Danıştay Kararı 10. Daire 2016/2326 E. 2021/5654 K. 18.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/2326 E.  ,  2021/5654 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2326
Karar No : 2021/5654

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Teşkilatı Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafınan, borçlu sıfatıyla taraf olduğu … İcra Müdürlüğü’nün E:… sayılı dosyası kapsamında tarafına gönderilen tebligatların davalı idarenin çalışanı olan posta dağıtıcısı tarafından kanuna aykırı olarak usulsüz tebliğ edilerek, İstanbul ili, Fatih ilçesi, … caddesi, … Sokak No:… adresinde bulunan taşınmazda mülkiyeti kendisine ait … ve … numaralı dükkanların devam eden icra kapsamında ihale yoluyla satışına sebebiyet verilmesi sebebiyle, dükkanların satışına ilişkin ihalenin kesinleştiği … tarihi ile İcra Mahkemesince ihalenin tebligat usulsüzlüğü sebebiyle feshi kararının kesinleştiği 13/11/2012 tarihleri arasındaki kira geliri kaybına karşılık 128.250,00.TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının icra dosyasında takip edilen borcunu kabul ettiği, icra takibinin ise usulüne uygun bir şekilde kesinleştirildiği, davacının icra kapsamında ihale yoluyla satışı yapılacak taşınmazların satış gününde icra müdürlüğünde hazır bulunarak yapılan satış işlemlerinden ihalenin yapıldığı tarihte haberdar olduğu; kaldı ki, davacının, haczedilen taşınmazların satışına ilişkin ihalenin feshi istemiyle İcra Mahkemesinde dava açtığı ve açılan davanın reddedilerek kesinleştiği; İcra ve İflas Kanunu’na göre, satış ilanının tebliğinin ihalenin hazırlık aşamasına ilişkin bir işlem olduğu, satış ilanına yönelik usulsüz tebligatın ise ihalenin feshi davasında yargı denetimine tabi olduğu; ihale ile satılan taşınmazların kıymet takdirinin usulsüz tebliğine yönelik ise, davacının kıymet takdir raporuna karşı icra mahkemesinde itiraz hakkını kullanamadığı kabul edilse bile, davacının bu durumdan ötürü zarara uğraması ancak yapılan kıymet takdirinde taşınmazlara düşük bedel takdir edilmesi varsayımına dayanacağı, dolayısıyla ortada gerçek bir zarardan bahsetmenin mümkün olmadığı; öte yandan, bir an için davacının kıymet takdirine itiraz etme imkanına kavuştuğu kabul edilse bile, bu durumun icra takibi altındaki borç ödenmediği sürece taşınmazların satışını engellemeyeceği; netice itibarıyla, gerek kıymet takdir raporunun ve gerekse satış ilanına ait tebligatların davacıya usulsüz yapıldığı hususu sabit olsa bile, taşınmazların ihale yoluyla satılması ile davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına sunulan … tarihli bilirkişi raporunda da benzer değerlendirmelere yer verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; taşınmazlarının ihale yoluyla satılması sürecine ilişkin kıymet takdiri ile ihale ilanı tebligatlarının usulsüz yapıldığının ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, bu sebeple bahsi geçen ihale icra mahkemesince iptal edildiğinden, ihale tarihi ile ihalenin feshi kararının kesinleştiği tarih arasında geçen süre içinde taşınmazlarının kirasından mahrum kalmasının, usulsüz tebligat yapılması sebebiyle olduğu; İdare Mahkemesi kararında zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağının kurulamamasının hukuka aykırı olduğu ve kararda maddi olaya ilişkin sürecin aktarılmasında tutarsızlıklar bulunduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; idarelerine atfedilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı, aksi kabul edilse bile davacının zararı ile kusur arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü:

A) Temyiz İstemine Konu İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, maddi olayın aktarıldığı kısmında; … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… ve K:… sayılı kararıyla, davalı idare ile tebligatları yapan dağıtıcı aleyhine açılan tazminat davasının dağıtıcı yönünden husumet nedeniyle, davalı idare yönünden ise yargı yolu nedeni ile reddine karar verildiği ve bu kararın 19/02/2014 tarihinde kesinleştiği ifade edildikten sonra, iş bu tam yargı davasında tazminat konusu edilen zararın kaynağı belirtilirken, “dükkanların ihalesinin kesinleştiği, 25/01/2008 tarihi ile ihalenin feshinin kesinleştiği 13/11/2012 tarihleri arasında…” ifadesinde kullanılan virgül (,) noktalama işaretinin, virgülden önceki ifadenin … Hukuk Mahkemesi kararının hukuki sonucuymuş gibi anlaşılmasına neden olduğu, ancak davanın özeti kısmında da aynı yazım yöntemi kullanıldığından, aktarılan kısımda kullanılan virgül noktalama işaretinin sehven kullanıldığı değerlendirilmektedir.
Kararın, … İcra Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasından elde edilen bilgilerin aktarıldığı kısmında ise; davacının haczedilen taşınmazlarının ihale yoluyla satışına ilişkin açtığı ihalenin feshi davasının reddedilerek kesinleştiği belirtilmişse de, bu ifadenin eksik olduğu, davacı tarafından açılan ilk ihalenin feshi davasının adı geçen Mahkemece reddedildiği ve bu kararın kanun yolu incelemesi sürecinden geçerek kesinleştiği, davacı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması ve bu talebin kabul edilmesi üzerine, … İcra Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı dosyasında ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmış olup, aktarılan bu sürecin temyizen incelenen kararın dosyanın incelenmesine yönelik kısmında da eksiksiz aktarıldığı görüldüğünden, İdare Mahkemesi kararında tespit edilen her iki durumun da, kararın sonucunu etkileyebilecek nitelikte değerlendirme ve takdir hatası oluşturmadığı anlaşılarak, temyizen incelenen kararının davanın reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun bulunmakla birlikte, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu İdare Mahkemesi Kararının, Reddedilen Maddi Tazminat Miktarı Üzerinden Davalı İdare Lehine Nispi Vekâlet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE :

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam eden “Kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelenmesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
21/12/2015 tarih ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibarıyla uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde; “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7nci maddenin ikinci fıkrası, 9uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarife’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir” hükümleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılmakta olan dava, 128.250,00 TL maddi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 13.010,00 TL vekâlet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarife’nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarife’nin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, tamamı reddedilen maddi tazminat istemi yönünden davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Bu durumda; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı idare lehine Mahkeme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı olarak takip edilen davalar için 1.500,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden nispi olarak belirlenen 13.010,00 TL” ibaresinin, “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu olarak belirlenen 1.500,00.TL” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin esas yönünden reddine, vekalet ücreti yönünden kabulüne,
2. Davanın reddi yolundaki …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/11/2021 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, vekâlet ücreti yönünden oy çokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :

Temyiz istemine konu Mahkeme kararında, davacının maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam eden “Kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasındaki, temyiz incelemesi sonunda düzeltilmesi mümkün karardaki maddi yanlışlık kapsamında bulunmayıp; anılan maddenin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.