YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/2011
KARAR NO : 2010/4766
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/08/21839
MAHKEMESİ : (İSTANBUL) İkinci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesİ
TARİHİ VE NO : 14/11/2007-1940/193
SUÇ : Kasten öldürme
Çocuk yaştaki İ.. G..’i öldürmekten sanık E.. K..’nın yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (İSTANBUL) İkinci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14/11/2007 gün ve 1940/193 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafi tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
TCK.nun 31. Maddesinin gerekçesinde de açıklandığı gibi 15 yaşından küçük sanığın yargılama konusu eylemin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığının yada irade yeteneğinin azalıp azalmadığının, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 35. Maddesi gereğince alınan sosyal çalışma uzmanı raporu ile hekim raporu da dikkate alınarak bizzat mahkemece belirlenmesi gereği yerine getirilmeden gerekçede yalnızca bu raporların içeriğine yer vermekle yetinilerek hüküm kurulması,
Usule aykırı ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 22/06/2010 gününde Üye Şerafettin İste ve Üye M.Ş..’in dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, bu nedenle usul bozması yapılmasına yer olmadığına dair karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
5395 sayılı TCK.nun -5377 sayılı Yasanın 5 . maddesi ile değişikliğinden önceki tarihli- 31/2. maddesinde, 12-15 yaş grubunda olan çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde bu kişiler hakkında, suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 12 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 7 yıldan 9 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur, diğer hallerde cezanın üçte ikisi indirilir ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 6 yıldan fazla olamaz denilmektedir.
TCK.nun 31. maddesinin gerekçesinde “ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hakimi tarafından tespit edilir. Ancak bu belirlenmeden önce küçüğün yaşı, içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hakimi hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır” denilmektedir. Görüldüğü gibi kanunda yazılı olmayan hükümler gerekçede yazılmıştır. Hakimi bağlayıcı olan gerekçe değil kanunun metin kısmıdır.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kaldı ki daha 5395 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden, mahkemece sanık İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, 25.10.2004 ile 28.10. 2004 tarihleri arasında 3 gün müşahade altında tutulup, rorschach testi ve kent egy testleri uygulanarak yapılan tetkikler sonucunda, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi tarafından 28.10.2004 tarihinde verilen rapor ile sanığın suç tarihinde kasten adam öldürmek suçunun farik ve mümeyyizi olduğu kanaati bildirilmiş, sosyal hizmet uzmanı Oben Südütemiz’in sunduğu 28.10.2004 tarihli sosyal inceleme raporu ile sanığın kişisel ve ailevi durumu ile sosyo – ekonomik yapısı incelenmiş, mahkeme tarafından sanık hakkındaki tüm tıbbi belgeler ve adli tahkikat dosyası eklenerek evrak Adli Tıp Kurumuna yeniden gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu 6 İhtisas Kurulunun 14.02.2005 tarihli raporu ile sanığın suç tarihinde sanığı bulunduğu kasten adam öldürmek suçuna karşı farik ve mümeyyiz olduğu oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Suç tarihinden temyiz incelemesi yapılan güne kadar, 6 yıl 2 ay 5 gün geçmiştir. Sanık bu gün itibariyle 20 yıl 9 ay 11 gün yaşındadır. Bu nedenle suç tarihinden yaklaşık 6 yıl geçtikten sonra, 20 yaşını bitirip 21 yaş içinde olan sanık hakkında mahkemenin farik ve mümeyyizlik konusunda yeniden tespit yapması sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan sosyal inceleme raporu ile Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi ve 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporların yeterli olduğu ve usul bozması yapılmasına yer olmadığına dair karşı düşüncede olduğumuzdan, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.