Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/5428 E. , 2021/12642 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/5428
Karar No : 2021/12642
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Iğdır İli, Merkez, … Mahallesi, … Mevkii,… ada, … parsel sayılı taşınmazın imar yolu ve park olarak ayrılmasına ilişkin … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi Kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli 1. ve 2. etap uygulama imar planının ve anılan belediye meclisi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, imar planında 35 metre (12+12+su kanalı yeşil bandı) genişliğinde yol ayrılması ve davacının taşınmazı içinden geçirilen doğu-batı doğrultulu 7 metre genişlikteki imar yolu yönünden; gelecekte de düşük yoğunluklu planlanan bu bölgede anılan genişlikte bir yol geçirilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığı, ulaşım kademelenmesi ve hizmet götürdüğü alanlar açısından uygun bulunmadığı, bu nedenle imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, dava konusu parselin kuzeyinde üçgen biçimli park alanı ayrılması yönünden; bu parkın gerek büyüklüğü, gerekse de biçimi itibarı ile park alanına uygun olmadığı,hizmet ettiği konut bölgeleri düşünüldüğünde güneydeki parkla aynı bölgeye hizmet ettiği, dolayısıyla planlama esasları açısından kuzeyde yer alan park doğru bir çözüm olmadığı bu nedenle imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin bu yönüyle hukuka uygun olmadığı, dava konusu parselin güneyinde park alanı ayrılması yönünden; parkın, konut bölgesi içerisinde özellikle de merkezi bir konumda bulunduğu, hemen bitişiğinde eğitim ve spor tesis alanı yer almasının olumlu odluğu, ayrıca bu noktanın güneyden başlayıp kuzey doğu yönünde devam eden yeşil aksın bir parçası olarak tasarlanması bir sistem oluşturmak için yapıldığını gösterdiği, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu, anılan hususlar dışında kalan parselin özgülendiği fonksiyonlar yönünden (konut alanı vs); bu alanların imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 35 metre (12+12+su kanalı yeşil bandı) genişlikte yol ayrılması ve davacının taşınmazı içinden doğu-batı doğrultulu 7 metre genişlikte yolu geçirilmesi ile parselin kuzeyinde üçgen biçimli park alanı ayrılmasına ilişkin dava konusu belediye meclisi kararının iptaline, diğer fonksiyonlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesine göre yapılan inceleme sonucu, mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, Mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazı kapsayan alanda yapılan 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli 1. ve 2. etap uygulama imar planının bütünüyle imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı anlaşıldığından, anılan Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca dava konusu imar planlarının iptaline ilişkin mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine, davanın reddine yönelik karara yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Iğdır İli, Merkez, … Mahallesi, … Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar yolu ve park olarak ayrılmasına ilişkin … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi Kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli 1. ve 2. etap uygulama imar planının ve anılan belediye meclisi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 5. maddesinde; nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla bütün olan plan olarak; uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgilerini ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin(MPYY) 5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde: “Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir.” düzenlemesi yer almış, “Mekansal planlama kademeleri ve ilişkileri” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, mekansal planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekansal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları olarak hazırlanacağı, buna göre planlama kademelerinin, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; mekansal strateji planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluştuğu kural altına alınmış, aynı maddenin 2. fıkrasında, mekansal planların, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanacağı, her planın, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorunda olduğu, aynı maddenin 7. fıkrasında, uzun devreli gelişme planı, ulaşım ana planı ve diğer özel amaçlı plan ve projelerin; mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, planlara girdi sağlayan ve imar planı kararlarına veri oluşturan veya gerektiğinde mekânsal planların uygulanmasına yönelik araç ve ayrıntıları da içerebilen, stratejik plan yaklaşımı ile gerektiğinde şematik ve grafik planlama dili kullanılarak yapılan, plan paftası, eylem planı ve planlama raporu ile bütün olan çalışmalar olduğu, aynı Yönetmeliğin 23. maddesinin 1. fıkrasında; nazım imar planında karar düzeyi ve içerikleri bakımından, uygulama imar planındaki detay kararlar alınmamasının esas olduğu, uygulamaya dönük kararların uygulama imar planında belirleneceği düzenlendikten sonra, 24. maddesinin 2. fıkrasında ” Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.” hükmüne; 3. fıkrasında ise “Uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 11.maddesinde, imar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulacağı, atıf yapılan EK-2 tablosunda, çocuk bahçesi, park, meydan, semt spor alanı, botanik parkı, mesire yeri ve rekreasyon alanı için 10 m2/kişi; hayvanat bahçesi, kent ormanı, ağaçlandırılacak alan, fuar, panayır ve festival alanı, hipodrom için 5 m2/kişi yer ayrılması gerektiği belirtilmiş, 26.maddesinin 6.fıkrasının (c) bendinde de: “İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz.” hükmü yer almaktadır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin “Tanımlar” başılığını taşıyan 4. maddesinde “Yeşilalanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve rekreaktif alanları toplamını (Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.), 19 uncu maddede yer alan işlevleri ve yapılaşma koşullarını içeren yeşilalanlar;
1) Çocuk bahçeleri: Çocukların oyun ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan, bitki örtüsü ile çocukların oyun için gerekli araç gereçleri, toplamda 6 m2’yi geçmeyen büfe ile süs havuzu, pergola ve genel tuvalet dışında başka tesis yapılamayan alanları,
2) Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19 uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları,
3) Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabildiği, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik olarak imar planı ile belirlenmiş yerleri” şeklinde tanımlamalar yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
35 metre (12+12+su kanalı yeşil bandı) genişliğinde yol ayrılması ve davacının taşınmazı içinden geçirilen doğu-batı doğrultulu 7 metre genişliğindeki yol yönünden;
Dosyanın incelenmesinden, dava dosyasına sunulan imar planı paftalarında dava konusu taşınmazın 12 metrelik taşıt yolunda, 12 metrelik taşıt yolunun bağlandığı 20 metrelik taşıt yolunda ve farklı kullanım alanları arasında kalan 7 metrelik yaya yollarında kaldığı anlaşılmaktadır.
Ulaşım ana planı, planlama literatüründe; ulaştırma altyapısına yapılacak yatırımların, düzenlemelerin ve işletme yaklaşımlarının belirlendiği uzun erimli planlar olarak ifade edildiği, son derece kapsamlı bir araştırma ve çalışmanın ürünü olarak hazırlandığı, bu plan kapsamında özellikle konut-işyeri ile konut-okul yolculuklarına ilişkin anket yapılarak kentte var olan yolculuk katsayısı ve yolculuk desenleri belirlendikten sonra, arazi kullanım planlarıyla ilişkilendirilerek ve çeşitli tahmin yöntemleri ile modeller kullanılarak geleceğe yönelik kestirimler yapıldığı, bu planın genellikle dört aşamalı ulaşım planlama modeli kullanılarak hazırlandığı, buna göre; ilk aşamada yolculuk üretiminin tahmin edilmesi, ikinci aşamada, yolculuk dağılımının modelleme ile hesaplanması, üçüncü aşamanın, yolculukların ne oranda toplu taşıma ile ne oranda özel araç ile yapılacağı kestirimini içeren türel dağılım olduğu ve son aşamada da, tahmin edilen yolculukların güzergah seçimi konusunda, yolculuk süresini en az kılacak seçimler yapılacağı varsayımı altında tahminlerin yapıldığı trafik atamasının oluşturulduğu; modelleme sonucunda elde edilen kestirimler eğer mevcut ulaşım altyapısının sunduğu kapasite ile karşılanamayacak kadar büyükse, ulaşım politikaları uygulanarak ve toplu taşıma ağırlıklı yatırım programları oluşturularak bu talebi düşürmek veya değiştirmek amacı taşıyan yolculuk talep yönetimi yaklaşımının uygulandığı, sadece büyük altyapı yatırımlarının değil, aynı zamanda mevcut altyapının en verimli şekilde kullanılmasını sağlayacak trafik yönetimi düzenlemelerinin de ulaşım ana planında olması ve teknik yönler açıklanmaktadır (Sutcliffe, E.B. (2012). Ulaşım Ana Planı. M. Ersoy, (Ed.), Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük (Birinci Basım) içinde (s.452). Ankara: Ninova Yayınları).
Ulaşım ana planının, arazi kullanımı ve yapılaşmaya ilişkin kararlar üreten planlar arasında yer almadığı, 3194 sayılı Yasanın 8. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi gereği, MPYY’nin 6. maddesinin 7. fıkrasında açıklandığı şekilde; arazi kullanımı ve yapılaşmaya ilişkin kararlar üreten mekansal planların düzenleme konusunu oluşturan yol, ulaşım, ulaşım sistemine ilişkin içermesi gereken kararlar nedeniyle bu planlara veri oluşturduğu ve aynı zamanda bu planların çıktısı olarak uygulanmasına yönelik araç ve ayrıntıları da içerebildiği, bu haliyle planın üst ölçekli planlara karşılık gelen genel kararlar içeren yönlerinin olduğu gibi alt ölçekli planlara karşılık gelen yaya, bisiklet yolu gibi kararları da içerebildiği, yatırım, düzenleme ve işletme yaklaşımı bulunan, modelleme sonucunda elde edilen kestirimlere dayanılarak trafik yönetimin (trafik konularında gereken ayrıntıları belirleyen, toplu taşımaya ağırlık veren ve öncelikli kılmasına ilişkin) düzenlemelerini de öngörmesi, gerektiğinde şematik ve grafik dili de kullanılabilen, plan pafta, eylem planı ve raporundan oluşan çalışmaların bir bütün olarak ele alındığında belirli bir ölçekle ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı, ancak üst ve alt kademe planları ile eşgüdümlü olarak hazırlanabileceği açıktır.
İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, mevcut durumda parselin batısında bulunan ve kullanılan 12 metre genişlikte bir araç yolunun bulunduğu, bu yol güzergahı itibarı ile doğru, ancak yaklaşık 35 metre genişliğe tekabül eden yolun ulaşım kademelenmesi açısından gerekliliği bulunmadığı, hem kuzey hem de güney yönde 20 metrelik yollara bağlandığı, gelecekte de düşük yoğunluklu planlanan bu bölgede bu derece bir yol geçirilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığı, ulaşım sistemi açısından sahip olduğu dezavantajlara ek olarak farklı vatandaşların mülkiyetlerine de ciddi bir şekilde taştığı, bu durum söz konusu yolun açılabilmesi noktasında ciddi kamulaştırma maliyetleri yaratacağı, planda davacının taşınmazı içinden geçirilen doğu-batı doğrultulu 7 metre genişlikteki imar yoluna bölgenin ulaşım ağı ve ada derinlikleri dikkate alındığında ihtiyaç bulunmadığı, taşınmazın içinden geçirilen kuzey-güney doğrultulu olan ve içerisinde su kanalını da barındıran 35 metre (12+12+su kanalı yeşil bandı) genişlikteki yolun güzergahının doğru olduğu, ancak genişliğinin ulaşım kademelenmesi ve hizmet götürdüğü alanlar açısından doğru olmadığı, parselden geçen doğu batı doğrultulu 20 metre genişlikteki yolların güzergahlarının doğru belirlendiği ve dava konusu parselin ulaşılabilirliğine olumlu katkı yaptığı, revizyon imar planı yapımında önceki plan kararlarından bütünüyle ayrılmayı gerektiren teknik durum ve koşulların bu bölge için geçerli olduğu sonuçlarına ulaşıldığı belirtilmiştir.
Dava konusu taşınmazı bölen 20 metrelik yola ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, düşük yoğunluklu bir bölge için en kesitin fazla geniş belirlendiği ve taşınmazlardan geçmesi sebebiyle kamulaştırma yükü doğuracağı ifadelerinin temeli olmadığı görüldüğünden bu hususta hüküm kurulurken yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin dikkate alınması, ulaşım kararlarının, yolun sürekliliği ve devamlılığının trafik güvenliği ve trafik akışı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatı bakımından incelenmesi ve dava konusu imar planına esas ulaşım ana planı bulunup bulunmadığı ve plan ulaşım kararlarının ne şekilde belirlendiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda bu yönden isabet görülmemiştir.
Dava konusu parselin kuzeyinde üçgen biçimli park alanı ayrılması yönünden;
İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu parselin kuzeyindeki üçgen biçimli park alanının güneydeki park alanında gözetilen ilkeleri dikkate almayan bir yapıda olduğu, gerek büyüklüğü, gerekse de biçimi itibarı ile park alanına uygun olmadığı, ayrıca hizmet ettiği konut bölgeleri düşünüldüğünde güneydeki parkla aynı bölgeye hizmet ettiği, dolayısıyla planlama esasları açısından kuzeyde yer alan parkın doğru bir çözüm olmadığı, öte yandan planların hazırlanması aşamasında, mevcutta kullanılan ve korunabilecek bir mülkün, kamusal alan ihtiyaçları dışında mümkün olduğunca korunması ve kullanım alanına isabet ettirilmesi istenen bir planlama yaklaşımı olduğu, bunun yapılmadığı durumlarda ortaya çıkan sorun sadece yapının malikleri açısından oluşan zararla sınırlı kalmayıp, yapının bulunduğu yerde planlanan sosyal donatı alanının gerçekleştirilmesini de geciktireceğinden davacının mülkiyeti üzerinde doğru planlama yaklaşımlarından uzak bir şekilde ciddi büyüklüklerde yol, iki adet park ve spor alanı planlandığı, alanın mevcut kullanım durumu ile hak sahiplerine sunduğu ekonomik katkının yeni getirilen kullanımlarla nasıl çözüleceğine ilişkin çözümlerin sunulmadığı, arazi üzerinden tarımsal üretim yapılarak geçim sağlandığı, yeni getirilen kullanımlar sonrasında bütün bu ekonomik yapının çökeceği, bu şartlar altında ilave revizyon plan ile davacı mülkiyetinin zarara uğrayacağı ve karşılığında arzu edilen bir kamu yararının sağlanamayacağı sonuçlarına ulaşıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, aynı bölgeye hizmet eden başka park bulunduğu, biçimi ve büyüklüğünün park alanına uygun olmadığı ve taşınmazlardan geçmesi sebebiyle kamulaştırma yükü doğuracağı gerekçelerinin hukuki bir temeli olmadığı görüldüğünden bu hususta hüküm kurulurken yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin dikkate alınması, imar planı sınırları dahilinde kişi başına düşen yeşil alanın ve park alanı için öngörülen asgari ölçütlerin dikkate alınarak şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatı bakımından incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda bu yönden isabet görülmemiştir.
Dava konusu parselin güneyinde park alanı ayrılması yönünden;
İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, parselin güneyindeki parkın, konut bölgesi içerisinde özellikle de merkezi bir konumda olması, hemen bitişiğinde eğitim ve spor tesis alanı yer alması nedeniyle olumlu olduğu, ayrıca bu noktanın güneyden başlayıp kuzey doğu yönünde devam eden yeşil aksın bir parçası olarak tasarlanmasının bir sistem oluşturmak için yapıldığını gösterdiği, uyuşmazlık konusu parselin halihazır durumda tarım arazisi olduğu, parselin tamamı için yapılmış bir uygulama imar planının olmadığı, parselin güney kısmının şu aşamada uygulama dışı bırakıldığı belirtilmiştir.
Dava dosyasında bulunan 1/1000 ölçekli uygulama imar planın incelendiğinde dava konusu taşınmazın, güneyinin plan onama sınırı dışında kaldığı görülmektedir.
Bu durumda, bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmesi için öncelikle dava konusu imar planının onama sınırının tam olarak ortaya konulması, dava konusu taşınmazın güneyinin onama sınırının dışında olduğunun tespiti halinde ancak onama sınırının üst ölçekli planlara uygun geçirilip geçirilmediği ve onama sınırı dışında bırakılmasının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir.
Park ve yol dışında kalan fonksiyonlar yönünden;
Dava konusu taşınmazın bir kısmının konut alanında bırakılmasına ilişkin davacılar tarafından dava dilekçesinde ve savunmaya cevap dilekçesinde herhangi bir iddia ileri sürülmeyip iptal talebinde bulunulmadığından; aleyhe hüküm verme yasağı ve taleple bağlılık ilkesi gereği bu kısma ilişkin iptal kararı verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, yukarıda zikredilen tüm bu hususların değerlendirilmesi sonucunda tespitlerin bilimsel ve somut verilerle ortaya konulduğu bilirkişi raporunun hazırlanması amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 3194 sayılı Kanun, umumi hizmetlerin görülmesine yönelik olarak, ihtiyaç duyulan taşınmazları elde edebilmesi için idareye çeşitli alternatifler sunmuştur. İdareler şartların gereklerine göre bu alternatifler arasından seçim yapabilir. Kamulaştırma dışındaki bu alternatifler taşınmazın bulunduğu alanda imar planı değişikliği, parselasyon ve trampa uygulaması şeklinde sıralanmaktadır.
İmar planı veya değişikliği yapılırken kurum görüşleri alınarak imar mevzuatı kapsamında sosyal ve teknik altyapı dengesinin sağlanması gerektiği, kamusal alan olarak ayrılan taşınmazın mevzuata göre değerlendirilerek bilimsel, nesnel ve teknik gerekçeler dahilinde kamusal alandan çıkarılabileceği, yalnızca maliyetinin yüksek olduğu gerekçesiyle kamusal alandan çıkarılmasının kamu yararına uygun olmadığı açıktır.
Öte yandan, … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi Kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli ilave ve revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli 1. ve 2. etap uygulama imar planına yapılan itirazın reddine ilişkin … tarihli, … sayılı Iğdır Belediye Meclisi kararı dava konusu edilmesine rağmen bu konuda inceleme yapılmamış ve hüküm kurulmamış olması karşısında Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında bu yönden de isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/11/2021 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.