Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/154 E. , 2021/5510 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/154
Karar No : 2021/5510
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 24/03/2007 tarihinde Bitlis ili, … ilçesinde bulunan Orgeneral … eğitim ve tatbikat alanına yakın bir yerde meydana gelen patlama neticesinde elinin kopmasında davalı idarenin herhangi bir önleyici tedbir almaması nedeniyle kusurlu olduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 432.402,82 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; dava konusu olayda, yaralanmaya sebebiyet veren mühimmatın askeri atış alanı içerisinde patlamamış bir halde bulunması ve askeri eğitim ve tatbikat alanına 13 yaşında bir çocuğun rahatlıkla girip çıkması hususlarının değerlendirilmesi neticesinde, dava konusu olayın meydana gelmesinde; idarenin yeterli engelleyici tedbirleri almayarak olaya zemin yarattığı, diğer bir ifadeyle patlamamış mühimmatın askeri tatbikat alanında bırakılmasına ve çocukların rahat bir şekilde askeri alana girip söz konusu mühimmatı alıp götürmesine yönelik herhangi bir tedbir almayan idarenin yüklenmiş olduğu kamu hizmetini kötü işlettiği, bununla birlikte, patlama sonucu meydana gelen zararın oluşumunda idarenin kamu hizmetini kötü işletmesinin yanında olayın meydana geldiği tarihte 13 yaşında olan davacının üzerindeki eğitim, denetim ve gözetim görevini gerekli ve yeterli şekilde yerine getirmeyen ebeveynlerin kusurunun da payı olduğu, bu nedenle meydana gelen zarardan ebeveynlerin kusuru oranında indirim yapıldıktan sonra kalan tutarın hizmet kusuru nedeniyle davalı idarece karşılanması gerektiği, bu kapsamda Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine … Bölge ve Eğitim Araştırma Hastanesince düzenlenen raporda davacının %56 oranında iş gücü kaybına uğradığının tespit edildiği, davacının iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zararın tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan raporda, %56 oranında sürekli beden gücü kaybına uğrayan davacının maddi zararının 431.402,82 TL hesaplandığı, bilirkişi raporunda belirtilen tespit ve hesaplamalara Mahkemelerince itibar edilmekle birlikte, eğitim, denetim ve gözetim görevini gerekli ve yeterli şekilde yerine getirmeyerek meydana gelen zararda müterafik kusuru bulunan ebeveynlerinin söz konusu kusurlarının 1/3 oranında olduğu kanaatine ulaşıldığı; öte yandan, davacı tarafından yapıldığı ve yapılacağı iddia edilen protez giderlerine ilişkin olarak Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelemesi sonucu, davacıya protez bedellerinin ödendiği görüldüğünden, talep edilen protez bedelinin tazminine hukuken olanak bulunmadığı; olayın gelişimi ve sonucu dikkate alınarak duyduğu elem ve üzüntü karşılığı davacı için 30.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı için hesaplanan 431.402,82 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ebeveynlerinin kusur oranına isabet eden 1/3’lük kısmının düşülmesi sonucu kalan 287.601,88 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın İçişleri Bakanlığına başvuru tarihi olan 23/03/2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, geriye kalan 144.800,94 TL maddi tazminat istemi ile 70.000,00 TL manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1) Davacı tarafından, dava konusu olayın tamamen davalı idarenin kusuru neticesinde gerçekleştiği, davacıya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, Mahkemece müterafik kusur nedeniyle maddi tazminat tutarı üzerinden indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğu, hükmedilen tazminat tutarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, olay tarihinde 13 yaşında olan ve büyüme çağında olan davacının protez ihtiyacının değişkenlik gösterip zamanla değiştirildiği, Mahkemece protez giderleri yönünden de hüküm kurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2) Davalı idare tarafından, dava konusu olayın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığı, olay tarihinde davacının 13 yaşında olması karşısında, Mahkemece öngörülen müterafik kusur oranının düşük kaldığı, tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine dava tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi ile istemleri doğrultusunda Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 24/03/2007 tarihinde Bitlis ili, … ilçesinde bulunan … Kışlası eğitim ve tatbikat alanına yakın bir yerde meydana gelen patlama neticesinde davacının elinin kopmasında davalı idarenin herhangi bir önleyici tedbir almaması nedeniyle kusurlu olduğu ileri sürülerek 23/03/2008 tarihli başvuru dilekçesi ile İçişleri Bakanlığına başvuru yapıldığı, … Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile söz konusu başvuru dilekçesinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere … Valiliğine gönderildiği, 24/04/2014 tarih ve 13/02/2014/106 sayılı Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı kararıyla 12.935,66 TL ödeme yapılmasının teklif edildiği, teklif edilen miktarın kabul edilmemesi suretiyle 07/05/2014 tarihinde uyuşmazlık tutanağı düzenlenmesi üzerine 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 432.402,82 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 07/07/2014 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma sonucunda … Savcılığınca verilen … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararda, 24/03/2007 tarihinde Bitlis ili, Tatvan ilçesinde bulunan Orgeneral … Kışlası karşısındaki eğitim ve tatbikat alanına yakın bir yerde meydana gelen patlama sonucu iki çocuğun yaralandığı, patlamanın, çocukların önceki atışlardan kalan hurda malzemeleri toplamak maksadıyla bilerek ve gizlice atış alanına girmeleri ve davacının topladığı mühimmat parçasına bir tahta parçasıyla vurması suretiyle meydana geldiği, bu nedenle olayda asker şahısları sorumlu tutmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; olayla ilgili olarak düzenlenen 24/03/2007 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; patlamanın meydana geldiği yer ile atış sahası arasında yaklaşık 1,5 km mesafe olduğu, olay yerinin Tatvan-Ahlat karayoluna ise 200 metre uzaklıkta bulunduğu, söz konusu ana yolda alanın eğitim ve tatbikat sahası olduğuna yönelik bir ikaz bulunmamakla birlikte tali yolda okunaklı ve “çok maksatlı atış alanı” yazılı bir tabelanın yer aldığı, atış alanının etrafının tel örgü ya da duvar ile çevrili olmadığı, alana girişi engelleyen herhangi bir sistem bulunmadığı, alanda başkaca “askeri bölge”, “askeri yasak bölge”, “girilmez”, “tehlikelidir” gibi uyarıcı yazıların yer almadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan Tatvan Devlet Hastanesinin 01/03/2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda, davacı …’ın sağ dirsek altı amputasyonu neticesinde %56 oranında daimi malüliyeti olduğu tespit edilmiştir.
İdare Mahkemesinin 10/07/2015 tarihli ara kararı üzerine davacının sevk edildiği Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 23/07/2015 tarihli sağlık kurulu özürlü raporunda da, davacının sağ dirsek altı amputasyonu neticesinde %56 oranında sürekli özürlü olduğu belirlenmiştir.
Mahkemece, dava konusu olay nedeniyle malüliyet oranı dikkate alınarak davacıda meydana gelen iş gücü kaybından kaynaklı maddi zararın tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 08/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacının %56 daimi malüliyet oranına göre 431.402,82 TL maddi zararının bulunduğu hesaplanmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinin, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan halinde, “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olay 24/03/2007 tarihinde gerçekleşmiş olup, davacı, olay neticesinde meydana gelen malüliyeti nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi hükmü uyarınca 1 yıl içinde, 23/03/2008 tarihinde tazminat istemli olarak idareye başvuruda bulunmuştur. … Bakanlığının … tarih ve … sayılı cevabi yazısında, dava konusu olaya ilişkin olarak davacının zararının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre Valilikçe değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiş, yapılan inceleme neticesinde … Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı kararıyla davacıya 12.935,66 TL ödeme yapılması yönündeki teklifin davacı tarafından … tarihinde kabul edilmemek suretiyle uyuşmazlık tutanağı düzenlenmesi üzerine … tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
… Bakanlığının … tarih ve … sayılı cevabi yazısında, davacının dava konusu olay nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre Valilikçe değerlendirilmesi gerektiği bildirilmişse de, davaya konu zararın terör olayından kaynaklanmadığı, bu nedenle genel tazminat ilkeleri ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi çerçevesinde irdelenmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun yukarıda aktarılan 13. maddesi hükmü gereği, davacının, idareye başvurusundan sonra tazminat isteminin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde İdare Mahkemesinde dava açması gerekmektedir.
Buna göre, davacının 23/03/2008 tarihli başvurusu üzerine altmış gün içinde olumlu bir yanıt verilmediği, … Bakanlığının 03/04/2008 tarih ve 2259 sayılı cevabi yazısının da kesin olmayan ve başvurunun ilgili Valiliğe yönlendirilerek sonucu hakkında bilgi verilmesi isteminden ibaret olan bir yazı niteliğinde bulunduğu, bu nedenle altmış günlük zımni ret süresini durduran bir niteliği haiz olmadığı anlaşıldığından, altmış günlük bekleme (zımni ret) süresi geçtikten sonra, bakılan dava süresini ihya edici mahiyette olmayan … Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı kararıyla davacıya 12.935,66 TL ödeme yapılması yönündeki teklifin davacı tarafından 07/05/2014 tarihinde kabul edilmemek suretiyle uyuşmazlık tutanağı düzenlenmesi üzerine 07/07/2014 tarihinde açılan işbu davanın süresinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın kesinleşip kesinleşmediği yönünden değerlendirme yapıldığında; gerek Tatvan Devlet Hastanesinin 01/03/2012 tarihli sağlık kurulu raporunda gerekse Mahkemece davacının sevk edildiği Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 23/07/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının sağ dirsek altı amputasyonu neticesinde %56 oranında daimi malüliyeti olduğu belirlendiğinden, geçen süre zarfında olay nedeniyle zarar oranının farklılaşmaması karşısında, zararın 2012 yılı itibarıyla kesinleştiği anlaşıldığından, 2014 yılında açılan davanın bu yönüyle de süresinde olmadığı anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
3. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
Dava dosyasının incelenmesinden; 24/03/2007 tarihinde Bitlis ili, Tatvan ilçesinde bulunan Orgeneral … Kışlası eğitim ve tatbikat alanına yakın bir yerde meydana gelen patlama neticesinde elinin kopması suretiyle yaralanan davacının, olay nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararının tazmini istemiyle 23/03/2008 tarihli dilekçeyle İçişleri Bakanlığı’na başvurduğu, … Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısıyla, söz konusu başvuru dilekçesinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere … Valiliği’ne gönderildiği, yapılan inceleme sonucu 24/04/2014 tarih ve … sayılı … Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı kararıyla davacıya 12.935,66 TL ödeme yapılmasının teklif edildiği, 07/05/2014 tarihinde teklif edilen miktarın davacı tarafından kabul edilmemesi suretiyle uyuşmazlık tutanağı düzenlenmesi üzerine meydana gelen olayda davalı idarenin önleyici tedbirleri almayarak patlamaya sebebiyet verdiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 07/07/2014 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin son fıkrasında, “Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihaî işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur.” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacının, 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesine uygun olarak bir yıl içinde, süresinde yaptığı 23/03/2008 tarihli başvuru üzerine, yukarıda aktarılan 5233 sayılı Kanun hükmü uyarınca, 60 günlük dava açma süresinin henüz işlemeye başlamadan durduğu, davacının, tarafına tazminat ödenmesine yönelik Zarar Tespit Komisyonu kararını (nihai işlem sonucunu) uyuşmazlık tutanağının düzenlendiği 07/05/2014 tarihinde öğrendiği, durmuş olan dava açma süresinin bu tarih itibarıyla yeniden işlemeye başladığı ve bu tarihten itibaren dava açma süresinin son günü (60. günü) olan 06/07/2014 tarihi pazar gününe denk geldiğinden takip eden ilk iş günü olan 07/07/2014 tarihinde bakılan davayı açtığı görüldüğünden, işbu davanın süresinde olduğu oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.