılan incelemede bir dönem şirket ortağı olan davacının hisselerini devretmesinin ardından şirketin kanuni temsilcisi tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; davacının hisselerini devretmesinden sonra, ortak olduğu döneme ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu olduğu anlaşılmakla birlikte; … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin bir kısmına yönelik olarak davacının ilgili dönemlerde şirket ortağı olmadığı ve dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği görüldüğünden, davayı bu kısımlar yönünden kabul eden Vergi Mahkemesi kararında ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Vergi Mahkemesince; dava konusu, 30 sayılı ödeme emri yönünden, yapılan incelemede bir dönem şirket ortağı olan davacının hisselerini devretmesinin ardından şirketin kanuni temsilcisi tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle; 23 sayılı ödeme emri yönünden ise; bu gerekçeyle birlikte ödeme emri içeriği borçların bir kısmı için davacının ilgili dönemde şirket ortağı olmadığı, söz konusu ödeme emrinin dayanağı olarak, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; davacının hisselerini devretmesinden sonra, ortak olduğu döneme ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu olduğu, ayrıca … sayılı ödeme emrinin dayanağı olarak, asıl borçlu şirket adına düzenlenen düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin şirket kanuni temsilcisi …’ın ikametgah adresinde babası ….’ın imzasına tebliğ edildiği dolayısıyla; uyuşmazlığa konu dönem itibarıyla tüzel kişilere bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamakla birlikte tebliğ edilecek evrakın kanuni temsilciye ya da ikametgâh adreslerinde bulunanlara tebliğ edilmiş olması tebliği hukuka aykırı kılan bir neden olarak görülemeyeceğinden ve bilinen işyeri adresinde bulunmayan asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 02/12/2020 tarih ve E:2020/968, K:2020/1300 tarihli kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının sorumlu olduğu dönemler ve dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği hususları da dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, söz konusu ödeme emirlerinin belirtilen gerekçelerle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 2006 yılına ait iki adet kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme zammına ilişkin kısmı, … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin yargı harcına ilişkin kısmı ve … tarih ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının ONANMASINA, … tarih ve … sayılı ödeme emri ile … ve … sayılı ödeme emirlerinin yargı harcı dışında kalan kısmının yukarıda beliritilen gerekçeyle ONANMASINA, … tarih ve …. sayılı ödeme emrinin 2007 yılına ait vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkrası ile … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.