Danıştay Kararı 4. Daire 2017/4301 E. 2021/7767 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/4301 E.  ,  2021/7767 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/4301
Karar No : 2021/7767

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2010 yılı kurumlar vergisi ile 2010/4-6 dönemi geçici verginin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; uyuşmazlık konusu tarhiyata ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin davacı şirket ile aynı adresi paylaşan başka bir şirketin çalışanına tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu ve davacının usulsüz tebligatı en geç davanın açıldığı tarih olan 29/01/2016 tarihinde öğrendiği ve bu tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği, bu haliyle de davaya konu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Cezalı tarhiyatın yerinde olduğu ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının caiz olduğu, 94. maddesinde, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı ve muhatap yerine bu şekilde kendisine tebligat yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği, 100. maddesinde ise, bilinen adrese gönderilen mektupların posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. Aynı Kanunun bilinen adresleri düzenleyen 101. maddesinin uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan halinde ise; 1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler, 3. İşi bırakmada bildirilen adresler, 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, 5. Yoklama fişinde tespit edilen adresler, 6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, 7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla), 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tespit edilen adresleri, bilinen adresler olarak sayılmış olup, mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın nazara alınacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket adresinin 18/01/2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla “…Cad. …Sok. No: …” adresinden “…Cad. No:…” adresine taşındığı ve buna ilişkin kararın 12/02/2016 tarihinde tescil edilerek 18/02/2016 tarih ve 9014 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu ihbarnamelerin tebliğine ilişkin 31/12/2015 tarihli tebliğ alındısı incelendiğinde ise, işyeri adresi olarak “…Mah. …Sok. No:…” olarak yazıldığı, ancak üzeri çizilerek yeni iş adresi olarak belirtilen ve 2016 yılında tescil ve ilan edilen “…Cad. No:……” adresinde aynı adreste faaliyette olan …Loj. A.Ş. çalışanına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile tespitler bir arada değerlendirildiğinde, Vergi Dava Dairesince her ne kadar dava konusu ihbarnamelerin davacı şirket adresinde, davacı şirketle aynı adreste faaliyette olduğu beyan edilen başka bir şirket çalışanı tarafından tebliğ alınmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle karar verilmiş olsa da, uyuşmazlıkta işyerinde yapılan tebliğin o işyerinde çalışan memur ya da müsdahdemlerden birine yapıldığı ve muhatap yerine bu şekilde kendisine tebligat yapılan şahsın 18 yaşından aşağı olduğu veya bariz bir surette ehliyetsiz bulunduğuna dair bir tespit veya iddiada bulunulmadığı dikkate alındığında davacının işyerinde ve o adreste çalışanlardan birine yapılan tebliğde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak 31/12/2015 tarihinde ihbarnamelerin tebliğ edildiği davacı şirket adresinin, 2016 yılında tescil ve ilan edildiği dikkate alındığında davacı şirketin tebligatın yapıldığı 31/12/2015 tarihi veya öncesinde söz konusu adreste faaliyette bulunduğunun nasıl tespit edildiğinin davalı idare tarafından ortaya konulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle Vergi Dava Dairesince, davacı şirketin 2016 yılında tescil ve ilan edilen adresinde, ihbarnamelerin tebliğ edildiği 31/12/2015 tarihi veya öncesinde de faaliyette bulunduğuna dair davalı idare tarafından 213 sayılı Kanunun 101. maddesi kapsamında usulüne uygun bir tespitte bulunulup bulunulmadığı (davacı tarafından söz konusu adresin kendiliğinden bildirilmesi, yoklama fişi veya bir tutanakla adresin tespit edilmesi vb.) ve davacı şirketin bilinen adresinin nasıl tespit edildiği araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.