Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/3476 E. , 2021/12635 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/3476
Karar No : 2021/12635
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE
BULUNAN (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- …Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: … Derneği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/12/2020 tarih ve E:2016/7297, K:2020/13766 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilen, 19.05.2013 onay tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının … ada, … sayılı parsel, … (… Medresesi), … ada, … sayılı parsel, … (… Mescidi), … ada, kadastral boşluk (Eski … parsel … … Mescidi); … ada, … sayılı parsel, … (eski … parsel … Mescidi); … ada, …, …, … sayılı parseller, … (… Tekkesi); … ada, … sayılı parsel, … (… Cami) yönünden ve bu parsellere ilişkin anılan planın plan notlarınının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; dava konusu nazım imar planının özünün, kültür varlıklarını koruma kapsamında İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile ihya ve tesciline karar verilen yapıların ihyasının gerçekleştirilmesi maksadıyla plana işlendiği, bu bağlamda işlemin kurul kararının uygulanması mahiyetinde olduğu ve kurul kararının da mahkemece ya da idarece iptal edildiğine dair bir veri olmadığı, dolayısıyla olayda şehircilik ilkeleriyle planlama esaslarına aykırı bir durumun söz konusu olamayacağı, nitekim geçmişte var olan ve bu özelliği ile tarihi nitelik taşıyan kültür varlıklarının kurul kararları doğrultusunda ve gerekli araştırmaların yapılarak şartların uygun olması halinde hayata geçirilmesini temin amacı güden bir uygulamanın şehrin siluetini olumsuz etkilemesinin düşünülemeyeceği gibi bizatihi siluetin temel ögesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ: Dava, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilen, 19.05.2013 onay tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının …ada, …sayılı parsel, … (… Medresesi), … ada, … sayılı parsel, … (… Mescidi), … ada, kadastral boşluk (Eski … parsel … Mescidi); … ada, … sayılı parsel, … (eski … parsel … Mescidi); … ada, …, …, … sayılı parseller, … (…Tekkesi);… ada, … sayılı parsel, … (… Cami) yönünden ve bu parsellere ilişkin anılan planın plan notlarınının iptali istemiyle açılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.” hükmü; aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (a/8) bendinde, “Koruma amaçlı imar plânı: bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” hükmü; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 6.maddesinde ise, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tespit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler. Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar. ” hükmü yer almaktadır.
660 sayılı ilke kararında kayıp eserin özgün yerinin ve eserin kalıntısının bulunması kriteri ile birlikte kayıp eserin bilgi ve belgesinin (kontur gabari belirleyici fotoğraf, rölöve vb belge) bulunması kriterinin de bulunduğu, 2863 sayılı Kanun uyarınca koruma alanlarında bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilmeye ilişkin her türlü uygulamanın ilke kararları ve koruma kurulu kararları doğrultusunda yapılacağı kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın, 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Nazım ve 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı uygulama imar planlarında “dini tesis alanı” iken İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile taşınmaza komşu “… Cami”nin ihyası kapsamında değerlendirmeye alınarak dini tesis alanı kullanımının devamına karar verilmiş olduğu, ancak mevzuat hükümlerine göre öncelikle Koruma Kurulu tarafından ihya edilecek korunması gerekli kültür varlığına ilişkin gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıktan sonra ihyaya karar vermesi ve bu kararın imar planında işlenmesi suretiyle sürecin gerçekleştirilmesi gerekirken belediye tarafından koruma kurulu kararı tarafından herhangi bir inceleme yapılmadan ve koruma kuruluna gönderilmeden ihyaya karar verilerek imar planına işlenmesi karar verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, koruma kurulunca kayıp eserlere yönelik ihya kararı alınırken, ihya edilecek yapıların ihyaları ve rekonstrüksiyonlarının sağlam verilere dayalı koruma mevzuatı ile evrensel koruma ilkeleri ve yüksek kurul ilke kararları doğrultusunda bilimsel verilere dayalı olarak onaylanan projelere göre yapılabileceği, kayıp kültür varlıklarının koruma bölge kurulu kararı doğrultusunda ihya kararının gerçekleştirilebilmesi için taşınmaz üzerinde yer alan eski eserlere ilişkin ilgili kurum ve kuruluş arşivlerinden her türlü görsel ve yazılı bilgi ve belgenin toplanması, değerlendirilmesi ve söz konusu yapıya ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunamaması durumunda ihya kararının iptali; bilgi ve belgenin var olması halinde ise, ihyanın gerçekleştirilmesi için yeterli verinin bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmenin yapılmasının zorunlu olduğu, kayıp eski eserin ihyasının öngörüldüğü parselin mevcut durumu, çevre parseller ve yapılarla kurduğu ilişki ile kayıp esere öngörülen kullanımın uygunluğu ve gerekliliğin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
… İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda;
-dava konusu … ada, … sayılı parsel (… Medresesi), … ada, … sayılı parsel (…Mescidi), … ada, kadastral boşluk-(eski … parsel) (…Mescidi-… Mescidi), … ada, … sayılı parsel (eski … parsel) (…Mescidi), … ada, …,…,… sayılı parseller (… Tekkesi), … ada, …sayılı parsellere (… Cami) yönelik ihya kararlarının alındığı,
-2863 sayılı Kanunun 6.maddesi kapsamında dava konusu parsellerde ihyası önerilen yapıların tescile konu olacak yapı sınıflarının içinde yer aldığı, Aynı Kanunun 7.maddesi kapsamında tescili söz konusu olacak yapıların hangi şartlarda tescile konu olabileceğinin açıklandığı, ancak her iki kanun maddesinde de tescile konu olacak yapıların “halihazırda var olan” yapılar bağlamında değerlendirildiği ve yeniden ihyaya konu olacak tescili önerilen yapılara açıklık getirmediği, bu nedenle kanunun hükümlerine dayanarak ihya kararının getirilmesinin uygun olmayacağı,
– Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun İlke Kararları bakımından değerlendirildiğinde, … tarihli, … sayılı “Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları” başlıklı İlke Kararı ile “Bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına,” ilişkin düzenlemenin yer aldığı, … tarihli, … sayılı “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları” başlıklı İlke Kararı ile “Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon): Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve tescil edilmesine ilişkin gerekli özellikleri taşımasına rağmen elde olmayan sebeplerle tescili yapılmamış ve/veya herhangi bir nedenle yitirilmiş olan yapının, gerek kültür varlığı niteliği, gerekse kültürel çevreye olan tarihsel katkıları açısından, eldeki mevcut belgelerden (yapı kalıntısı, rölöve, fotoğraf, her türlü özgün yazılı – sözlü, görsel arşiv belgesi vb.) yararlanmak suretiyle kendi parsellerinde daha önce bulunduğu yapı oturum alanında, eski cephe özelliğinde, aynı kitle ve gabaride, özgün plan şeması, malzeme ve yapım tekniği kullanılarak, kapsamlı restitüsyon etüdüne dayalı rekonstrüksiyon uygulamasının koşulsuz sağlanması” olarak tanımlandığı, ve Ekim 2011 tarihli Tarihi Yarımada Yönetim Planında, UNESCO tarafından ilan edilen “Dünya Kültür Miras Alanları Listesi”ndeki alanlara yönelik belirlenen sorunlar arasında “Belgesi olmayan yok olan eserlerin rekonstrüksiyonunun yapılmaya çalışılmasının yaygınlaşması” konusunun bir sorun olarak belirlenmesi ve ilkesel olarak uygun bulunmaması nedenleriyle mevzuat açısından uygun olmadığı;
Dava konusu imar planı değişikliği ile anılan yapıların yerinde ihya edilmesinin parsel bazında değerlendirilmesi sonucunda;
1-.. ada, … sayılı parsel yönünden (… Medresesi); sadece iki fotoğrafa dayalı olarak yetersiz veri ile üçüncü boyutla ilgili somut veriler olmadan şu andaki mevcut arsanın konumu ve halihazır kullanımı nedeniyle, tüm medreseyi yerinde yeniden yapmaya ve proje üretmeye imkan tanımayacağı, (anılan fotoğrafların yol genişletilmesi sonrasına ait olduğu)
2- … ada, … sayılı parsel yönünden(… Mescidi); 1870’lerde trren yolunun Sirkeci’ye gelmesi sırasında mescidin harap olduğu ve 1950’lerde sahil yolu yapılırken tümüyle ortadan kalktığı, üzerinde Turgutreis heykelinin bulunduğu, kısıtlı veriler ve uzaktan çekilmiş az sayıdaki fotoğraf ile kartpostala dayanarak yeniden inşa etmenin … sayılı ilke kararının koşullarını sağlamaması, aynı zamanda söz konusu yapının bulunduğu yerin Dünya Mirası alanı kapsamında ve sahil yolunda, peyzaj düzenlemesi yapılmış olması nedeniyle yeniden yapım kararının uygun olmadığı,
3- … ada, kadastral boşluk-eski … sayılı parsel yönünden (…Mescidi-… Mescidi); ihya edilmesi öngörülen yapının özgün yerinin Saraçhane’de … Caddesi ile … Caddesinin kesişiminde refüjde yer aldığı, bulunduğu … sayılı parselin araç yolu ve refüj olarak kullanıldığı, ihya edilmek istenilen yerin ise arkeolojik park alanında olması, bu alanda inşaat için kazı yapılması durumunda Bizans dönemi kalıntılarının da ortaya çıkacağı, dolayısıyla bu kalıntıların yerüstünde korunmasının olumsuz etkileneceği için yeni bir bina inşa etmenin mevcut arsanın konumu ve arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun olmadığı ve ilgili ulusal ve uluslararası mevzuatla çeliştiği,
4- … ada, … sayılı parsel yönünden (eski … parsel) (…Mescidi); özgün yerinin Sirkeci’de … Caddesi ile Sirkeci… Caddesi kesişiminde yer aldığı, günümüzde üzerinden Eminönü-Zeytinburnu tramvay hattının geçtiği, ihya edilmesi öngörülen alanın TCDD aksları ve alanları lejantında kalan park alanı olduğu, bu alanın yakınında Sirkeci Garı’nda Marmaray girişine yeni bir bina inşa etmenin; mevcut arsanın konumu, halihazır kullanımı arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun olmadığı ve ilgili ulusal ve uluslararası mevzuatla çelişeceği,
5- … ada,…,…,… sayılı parseller yönünden (… Tekkesi); ihya edilecek yapının özgün yerinin Cerrahpaşa, … semti, … Mahallesinde günümüzde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi binalarının ve bahçesinde kaldığı, ihyası önerilen alanın Cerrahpaşa Tıp Fakültesibahçesi ve yol alanında kaldığı, … sayılı ilke kararının tanımladığı düzeyde bir rekonstrüksiyon için yeterli görsel malzemesi bulunmaması ve mevcut arsanın konumu, halihazır kullanımı arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun olmadığı,
6- … ada, … sayılı parsel yönünden(… Cami); özgün yerinin … Mahallesi … Sokakta yer aldığı, ihya edilecek yapıyla ilgili yeterli bilgi ve görselin bulunmaması nedeniyle … sayılı ilke kararının koşullarını sağlamadığı, yol genişletme çalışmaları nedeniyle 1955 yılında yıkıldığı, günümüzde kısmen yol kısmen Beyazıt Maliye Muhasebe Yüksek Okulunun bahçesinde kaldığı gerekçeleriyle dava konusu 19.05.2013 onanlı Tarihi Yarımada 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Plan Değişikliğinde, ihyası öngörülen yapıların orjinal yerinde ve büyüklüğünde yapılamaması mevcut kentsel kullanımlarda değişiklik yaratması, evrensel düzeyde korunması taahhüt edilen Tarihi Yarımada’nın kentsel görünüş ve silüetinde sahte bir ihya yapı ile değişiklik yaratılması kentsel yerleşmenin mevcut ve gelecekteki durumuna uygun bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda … Tekkesi, … Medresesi, … Mescidi, .. Mescidi, .. Cami, … Mescidi ve … Cami, … Caminin yerinde ihyasının öngörüldüğünün ifade edildiği ancak taşınmazların … sayılı ilke kararına göre kendi parselinde daha önce bulunduğu oturma alanında ihya edilmesi mümkün olmadığından farklı taşınmazlarla birlikte veya doğrudan farklı bir taşınmaz üzerinde yeniden yapılmak üzere tesis edilen dava konusu imar planı değişikliğinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığından anılan nazım imar planının ve plan notlarının iptali ile aksi yöndeki mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 25/12/2020 tarih ve E:2016/7297, K:2020/13766 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
14.12.2011 tarihli, 2805 sayılı belediye meclisi kararı incelendiğinde, plan raporunun 70.sayfasında yer alan Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planındaki İhya Kararları Dağılımına İlişkin Tablo 2-14’te yer alan ihyası önerilen dava konusu taşınmazların ihya kararlarının iptal edildiği, 30.12.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planına yasal askı süresi içinde yapılan itirazlarla Uncu Hafız Halil Medresesi, … Mescidi, … Mescidi (… Mescidi),… Mescidi, … Tekkesi, … Cami,… Mescidi, … Mescidi, Karagöz Mescidi, Hasan Baba Caminin plana işlenerek özgün kullanımına uygun ihyasının gerçekleştirilmesinin talep edildiği, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile itirazlara konu söz konusu kayıp eser niteliğindeki cami ve mescitlerin plana işlenerek ihyasının uygun görüldüğü, sonrasında İstanbul l IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile yapılan değişikliklerin uygun görülerek İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; “nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.” hükmü; aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (a/8) bendinde “Koruma amaçlı imar plânı: bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” hükmü; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 6.maddesinde ise, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tespit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler. Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar. ” hükmü yer almaktadır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit Ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin, 1. fıkrasının (f) bendinde, kentsel sit, “Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları ve bir bütün olarak o yerleşmenin ait oldukları dönemin yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar, sokak ve meydanlar, v.b.) birlikte bulundukları alanlar” olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2863 sayılı Kanun uyarınca koruma alanlarında bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilmeye ilişkin her türlü uygulamanın ilke kararları ve koruma kurulu kararları doğrultusunda yapılacağında kuşku bulunmamaktadır.
Koruma kurulunca kayıp eserlere yönelik ihya kararı alınırken, ihya edilecek yapıların ihyaları ve rekonstrüksiyonlarının sağlam verilere dayalı koruma mevzuatı ile evrensel koruma ilkeleri ve yüksek kurul ilke kararları doğrultusunda bilimsel verilere dayalı olarak onaylanan projelere göre yapılabileceğinden kayıp kültür varlıklarının koruma bölge kurulu kararı doğrultusunda ihya kararının gerçekleştirilebilmesi için taşınmaz üzerinde yer alan eski eserlere ilişkin ilgili kurum ve kuruluş arşivlerinden her türlü görsel ve yazılı bilgi ve belgenin toplanması, değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda sürecin öncelikle Koruma Kurulu tarafından ihya edilecek korunması gerekli kültür varlığına ilişkin gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıktan sonra ihyaya karar vermesi ve bu kararın imar planında işlenmesi suretiyle gerçekleştirilmesi gerekirken belediye tarafından koruma kurulu kararı tarafından herhangi bir inceleme yapılmadan ihyaya karar verilerek imar planına işlenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 17/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.