DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2978 E. , 2021/2668 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2978
Karar No : 2021/2668
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret ve Dağıtım A.Ş.
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2021/653, K:2021/1915 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansına sahip davacı şirket tarafından, bayisine ait akaryakıt istasyonunda 25/01/2011 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, dağıtıcı firmaya ait marka ve logo ile fiyat ilan panosu bulunmadığından bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının 4. maddesinin birinci fıkrasının (ç) ve (ğ) bendine aykırı hareket edildiği gerekçesiyle 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 308.194,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2021/653, K:2021/1915 sayılı kararıyla;
Dairelerinin … tarih ve E:… , K:… sayılı dava konusu Kurul kararının iptaline ilişkin kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/01/2020 tarih ve E:2019/2414, K:2020/134 sayılı kararı ile bozulması üzerine, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek,
Davalı idarenin göreve yönelik itirazı yerinde görülmeyerek davanın esasına geçilmiş,
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesi; “İdarî yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası; 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesi ve yine 7164 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrası; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2, 3 ve 5. maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi hükümlerine yer verilerek;
7164 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde idarî para cezalarının, “Yaptırımlar” başlıklı 20. maddesinde ise, lisans iptalinin düzenlendiği; gerek idarî para cezasının, gerek lisans iptalinin bir idarî yaptırım olduğunda tereddüt bulunmadığı; ancak 5015 sayılı Kanun’da idarî para cezaları ile lisans iptalinin farklı usûl ve esaslara bağlandığı, bu bağlamda 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, onbeş günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbarın, idarî para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği hâlde, idarî para cezası dışındaki idarî yaptırımları düzenleyen 20. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde onbeş günlük süre tanıyan ihbarın yapılmasının zorunlu görüldüğü; daha da önemlisi, ilgiliye verilen onbeş günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde, piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olmasının idarî para cezası verilmesine engel olmadığı; başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiilinin hem idarî yaptırım uygulanması hem de idarî para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımların uygulanmayacağı, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idarî para cezası uygulanabileceği,
Değişiklikten sonra ise, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idarî yaptırımların sayıldığı ve idarî para cezalarının da 20. maddedeki hükme tâbi olacağının belirtildiği,
Bu itibarla, 19. maddede yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen “niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar” için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve söz konusu fiilleri işleyenler bakımından daha önce fiilin sabit görülmesi hâlinde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları dikkate alındığında, anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idari para cezasına muhatap oldukları halde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlalin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlali ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkan tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddi hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Diğer taraftan, 7164 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceğinin öngörüldüğü; ikinci fıkrasında ise, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idari para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verildiği,
Söz konusu Geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idari para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, belirtilen kişilerin de geçici maddede öngörülen usule tabi tutulmaları gerektiğinin anlaşıldığı,
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında olduğu değerlendirilen davacı şirketin fiili nedeniyle, lehe kanun niteliğinde olduğu saptanan idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma kuralının davacı şirkete de uygulanması zorunluluğu karşısında, davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, harçtan muaf olduğu halde Daire kararında aleyhine harca hükmedildiği, her ne kadar idari para cezasına konu olan fiil niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiiller arasında yer alsa da, ihtar uygulamasının niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiillerden ancak Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası uygulanmamış olanlar için söz konusu olabileceği, öte yandan, ihtar müessesinin lehe düzenleme niteliğinde de olmadığı, lehe düzenlemenin; bir eylemin idari para cezası gerektiren bir fiil olmaktan çıkarılması ya da mevcut ceza miktarının azaltılması durumlarında söz konusu olabileceği, bu sebeplerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak verilen bir karar olduğundan, bu kararın temyiz incelemesinin öncelikle, “usuli kazanılmış hak ilkesi” çerçevesinde incelenip, değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlıkta, bozma kararından sonra Kurulumuzun 28/09/2020 tarih ve E:2020/377, K:2020/1626 sayılı kararıyla içtihat değişikliğine gidilerek ihtar müessesesine ilişkin düzenlemenin, lehe kanun değişikliği niteliğinde olduğuna karar verilmesi nedeniyle usûli kazanılmış hakkın varlığından söz edilemeyeceğinden, Daire kararının temyiz incelemesinin yapılması gerekmektedir.
7164 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan değişikliğin fiillerin niteliklerinde ve cezalandırılmaları yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari yaptırım uygulama usûlüne ilişkin değişiklikler içerdiği, bu itibarla yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemelerin şekli ceza normlarında değişiklik yapan düzenlemeler olduğu, öte yandan, 5015 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesinde, kanun koyucu tarafından, “…Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanacağı … Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 19 uncu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez.” şeklinde geçiş hükmünün getirildiği, anılan kuralların değerlendirmesinden; niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve maddenin yürürlük tarihi itibarıyla Kurul kararına bağlanmış idarî para cezası ile cezalandırılanlar için kanun koyucunun iradesinin, -tahsilatı tamamlanmamış olan cezalar hakkında ilgili vergi dairesince ne gibi bir işlem yapılacağı, tahsilatı kısmen veya tamamen yapılmış olanlar bakımından ise iadenin olmayacağı ortaya konulmak suretiyle- 20. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtara ilişkin düzenlemelerin haklarında uygulanmaması yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işleme dayanak alınan hükmün de yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 7164 sayılı Kanun ile bütünüyle değiştirildiği ve öncekinden farklı bir cezalandırma sistemi öngörüldüğü gözetildiğinde, maddi ceza normundaki bu değişikliğin davacının lehine olup olmadığına yönelik işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
7164 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilen 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yer alan ihtar müessesesine ilişkin düzenlemenin, lehe kanun teşkil edip etmediğine ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda, Kurulumuzun 28/09/2020 tarih ve E:2020/377, K:2020/1626 sayılı kararıyla içtihat değişikliğine gidilerek ihtar müessesesine ilişkin düzenlemenin, lehe kanun değişikliği niteliğinde olduğuna karar verilmiştir.
Bu itibarla, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 26/05/2021 tarih ve E:2021/653, K:2021/1915 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 25/11/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Kanun koyucu tarafından, 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 5015 sayılı Kanun’un, dava konusu işleme dayanak alınan hükmünün yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 19. maddesi ve idari yaptırımları ve bunların yürütülme usûllerini içeren 20. maddesi değiştirilmiş, bu değişikliklere yönelik geçiş hükümlerini içeren Geçici 6. maddesi ise anılan Kanun’a eklenmiştir.
Suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin bir yansıması olarak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesi ile zaman bakımından uygulama ile ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı vurgulanmış, ayrıca aynı Kanun’un 3. maddesinde Kabahatler Kanunu’nun genel kanun niteliği belirtilerek, Kanun’un kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
5326 sayılı Kanun’un göndermede bulunduğu Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” kuralına yer verilerek, kanun değişikliği neticesinde fail lehine bir durum ortaya çıkıyorsa; yeni kanunun geriye yürüyeceği ve fiilin işlendiği zaman yürürlükte olmasa dahi olayda uygulama alanı bulacağı kurala bağlanmıştır. Anılan kuralın, idari para cezaları açısından da uygulanmasının zorunlu olduğu açık olup Kurulumuzun istikrar kazanan içtihatları da bu yöndedir.
Ancak, burada bahsedilen geriye yürüme maddi ceza hukuku normları açısından benimsenmiş bir kural olup şekli ceza normları bakımından uygulama alanı bulmaz. Maddi ceza hukuku normlarında; fail lehine olduğu tespit edilen kanunun, yürürlük tarihi öncesindeki olaylara uygulanması imkanı tanınmıştır. Şekli ceza hukuku kurallarındaki değişiklikler ise; fail lehine olup olmadığı tahlil edilmeksizin, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlar (Koca, Mahmut/ Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015 s. 66, 67). Dolayısıyla, muhakeme hukukuna ilişkin kurallardaki değişiklikler, aksi kanunda belirtilmemişse geçmişe yürümeyecektir.
İdari para cezalarının idare tarafından tesis edilen idari işlemlerle verilmelerinden kaynaklanan farklılıktan dolayı, geriye yürümeye ilişkin ilkeler uygulanırken de idari para cezalarının kendine özgü niteliklerinin göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu çerçevede, adli cezaları vermekle görevli yargı makamlarını bağlayan muhakeme kuralları bakımından hâkim olan derhal uygulanma ilkesinin, idari cezaları vermekle görevli idari makamları bağlayan usûl kuralları bakımından da uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, maddi ceza hukuku normlarında değişiklik yapıldığında fail lehine olan kanunun uygulanacak olması nedeniyle, maddi-şekli ceza hukuku normu ayrımının isabetli bir şekilde yapılması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan değişiklikle, lisans sahibi kişiler hakkında 5015 sayılı Kanun’a, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine yahut Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde, Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine, Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi gerektiğinin, aykırılığın giderilmemesi halinde faaliyetin geçici olarak durdurulabileceğinin ihtar edileceği, verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumun devam ettirilmesi halinde piyasa faaliyetinin altmış gün süre ile geçici olarak durdurulacağı, geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıkların giderilmemesi halinde faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılacağı ve gerekli idari yaptırımların uygulanacağına yönelik önceki düzenlemelerden farklı mahiyette usûl kuralları getirildiği görülmektedir.
Anılan hükmün gerekçesi incelendiğinde; yapılan değişikliklerin idari yaptırım uygulanmadan önce takip edilecek usûle ilişkin olduğu, fiillerin niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller, düzeltme imkânı olmayan fiiller ve akaryakıt kaçakçılığı kapsamına giren fiiller olmak üzere sınıflandırıldığı, bunun yanı sıra akaryakıt kaçakçılığı kapsamına giren fiiller için yüksek cezalar öngörülmüş olmakla birlikte, kaçakçılıkla ilgisi olmayan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan mevzuat ihlalleri için ise, soruşturma açma veya idarî para cezası uygulanmadan önce ihtar müessesesi getirildiği, ihtara rağmen mevzuata aykırı durumunu gidermeyenler için ise öncelikle geçici durdurma yapılması ve devamında da düzeltmeyenler için soruşturma neticesinde idarî para cezası uygulanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinde yapılan değişikliğin, ceza gerektiren fiillerin niteliklerinde ve cezalandırılmaları yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari yaptırım uygulama usûlüne ilişkin değişiklikler içerdiğinden, şekli ceza normlarında değişiklik yapan bu düzenlemelerin kanun koyucu tarafından Kurul kararına bağlanmış idari para cezaları için geriye yürüyeceğine dair bir hüküm içermediği için, zaman bakımından uygulanma noktasında geriye yürümeyecekleri sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, 5015 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesinde, kanun koyucu tarafından, “…Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra, sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanacağı … Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 19 uncu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez.” şeklinde geçiş hükmü getirilmiştir. Anılan hükümlerin, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri, kanun değişikliğinden önce işleyen ve maddenin yürürlük tarihi itibarıyla Kurul kararına bağlanmış idarî para cezası ile cezalandırılanlar için kanun koyucunun iradesinin, tahsilatı tamamlanmamış olan cezalar hakkında, ilgili vergi dairesince ne gibi bir işlem yapılacağı, tahsilatı kısmen veya tamamen yapılmış olanlar bakımından ise, iadenin olmayacağı ortaya konulmak suretiyle, 20. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtara ilişkin düzenlemelerin, haklarında uygulanmaması yönünde olduğu, ancak cezanın miktarı bakımından 19. maddede yapılan değişikliğin, lehe hüküm olup olmadığı yolunda değerlendirme yapılmasına mani oluşturmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işleme dayanak alınan hükmün de yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 7164 sayılı Kanun ile bütünüyle değiştirildiği ve öncekinden farklı bir cezalandırma sistemi öngörüldüğü gözetildiğinde, maddi ceza normundaki bu değişikliğin davacının lehine olup olmadığına yönelik işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, 5015 sayılı Kanun’un değişik 20. maddesinde yer alan ihtar müessesesinin fail bakımından lehe kanun kabul edilmesi neticesinde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.