Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/5781 E. , 2021/6359 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5781
Karar No : 2021/6359
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, …. tarihleri arasında … oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, E:… sayılı kararıyla; dava konusu …. tarih ve … nolu ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirket tarafından verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden 2009 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile 2009/Nisan-Haziran dönemine ilişkin gecikme zammı ile kanuni süresinden sonra verilen düzeltme beyannamesi üzerine tahakkuk eden vergi ziyaı cezası borcuna ilişkin olduğu, dava konusu … tarih ve …. nolu ödeme emri içeriği vergi borçlarının ise asıl borçlu şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporu ile şirketin katma değer vergisi indirimlerinin reddedilerek katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi neticesinde tahakkuk eden 2007/1Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi borçlarına ilişkin olduğu, bu ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının şirket tüzel kişiliğinden takibi amacıyla düzenlenen … tarih ve … takip nolu, … tarih ve … takip nolu, … tarih ve … takip nolu ödeme emirlerinin şirketin bilinen adresi yerine şirket kanuni temsilcisi …’ın ikamet adresine tebliğe çıkarılarak … tarihinde babası …’a tebliğ edildiği görülen olayda şirket kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde şirket adına yapılacak tebliğin bizzat ilgilisine yapılması gerekmekte olup böyle bir tebliğ o adreste bulunanı değil şirketi ilgilendirir nitelikte olduğundan şirket adına yapılacak tebliğ işlemlerinde ilgilisinin o anda adreste bulunmaması halinde tebligat şirketle ilgisi olmayan kişilere yapılamayacağı gibi ilgili tebliğ alındısının tetkikinden, tebligatın neden ilgilisi olan şirketin kanuni temsilcisi yerine temsilcinin babasına tebliğ edildiğine ilişkin bir açıklama ya da şerh de yazılmadığının saptandığı, bu itibarla kanuni temsilcinin ikamet adresinde babasına yapılan ve şirketi ilgilendiren tebligat, usulsüz olduğundan ve bu tebligata dayanılarak alacağın şirket adına usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu … tarih ve …. nolu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca, dava konusu … tarih ve … takip nolu ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporuyla şirketin katma değer vergisi indirimlerinin reddedilerek katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi neticesinde tahakkuk eden 2007/Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi borçlarına ilişkin olduğu, davacının şirkete ortaklığının ise 27/12/2007 tarihli hisse devri sözleşmesi ile başladığı dikkate alındığında, 2007/Ekim, Kasım dönemine ilişkin borçlardan sorumlu tutulamayacağı, 2007/Aralık dönemine ilişkin borçlardan ise davacının 27/12/2007 ile 31/12/2007 tarihleri arasındaki dönemde sorumluluğu bulunmakta ise de, davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 11/07/2011 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunduğundan, dava konusu …. tarih ve … takip nolu ödeme emrinde bu yönden de hukuka uygunluk görülmediği, davanın … tarih ve … takip nolu ödeme emrine ilişkin kısmı incelendiğinde; uyuşmazlıkta, dava konusu … tarih ve … takip nolu ödeme emri içeriği borçların asıl borçlu şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporuyla şirketin katma değer vergisi indirimlerinin reddedilerek katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi neticesinde tahakkuk eden 2007/Kasım,Aralık ile 2009/Nisan-Temmuz dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi, özel usulsüzlük ve yargı harcı borçlarına ilişkin olduğu, davacının şirkete ortaklığının 27/12/2007 tarihli hisse devri sözleşmesi ile başladığı 27/07/2009 hisse devri sözleşmesi ile sona erdiği dikkate alındığında, 2007/Ekim,Kasım dönemine ilişkin borçlardan sorumlu tutulamayacağı, 2007/Aralık dönemine ilişkin borçlardan 27/12/2007 ile 31/12/2007 tarihleri arasındaki dönemde, 2009/Nisan-Temmuz dönemlerine ilişkin borçlardan ise bu dönemlerin tamamından sorumluluğu bulunmakta ise de davacının sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 11/07/2011 ve 25/06/2013 tarihli tebligatların gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı, 2007/Kaım ve 2009/Mayıs dönemlerine ilişkin yargı harcı borcunun da …. Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… sayılı kararlarıyla doğduğu ve karar tarihi itibariyle davacının şirket ortağı olmadığı açık bulunduğundan, dava konusu 15/05/2017 tarih ve 03 takip nolu ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği, davanın … tarih ve … takip nolu ödeme emrine ilişkin kısmı incelendiğinde ise; ödeme emrine konu olan vergi ve cezaların kamu alacağı niteliği kazanması için ödeme emrine karşı açılan davalarda öncelikle, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin tespitinin zorunlu olduğu, usulüne uygun tebliğ söz konusu değilse kamu alacağının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği, dava konusu ödeme emri içeriğindeki vergi ve ceza borçlarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen .. tarih ve … takip nolu, … tarih ve … takip nolu ödeme emirlerinin şirketin kanuni temsilcisi ….’ın ikamet adresi olan “… Mah. … Sk. No:…” adresine tebliğe çıkartılmasına rağmen …’ın vefat etmesi nedeniyle tebliğ edilemediği, bunun üzerine söz konusu ödeme emrinin 20/06/2014 tarihinde ilanen tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde, …’ün ortağı olduğu …. Alüminyum İmalat Ve Paz. Ltd. Şti.’nin 28/07/2009 tarihinde tescil edilen 20/07/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca …’ın şirket müdürü olarak atandığı, davalı idare tarafından …’ın ikamet adresinde 21/11/2013 ve 18/03/2014 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanakları ile …’ın 12/11/2013 tarihinde vefat ettiğinin tespit edilmesine rağmen asıl borçlu şirkete yapılan ilanen tebliğe ilişkin tebligatın 12/11/2013 tarihinde vefat ettiği bilinen …’ın adresine tebliğe çıkarıldığı, … dışında … isimli başka bir ortağı bulunan … Alüminyum İmalat Ve Paz. Ltd. Şti.’nin kanuni temsilcisinin vefat ettiğinin tespit edilmesi üzerine, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve .. takip nolu, … tarih ve … takip nolu ödeme emirlerinin diğer şirket ortağı …’e tebliğ edilmeye çalışılması gerekirken bu yönde herhangi bir çaba gösterilmediği görüldüğünden bu haliyle ilanen tebliğin yasanın aradığı usule uygun olmadığı sonucuna varıldığı, bu itibarla dava konusu ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca ödeme emri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ yapıldığı dava konusu olayda ortaya konulamadığından, asıl borçlu şirketin borçlarından dolayı, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen …. tarih ve … takip numaralı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca … tarih ve … takip numaralı ödeme emri içeriğindeki vergi borçlarından 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi borçlarının (2008/1-12 dönemi özel usulsüzlük cezası dışındaki borçlar) asıl borçlu şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporuyla şirketin katma değer vergisi indirimlerinin reddedilerek katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi neticesinde tahakkuk ettiği, davacının sorumluluğu ise ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin 11/07/2011 tarihli tebligatın gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan “defter ve belge ibraz etmeme” eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunduğundan, dava konusu … tarih ve … takip nolu ödeme emrinin 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme faizi borçlarına ilişkin kısımlarında bu yönden de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden; davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına tescilli … plaka numaralı iki adet araç bulunduğu tespit edilmesine karşın, kamu alacağının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle şirketin ortağı sıfatıyla davacının sorumluluğuna başvurulduğunun anlaşıldığı, olayda asıl borçlu olan şirket adına tescilli araçlar satılarak kamu alacağını tamamen veya kısmen karşılamadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra şirketin ortağı sıfatıyla davacının takibi gerekirken, bu yapılmaksızın alacağın tahsili amacıyla şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; Vergi Mahkemesi kararının dava konusu … tarih ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, … tarih ve …. sayılı emrinin iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun ise belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin davacının bir dönem ortağı olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’nin vergi borçlarından kaynaklandığı, söz konusu borçlara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin usulüne uyun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında tespit edilen iki adet araca haciz şerhi konulduğundan zamanaşımı süresinin kesildiği, söz konusu malvarlığının şirket borçlarını karşılamayacağı anlaşıldığından şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna başvurulduğu, davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı adına, … tarihleri arasında … oranında ortak olduğu … Alüminyum İmalat ve Pazarlama Ltd. Şti.’ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen …. tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ilgili tarihte yürürlükte bulunan hali ile 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı hükmüne yer verilmiş, Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı hükmü öngörülmüş, 58. maddesinde ise; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları; 5766 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen ve 6.6.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 3. fıkrasında, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.
213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükte bulunan “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin yargı harcına ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idare tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; limited şirket ortaklarının şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından hisseleri oranında ve doğrudan doğruya, diğer bir ifade ile kusurlu olmaları aranmaksızın sorumlu tutuldukları; limited şirket ortaklarının sorumluluğunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde kanuni temsilciler için kabul edilen vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan kusurlu sorumluluktan farklı olarak kusursuz sorumluluktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenmeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra ibraz yükümlülüğü gibi diğer bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsayacağına karar verilmiştir.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu durumda dava konusu, … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden; Vergi Mahkemesince, söz konusu ödeme emrinin dayanağı olarak, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği gerekçesiyle birlikte yapılan incelemede bir dönem şirket ortağı olan davacının hisselerini devretmesinin ardından şirketin kanuni temsilcisi tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; davacının hisselerini devretmesinden sonra, ortak olduğu döneme ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu olduğu anlaşılmakla birlikte; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği görüldüğünden, davayı bu kısımlar yönünden kabul eden Vergi Mahkemesi kararında ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararı’nın, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmı ile … sayılı ödeme emrine ilişkin fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
Vergi Mahkemesince, … sayılı ödeme emri yönünden yapılan incelemede, davacının ödeme emri içeriği borçların bir kısmı için davacının ilgili dönemde şirket ortağı olmadığı ve bir dönem şirket ortağı olan davacının hisselerini devretmesinin ardından şirketin kanuni temsilcisi tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, … sayılı ödeme emri yönünden ise; bu gerekçeyle birlikte, bu gerekçeyle birlikte söz konusu ödeme emrinin dayanağı olarak, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği belirtilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesince davalının istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; davacının hisselerini devretmesinden sonra, ortak olduğu döneme ilişkin defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden sorumlu olduğu ayrıca … sayılı ödeme emrinin dayanağı olarak, asıl borçlu şirket adına düzenlenen düzenlenen … tarih ve … takip nolu, .. tarih ve … takip nolu, … tarih ve … takip nolu ödeme emirlerinin şirket kanuni temsilcisi …’ın ikametgah adresinde babası …’ın imzasına tebliğ edildiği dolayısıyla; uyuşmazlığa konu dönem itibarıyla tüzel kişilere bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamakla birlikte tebliğ edilecek evrakın kanuni temsilciye ya da ikametgâh adreslerinde bulunanlara tebliğ edilmiş olması tebliği hukuka aykırı kılan bir neden olarak görülemeyeceğinden ve bilinen işyeri adresinde bulunmayan asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun …. tarih ve E:…, K:…. tarihli kararı da bu yöndedir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının sorumlu olduğu dönemler ve dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği hususları da dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, söz konusu ödeme emirlerinin belirtilen gerekçelerle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının … tarih ve … ödeme emrine ilişkin fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi’nce söz konusu ödeme emrinin iptaline ilişkin olarak verilen Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf istemi; davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına tescilli … ve … plaka numaralı iki adet araç bulunduğunun tespit edildiği ve olayda asıl borçlu olan şirket adına tescilli araçlar satılarak kamu alacağını tamamen veya kısmen karşılamadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra şirketin ortağı sıfatıyla davacının takibi gerekirken, bu yapılmaksızın alacağın tahsili amacıyla şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden… plaka numaralı 1997 model .. Omega Markalı otomobil ile … plaka numaralı 1998 model Mobylette marka motorlu bisikletin, şirket adına düzenlenen yüksek tutarlı ödeme emirleri içeriği borçların tahsili için yeterli olmadığı anlaşıldığından ve amme alacağının asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilemeyeceği idarece ortaya konulduğundan Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davalı idarenin istinaf isteminin belirtilen gerekçeyle reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin yargı harcına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 15/05/2017 tarih ve … sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.