Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3217 E. 2021/6856 K. 17.11.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3217 E.  ,  2021/6856 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3217
Karar No : 2021/6856

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2017/6 dönemine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen muhtasar beyanname ile katkı sermayesinin hesaplanmasında dahil edilecek borçlanma kredisi üzerinden hesaplanan faizler için ödenen 443.577,63 TL tutarlı gelir (stopaj) vergisi tahakkukunun iptali ile ödeme tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı bankanın, iç kaynak sağlanması amacıyla yurtdışında yerleşik bulunan ve ana hissedarı olan …’tan kredi kullandığı, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinde tanımlanan katkı sermayesinin hesaplanmasına dahil edilecek borçlanma aracı üzerinden hesaplanan faizler için %1 oranında vergi kesintisi yapılarak ihtirazi kayıtla beyan edildiği, davacı tarafından söz konusu kredinin katkı sermaye olarak dikkate alınacak borçlanma aracı olduğu, düzenlemelerde söz konusu borçlanma araçları nedeniyle herhangi bir vergi kesintisi yapılacağına dair kural bulunmadığı, borç veren kurumun banka olduğu, ikincil sermaye benzeri kredi kavramının 05/09/2013 tarihinde yayımlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığı ileri sürülerek, tahakkuk eden verginin iptali ile ödenen 443.577,63-TL tutarının ticari faiziyle iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, olayda, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %1 oranında stopaj yapılması gerektiğinin 1. maddenin 5/b bendinde düzenlendiği, bu bentte “Bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri için ödenen faizlere “de yer verildiği, ancak ikincil sermaye benzeri kredi kavramının 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığı, yeni yönetmeliğin yedinci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan şartları taşıyan borçlanma araçları ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak, sekizinci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan şartları taşıyan borçlanma araçları katkı sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak kabul edildiğinin görüldüğü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca da, Maliye Bakanlığı’na gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda da; 12/01/2009 tarih 2009/14593 sayılı BKK çerçevesinde, mer’i yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan borçlanma araçlarının mülga yönetmelik kapsamındaki ikincil sermaye benzeri borçlar ile aynı kapsamda olduğunun belirtildiği, bu durumda, her ne kadar ikincil sermaye benzeri kredi kavramı yürürlüğe giren yönetmelikle yürürlükten kaldırılmış ise de, yeni yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan katkı sermayesinin hesaplanmasına dahil edilecek borçlanma aracı kavramının daha genel bir ifade olarak kullanıldığı, nitekim söz konusu yönetmelikleri çıkaran Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca da mülga yönetmelik ile mer’i yönetmeliğin 7. ve 8. maddelerinin uygulama açısından herhangi bir farkının bulunmadığının belirtilmesi karşısında, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca belirlenen oran (%1) üzerinden hesaplanan ve ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergide hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 01/11/2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bankaların Öz Kaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin 8.maddesinde ikincil sermaye tanımına yer verildiği, ancak 05/09/2013 tarih ve 28756 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikte ise ikincil sermaye tanımının kaldırıldığı, 12/01/2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 5/b. bendinde ise ikincil sermaye benzeri krediler için ödenen faizlerden %1 oranı üzerinden vergi kesintisi yapılacağının düzenlendiği, bu haliyle %1 vergi oranın ikincil sermaye benzeri krediler için ödenecek faizler üzerinden kesileceğinin açıkça düzenlendiği, 05/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik ile ortadan kaldırıldığı ve yeni yönetmelik ile birlikte sermaye benzeri kredi tanımının Türk Bankacılık mevzuatından çıkarıldığı, bunun yerine Basel III kriterlerine uygun yeni araçlar ihdas edildiği, dolayısıyla ikincil sermaye kredi tanımı kalmadığı için vergi kesintisinden de bahsedilemeyeceği, ikincil sermaye tanımının mevzuattan kaldırılması nedeniyle vergi kesintisi yapılmasının mümkün olmadığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nca Maliye Bakanlığına gönderilen … tarih … sayılı yazı ile 12/01/2009 tarih 2009/14593 sayılı BKK çerçevesinde, mer’i yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan borçlanma araçlarının mülga yönetmelik kapsamındaki ikincil sermaye benzeri borçlar ile aynı kapsamda olduğu belirtilmiş olsa da Anayasal güvencesi bulunan verginin kanuniliği ilkesi ve vergilendirmede yorum ve kıyas yasağı kuralı gereği, vergilendirme kurallarının idari kararlara göre belirlenmesinin kabul edilmeyeceği, aksinin kabulünün kanuniliğe aykırı olarak vergi ihdas edilmesi anlamına geleceğinden davacı banka tarafından ana sermayedar yabancı bankadan kullanılan Katkı Sermayesi’nin Hesaplanmasına Dahil Edilecek Borçlanma Aracı (Kredi) üzerinden hesaplanan faizler için 2017/6 dönemine ilişkin olarak %1 oranı üzerinden hesap edilerek ödenmek zorunda kalınan 443.577,63-TL vergi kesintisinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacı taraf istinaf başvurusunun kabulüne, … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu olayla ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı … tarih ve … sayılı yazılarıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan 01/11/2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin (Mülga Yönetmelik) 8. maddesinde, ikincil sermaye benzeri borçların tanımına yer verilmiş iken, 05/09/2013 tarih ve 28756 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelikte (mer’i yönetmelik) bu tür bir tanıma yer verilmediği, ikincil sermaye benzeri borçlar ifadesinden ne anlaşılması gerektiği, hangi tür borçların ikincil sermaye benzeri borç olarak kabul edileceği hususunda bilgi talep edildiği, söz konusu bilgi talebine ilişkin cevabi yazısında, mülga yönetmeliğin 7. maddesinde ana sermaye hesaplamasına dahil edilebilecek birincil sermaye benzeri borçların, 8. Maddesinde ise katkı sermaye hesaplamasına dahil edilebilecek borçlanma araçlarının sahip olması gereken özelliklerin ifade edildiği, bununla birlikte, mer’i Bankaların Öz Kaynaklarına İlişkin yönetmelikte mülga yönetmelikte olduğu gibi birincil sermaye benzeri borçlar/ikincil sermaye benzeri borçlar şeklinde bir tanımlama yapılmaksızın,ilave ana sermaye ile katkı sermaye hesaplamasına dahil edilebilecek borçlanma araçlarının haiz olması gerektiği nitelikleri belirttiği, bu kapsamda mer’i yönetmeliğin 7 maddesinin 2 fıkrasında sayılan şartları taşıyan borçlanma araçları ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak, 8 maddesinin 2 fıkrasındaki şartları taşıyan borçlanma araçları katkı sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak kabul edilmesi gerektiği, bu minvalde 12/01/2009 tarih ve 2009/14593 sayılı kararnamenin eki karar çerçevesinde mer’i yönetmeliğin 8 maddesinde yer alan borçlanma araçlarının mülga yönetmelik kapsamındaki ikincil sermaye benzeri borçlar ile aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği konusunda bilgi verildiği, BDDK’nın konuya ilişkin yazısında da belirtildiği üzere Bankaların Özkaynaklarına İlişkin mer’i yönetmeliğin 8 maddesinde yer alan borçlanma araçlarının mülga yönetmelikte aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinde; dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı düzenlenmiş, Kanunun ç) bendinin ça/ii) alt bendinde; (03/02/2009 tarihinden itibaren düzenlenen sözleşmelere bağlı olarak ödenen faizlere uygulanmak üzere) Bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile bankaların ve diğer kurumların bir akım veya varlık portföyüne dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetlileştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için ödenecek faizlerden %1 üzerinden kesinti yapılacağı, aynı maddenin 8. fıkrasında da; Cumhurbaşkanının yukarıdaki fıkralarda belirtilen vergi kesintisi oranlarını, gelir unsurları veya faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya yukarıdaki fıkralarda belirtilen oranın bir katına kadar artırmaya yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
5520 sayılı Kanunun 30. maddesinin 8. fıkrasının verdiği yetkiye istinaden alınan ve 03/02/2009 tarih ve 27130 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinin 5-b bendinde, Bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri ile bankaların ve diğer kurumların bir akım veya varlık portföyüne dayalı olarak yurt dışında menkul kıymetleştirme yöntemiyle temin ettikleri kredileri için ödenecek faizlerden %1 vergi kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir.
İlgili Bakanlar Kurulu Kararında bahsi geçen “ikincil sermaye benzeri krediler” ise, 05/09/2013 tarih ve 28756 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılan 01/11/2006 tarih ve 26333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mülga Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik’in 8. maddesinde şu şekilde açıklanmıştır; ” (1) Aşağıdaki nitelikleri taşıdıklarını teyit eden banka yönetim kurulunun yazılı beyanı ile birlikte yapılacak başvuru üzerine Kurumca uygun görülmesi halinde, bankaların bağlı ortaklık ve iştirakleri dışındakilerden temin edecekleri krediler ya da bunlar dışındakilere ihraç edecekleri ve Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınacak borçlanma araçları bu Yönetmelik uygulamasında ikincil sermaye benzeri borç olarak dikkate alınır.
a) Başlangıç vadesi en az beş yıl olan ve ilk beş yıl içerisinde anapara geri ödemesi veya vadeden önce geri ödeme opsiyonu bulunmayan,
b) Vadeden önce birden fazla geri ödeme opsiyonu içermeyen ve vadeden önce geri ödeme opsiyonu içermesi halinde opsiyonun kullanılabileceği tarih açıkça hükme bağlanmış olan,
c) Bankanın tasfiyesi halinde, hisse senetlerinden ve birincil sermaye benzeri borçlardan bir önce, diğer tüm borçlardan sonra ödenmesi borç verenlerce veya yatırımcılarca kabul edilen,
ç) Krediler bakımından defaten kullanılan, borçlanma aracı bakımından ise bedeli nakit olarak tamamen tahsil edilmiş olan,
d) (c) bendindeki şartın ihlalini doğuracak nitelikte hiç bir türev işlem ve sözleşmeyle ilişkilendirilmemiş ya da herhangi bir şekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamış ve başka kişilere temlik edilemeyeceği yazılı olarak belirlenmiş olan,
e) Bankanın risklerini karşılayacak düzeyde özkaynağa sahip olmaması veya yapılacak geri ödemenin veya itfanın bankanın özkaynağının risklerini karşılayacak düzeyin altına düşmesine neden olması durumunda, vadesi gelmiş olsa bile faizi ve anaparası geri ödenmeme koşulu içeren,
f) Vadesinden önce ödenmesi Kurumun onayına bağlı olan.
(2) Sadece 7. maddenin 3. fıkrasındaki şartları taşımaması nedeniyle birincil sermaye benzeri borç kapsamında değerlendirilmeyen borçlanma araçları, erken itfa opsiyonunun kullanılabilme tarihi ihraç tarihini izleyen beşinci yıldan sonra olmak kaydıyla ikincil sermaye benzeri borç olarak kabul edileceği, sekizinci fıkra uygulaması bakımından, ikincil sermaye benzeri borç olarak kabul edilen bu borçlanma araçlarının vadesi olarak opsiyonun kullanılabilme tarihinin esas alınacağı,
(3) Birinci fıkra kapsamında Kuruma yapılacak başvurularda, ilgisine göre,
a) Kredi sözleşmesinin aslı veya noter onaylı örneğinin, kredi sözleşmesi henüz imzalanmamış ise aslı veya noter onaylı örneği sözleşmenin imzalandığı tarihi izleyen beş iş günü içinde ibraz edilmek koşuluyla sözleşme taslağı,
b) Sermaye Piyasası Kurulunca kayda alınma yazısı ve borçlanma aracının metninin de gönderileceği,
(4) Üçüncü fıkranın (a) bendi uyarınca Kuruma yapılan başvuruda, kredi sözleşme taslağının verildiği hallerde, sözleşme taslağı hükümleriyle, imzalanan sözleşme hükümleri arasında farklılık bulunması durumunda, söz konusu farklılıkların kullanılan kredinin sermaye benzeri niteliğini ortadan kaldırmadığına ilişkin banka yönetim kurulunun yazılı beyanatının da Kuruma ibraz edilmesinin zorunlu olduğu, Kurumca aksi görüş belirtilmedikçe alınan kredi sermaye benzeri kredi olarak ikincil sermaye benzeri borç hesaplamasına dahil edileceği,
(5) İkincil sermaye benzeri borçlara uygulanacak faiz oranlarının kredi sözleşmesinde veya borçlanma aracının senet metninde açık bir şekilde belirlenmemesi ya da faiz oranının benzer kredilere veya borçlanma araçlarına göre aşırı ölçüde yüksek olması halinde, kredinin veya borçlanma aracının katkı sermaye hesabına dahil edilmesine Kurumca izin verilmeyebileceği,
(6) Kurumca uygun görülen ikincil sermaye benzeri borçlar, banka kayıtlarında ilgili hesaplara intikal tarihi itibariyle katkı sermaye hesaplamalarına dahil edileceği,
(7) İkincil sermaye benzeri borçların birinci fıkranın (f) bendi uyarınca vadesinden önce geri ödenmesine Kurumca onay verilmesinde, bankanın risklerini karşılayacak düzeyde yeterli özkaynağa sahip olduğunun belirlenmesi veya özkaynakta oluşacak kaybı telafi edebilecek benzer bir sermaye unsurunun temin edilmesi koşulu aranacağı,
(8) Katkı sermaye hesaplamalarına dahil edilen ikincil sermaye benzeri borçlardan kalan vadesi beş yıldan az olanlar her bir yıl için yüzde yirmi oranında azaltılarak katkı sermaye hesaplamalarına intikal ettirileceği, vadesine bir yıldan az süre kalan ikincil sermaye benzeri borçlar katkı sermaye hesaplamasında dikkate alınmayacağı,
(9) Sekizinci fıkra uygulaması bakımından, vadeden önce geri ödeme opsiyonu tanıyan ve bu opsiyonun kullanılmaması halinde faiz artışı öngören ikincil sermaye benzeri borçlarda kalan vade, borcun temin edildiği tarihte öngörülen faiz oranına göre yapılacak faiz artışının;
a) Yüzde birden fazla olmaması veya
b) Başlangıçta uygulanan kredi faiz farkının (credit spread) yüzde ellisinden fazla olmaması halinde vade tarihi, diğer hallerde ise opsiyonun kullanılabileceği tarih esas alınarak belirleneceği, opsiyonun kullanılabilme tarihi esas alınarak kalan vadesi belirlenen ikincil sermaye benzeri borçlarda opsiyonun kullanılmaması halinde, bu tarihten itibaren vadesine göre tespit edilecek yeni kalan vadeye isabet eden orandan başlanılarak ikincil sermaye benzeri borç katkı sermayeye dahil edilmeye devam olunacağı,
(10) Vadeden önce geri ödeme opsiyonu içeren ikincil sermaye benzeri borçlarda, borca uygulanması öngörülen faiz oranı ile vadeden önce geri ödeme opsiyonunun kullanılmaması durumunda ve uygulanacak faiz oranı için bir endeks değer belirlenmiş olması halinde, dokuzuncu fıkra uyarınca yapılacak faiz artışı hesaplamasında, bu endekslerin, ikincil sermaye benzeri borçların katkı sermaye hesabına dahil edilebilmesi için Kuruma yapılan başvuru tarihindeki değerleri esas alınır. Opsiyonun kullanılmamasına bağlı olarak öngörülen prim, masraf, tazminat ve benzeri adlar altındaki ilave yükümlülükler faiz artışı hesabına dahil edilir. Vadeden önce geri ödeme opsiyonu tanıyan ve kalan vadesi vade tarihi esas alınarak belirlenen ikincil sermaye benzeri borçlarda opsiyonun kullanılmasına bankanın risklerini karşılayacak düzeyde yeterli özkaynağa sahip olduğunun belirlenmesi veya özkaynakta oluşacak kaybı telafi edebilecek benzer bir sermaye unsurunun temin edilmesi kaydıyla Kurumca izin verilebileceği,
(11) Kurumca izin verilmesi halinde, bankanın sermaye artırımlarında kullanılması hissedarlarca kesin ve yazılı olarak taahhüt edilen, karşılığında hiç bir şekil ve surette faiz tahakkuku ve ödemesi yapılmayan ve tasfiye halinde, hisse senetlerinden bir önce, diğer tüm borçlardan sonra ödenmesi kabul edilen, herhangi bir şekil ve surette doğrudan ya da dolaylı olarak teminata bağlanmamış, hiç bir türev işlem ve sözleşmeyle ilişkilendirilmemiş, bankaya rehnedilmiş kaynaklar da vade şartı aranmaksızın, niteliklerine göre ikincil sermaye benzeri borç hesaplamasına dahil edileceği düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı bankanın, iç kaynak sağlanması amacıyla yurtdışında yerleşik bulunan ve ana hissedarı olan …’tan kredi kullandığı, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinde tanımlanan katkı sermayesinin hesaplanmasına dahil edilecek borçlanma aracı üzerinden hesaplanan faizler için %1 oranında kesinti yapılarak ihtirazi kayıtla beyan edildiği, davacı tarafından söz konusu kredinin katkı sermaye olarak dikkate alınacak borçlanma aracı olduğu, düzenlemelerde söz konusu borçlanma araçları nedeniyle herhangi bir stopajın yapılacağının düzenlenmediği, borç veren kurumun banka olduğu, ikincil sermaye benzeri kredi kavramının 05/09/2013 tarihinde yayımlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığı ileri sürülerek, tahakkuk eden verginin iptali ile ödenen 443.577,63-TL tutarının ticari faiziyle iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %1 oranında vergi kesintisi yapılması gerektiği 1. maddenin 5. bendinin b bendinde düzenlenmiştir. Bu bentte “Bankaların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca uygun görülen ikincil sermaye benzeri kredileri için ödenen faizlere “de yer verilmiştir. Ancak ikincil sermaye benzeri kredi kavramı 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle yürürlükten kaldırılmış, yeni yönetmeliğin yedinci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan şartları taşıyan borçlanma araçları ilave ana sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak, sekizinci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan şartları taşıyan borçlanma araçları katkı sermaye hesaplamasına dahil edilecek borçlanma araçları olarak kabul edilmiştir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca da, Maliye Bakanlığına gönderilen … tarih … sayılı yazıda da; 12/01/2009 tarih 2009/14593 sayılı BKK çerçevesinde, mer’i yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan borçlanma araçlarının mülga yönetmelik kapsamındaki ikincil sermaye benzeri borçlar ile aynı kapsamda olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, her ne kadar ikincil sermaye benzeri kredi kavramı yürürlüğe giren yönetmelikle yürürlükten kaldırılmış ise de, meri yönetmeliğin 8. maddesinde yer alan katkı sermayesinin hesaplanmasına dahil edilecek borçlanma aracı kavramının daha genel bir ifade olarak kullanıldığı, nitekim söz konusu yönetmelikleri çıkaran Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca da mülga yönetmelik ile mer’i yönetmeliğin 7. ve 8. maddelerinin uygulama açısından her hangi bir farkının bulunmadığının belirtilmesi karşısında, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca belirlenen oran (%1) üzerinden yapılan ve ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergide hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenen kararın dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.