Danıştay Kararı 5. Daire 2019/272 E. 2021/4132 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/272 E.  ,  2021/4132 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/272
Karar No : 2021/4132

Temyiz Eden (Davacı) : …
Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / …

İstemin Özeti : Davacı tarafından, davalı idare bünyesinde şoför olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4/1-(g) maddesi uyarınca Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Anayasa Mahkemesi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Davacı tarafından; Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile suç isnadında bulunulamayacağı ve tedbir niteliğini aşan, kalıcı sonuçlara neden olacak düzenleme yapılamayacağı, dava konusu işlemin dayanağı Kanun Hükmünde Kararname’nin masumiyet karinesini ihlal ettiği, savunma hakkın tanınmaksızın kamu görevinden çıkarılmasının Anayasa’ya aykırı olduğu, neyle suçlandığı bildirilmeden tesis edilen dava konusu işleminin hukuka aykırı olduğu, Bylock programını indirmediği ve kullanmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davalı idare tarafından; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile irtibatı, iltisakı, üyeliği veya mensubiyeti olduğu değerlendirilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayı ile kamu görevinden çıkarılacağının öngörüldüğü, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün irtibat aracı olan Bylock isimli haberleşme programını kullandığının … Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2016 tarihli yazısı ile idareye bildirildiği, davacının bu yapı ile ilgisi olduğuna dair sosyal çevre bilgisi, tanıkların beyanları ve soruşturma kapsamında diğer kurum ve kuruluşlardan gelen belgeler dikkate alınarak davacının, söz konusu yapı ile kamu görevinde kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağı olduğu değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ..
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, davacı tarafından dava konusu işlem tesis edilirken hiçbir belge sunulmadığı ve tarafına savunma hakkı tanınmadığı ileri sürülmekte ise de; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edilen dava konusu işlem, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğundan bu şekilde göreve son verme halinde ilgililerin savunmasının alınması zorunlu olmamakla birlikte; İdare Mahkemesi ara kararı ile istenmesi üzerine davalı idarece dosyaya sunulan dava konusu işleme dayanak bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilirken davacının yazılı ve sözlü savunmasının alındığı ve davacının savunmalarında tanık beyanlarına karşı beyanlarda bulunduğu görüldüğünden davacının anılan iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan, davacı hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile “…Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından … nolu telefon hattına ait kayıtlar celp olunmuş, sanık tarafından kullandığı anlaşılan … imei numaralı cihaz ile ilgili kayıtlar ve tüm dosya içeriği dikkate alınarak, sanığın … numaralı GSM hattı üzerinden 11/08/2014 ile 15/01/2015 tarihleri arasında 2871 kez Bylock sunucuları/sistemine ait IP numaraları ile iletişim kurduğu tespit olunmuştur. … Cumhuriyet Başsavcılığına bylock tespit ve değerlendirme tutanağının gönderilmesi için müzekkere yazılmış ise de, verilen cevapta bylock çözüm içeriğinin henüz bulunamadığı belirtilmiştir…
… Bu kapsamda sanığın kullandığı telefonun bylock ıplerine bağlanması ama ID numarasının tespit edilememesinin nedeninin, sisteme bağlantı gerçekleştirmeye çalıştığı ancak kullanıcı adı ve şifrenin oluşturulamamasından kaynaklanabileceği gibi, mevcut ID numarasının verilerinin kurtarılamaması ya da eşleştirmenin yapılamamasından da bulunamayabileceği yada bylock sunucularına tuzak yöntemlerle yönlendirilmesinden kaynaklanmış olabilecektir. Sanığın örgüt ile hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren başka bir delilin ele geçirilememesi nedeniyle CGNAT kayıtlarının tek başına sanığın gerçek bylock kullanıcısı olduğunu gösteren kesin bir delil niteliğinde bulunmadığı değerlendirilmiştir. Zira yukarıda belirtildiği üzere ID numarasının tespit edilememesinin 3 farklı nedenden kaynaklanabileceğinden oluşan şüpheli durumun şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine yorumlanması da gerekmektedir…” gerekçesi ile davacının beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, somut olayda davacının terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.

Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, davacının Bylock programını kullandığının yetkili makamlarca tutanağa bağlandığı ve CGNAT kayıtlarının bulunduğu, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında ise davacının Bylock kullanıcısı olmadığı yönünde herhangi bir tespite yer verilmediği, davacının adına kayıtlı hattı üzerinden 11/08/2014 ile 15/01/2015 tarihleri arasında 2871 kez Bylock sunucuları/sistemine ait IP numaraları ile iletişim kurduğu tespitine yer verildiği görülmekle birlikte, davalı idarece dosyaya sunulan dava konusu işleme dayanak bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.