Danıştay Kararı 6. Daire 2019/21803 E. 2021/12493 K. 15.11.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/21803 E.  ,  2021/12493 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/21803
Karar No : 2021/12493

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan 25m² yüzölçümlü taşınmazın, … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni kararı ile onaylanan … sayılı parselasyon planı ile “Lise Alanı” olarak ayrılmasına rağmen, davalı idare tarafından kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırma görevinin yerine getirilmeyerek mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın hissesine tekabül eden değeri olan 48.125,00 TL bedelin görevsiz yargı merciinde açılmış bulunan dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve görevsiz yargı merciince hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davacının tazminat isteminin kabulü ile 48.125,00-TL’nin görevsiz yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 15/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, görevsiz yargı merciince hükmedilen yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddi yolunda İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 03/10/2016 tarih ve E:2015/6352, K:2016/4985 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 17/10/2018 tarih ve E:2018/3598, K:2018/8047 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak davacının tazminat isteminin kabulü ile 48.125,00 TL’nin görevsiz yargı merciinde davanın açıldığı tarih olan 15/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının dava dilekçesinde talep edilen görevsiz yargı yerinde hükmedilen bilirkişi ücreti ve yargılama giderleri yönünden eksik hüküm kurulduğundan bu kısma ilişkin olarak ve hüküm kısmında belirtilen “…..dava konusu taşınmazın davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline….” ilişkin kısmın karardan çıkartılması gerektiğinden” söz konusu kısımların bozulması, diğer kısımlar yönünden ise onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan 25m² yüzölçümlü taşınmazın, … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni kararı ile onaylanan … sayılı parselasyon planı ile “Lise Alanı” olarak ayrılmasına rağmen, davalı idare tarafından kullanım amacı doğrultusunda kamulaştırma görevinin yerine getirilmeyerek mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından bahisle taşınmazın hissesine tekabül eden değeri olan 48.125,00 TL bedelin görevsiz yargı merciinde açılmış bulunan dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve görevsiz yargı merciince hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi istenilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu mahkeme kararının; tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Temyize konu mahkeme kararının; davacı tarafından talep edilen, görevsiz yargı yerinde hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerinin kendisine ödenmesine ilişkin kısmı ve hüküm kısmında yazılan “….dava konusu taşınmazın davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline….” ilişkin kısmına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26.maddesinde; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.” “Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde, görevsiz yargı yerinde açılan davada hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı idare tarafından kendisine ödenmesi kısmı hakkında mahkeme kararının sonuç kısmında hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan “taleple bağlılık ilkesi” uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda; Mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu ve istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Bu durumda; davacı tarafından istenilen görevsiz yargı yerinde hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerine dair istem yönünden İdare Mahkemesince hukuki inceleme yapıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, temyize konu kararın bu kısmında, eksik hüküm kurulmuş olması sebebiyle isabet görülmemiştir.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli, E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararıyla Kamulaştırma Kanununun Ek 1. Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi dışındaki kısımların Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş olması sebebiyle, İdare Mahkemesince uyuşmazlığa konu taşınmazın davalı idare adına tescil edileceğine ilişkin hüküm kurulamayacağı halde temyize konu kararda, davaya konu taşınmazdaki davacı hissesinin davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği anlaşılmış olup, İdare Mahkemesi kararının hüküm kısmındaki “…..dava konusu taşınmazın davalı idare adına adına tapuya kayıt ve tesciline…” şeklindeki ifadenin karar metninden çıkartılması gerekmekte olup, Mahkemece verilecek yeni kararda bu hususa dikkat edileceği tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin ksımen kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, görevsiz yargı yerinde hükmedilen bilirkişi ücreti ve diğer yargılama giderlerinin ödenmesi istemine ve hüküm kısmında yer alan “…..dava konusu taşınmazın davalı idare adına kayıt ve tesciline…” şeklindeki ifadeye ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) :
İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon planlarının hazırlanması ile bir yandan düzenlemeye giren kadastral parselden daha fazla değere sahip imar parselleri oluşturulmakta, diğer taraftan düzenlemeye tabi tutulan bölgenin gereksinimi olan hizmet ve tesisler için kullanılmak üzere umumi hizmet alanlarının (Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi) elde edilmesi sağlanmaktadır. Kamu/umumi tesislere ayrılan alanlara ait parseller ise (hastane, kreş, belediye hizmet veya diğer resmi tesis alanı gibi) eşit oranda hisselendirme yapılmak suretiyle oluşturulmaktadır.
Bu çerçevede, imar planında umumi hizmetlere ayrılan alanlar kapsamına girmeyen ancak, imar planında yer verilen hastane, kreş, belediye hizmet veya diğer resmi tesis alanı gibi alanların oluşturulacağı parsellerin elde edilmesi ve oluşacak parsellere yapılacak tahsislerin mülkiyet hakkı yönünden irdelenmesi gerekmektedir.
Düzenlemeye tabi tutulan bölgenin gereksinimi olan hizmet ve tesislerden umumi hizmet alanları arasında yer almayan ancak, imar planı kararları ile düzenleme bölgesine de hizmet verecek nitelikte olan düzenleme sınırı içerisinde yer alan kamu/umumi tesislerin ya da kamu kuruluşları/hizmetlerin yer almasının öngörüldüğü durumda; plan öngörüsü olarak oluşturulan parsele yapılacak tahsisler, düzenlemeye giren kadastral parsellerden eşit oranda pay verilmek suretiyle gerçekleştirilecektir.
Bu suretle kamu/umumi tesis alanlarından paydaş kılınma; kentsel yerleşim yerlerinin iyileştirilmesi, sosyal ve teknik altyapı açısından ulaşılması öngörülen düzeye ulaşılması, kent yaşamı yönünden önem taşıyan kamu yararının gerçekleştirilmesi ve sosyal yarar sağlamak amaçlı olduğu; bu alanlara dengeli şekilde katılım sağlayan, bu parseldeki tesisin gerçekleştirilmesi aşamasında kamulaştırma yoluna başvurularak, düzenleme alanında kentsel yaşamın ve bu ihtiyaçların karşılanmasına kadar geçen süreçte, bu alanlarda paydaşlar bu taşınmazı yapılaşmaya dönük kullanamamakla birlikte, yapılaşma imkanının kadastral parsele karşılık olarak imar parseli yapılan tahsis üzerine yapı yapma dahil, kendisine tahsis edilen ve denkliği gözetilen bu imar parselinde tasarrufta bulunma hakkının sağlaması, kamu ortaklık payı uygulamasının demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmayan şekilde öngörülmesi ve kentleşmenin gereği olan kamu/umumi tesisler için elde edilmesine dönük olması nedenleriyle, kamu külfetine eşit olarak katlanma şeklinde oluşan sınırlandırmanın malikin mülkiyet hakkının özüne dokunduğundan söz edilemez.
Bu halde parselasyon işlemi sonucunda kamu ortaklık payı olarak düzenleme sahası içerisindeki parsel maliklerinin hisselendirilmesi suretiyle oluşan parsellerde hisse sahibi olan kişiler açısından mülkiyet hakkının belirsiz ve uzun bir süre kısıtlanması durumu ortadan kalkmıştır. Zira idare imar planıyla kamu alanına ayırmış olduğu kök parseli düzenlemeye tabi tutarak kök parsel sahibine ortaklık payının kesilmesinden sonra kalan hissesine mukabil yapılaşmaya elverişli parsel tahsis ederek davacının imar planıyla kök parseli açısından oluşan kısıtlılığını gidermektedir.
Düzenlenme yapılan alandaki diğer parsel malikleri ile eşit oranda kamu külfetine katlanma yükümlülüğü gereği kamu hizmetlerinin karşılanmasına, düzenleme sınırı içinde parselleri bulunanların katılımı sağlanmaktadır. Kamu ortaklık payı olarak ayrılan taşınmazlarda idare, kamu hizmetine ihtiyaç duyulduğunda (bölgedeki nüfus ve yapılaşma durumu dikkat alınarak) yapılan program dahilinde kamulaştırmayı gerçekleştireceğini kabul etmektedir.
İdarenin yeni bir hukuki karar alarak imar planının uygulanması kapsamında İmar Kanunundan doğan yükümlülüğünü parselasyon işlemi yaparak yerine getirmesi durumunda, artık uzun yıllar programa alınmama, imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeme, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edilme olarak tanımlanan ve mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusundan söz edilemeyeceği, idarece mülkiyet hakkı üzerindeki belirsizliğin giderildiği, dolayısıyla idarenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek aldığı hukuki karar sonucunda imar uygulaması yaparak ilgililerin imar haklarının verilmesi halinde tazminat ödenmesini gerektirecek koşulların oluşmayacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan İmar Kanununun 18 inci maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu tesisleri arsalarına tahsis” başlıklı 12. maddesine göre yapılan parselasyon işlemi sonucu kamu ortaklık payı (KOP) olarak oluşturulan taşınmazdaki hisse için açılan davada, kamu ortaklık payı olarak hisse tahsisinin yapıldığı parselasyon işleminde, davacıya ayrıca tasarruf edebileceği başka bir yer tahsisinin yapılıp yapılmadığı araştırılarak elde edilen sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu verilen kararın tümüyle bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.