Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18009 E. 2014/6930 K. 08.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18009
KARAR NO : 2014/6930
KARAR TARİHİ : 08.04.2014

MAHKEMESİ : SEFERİHİSAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2013
NUMARASI : 2013/220-2013/252

Taraflar arasında görülen davada Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/10/2013 tarih ve 2013/220-2013/252 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bir adet Euro, bir adet de TL hesabının bulunduğunu, 05.12.2006 tarihinde internet yoluyla ve bilgisi dışında Euro hesabındaki mevduatın TL hesabına aktarılmasını müteakip her biri 7.000,00 TL olmak üzere dava dışı 4 ayrı kişinin hesabına toplam 28.000,00 TL’nin aktarıldığını, bu işlemleri farketmeyen ve herhangi bir güvenlik sistemini devreye sokmayan bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek 6.000,00 TL’nin 17.04.2007 tarihinden itibaren yüksek banka mevduat faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, 03/09/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 28.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin internet bankacılığı sisteminin uluslararası güvenlik standartlarında olduğunu, davaya konu işlemlerin davacının egemenlik alanındaki şifrelerin kullanılarak gerçekleştirildiğini, bankanın bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyularak tüm dosya kapsamına göre; bankaların internet bankacılığında tüm güvenlik önlemlerini alması gerektiği ancak bankanın müşterisinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davacının hesabından bilgisi dışında 28.249 TL havale yapıldığı, durumun davalı bankaya ihtarname yoluyla bildirildiği ve 5 iş günü içerisinde ödenmesinin istendiği, ihtarının bankaya 17/04/2007 tarihinde tebliği edilmesine rağmen ödeme yapılmadığı 5 günün dolduğu 23/04/2007 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, 6.000 TL’nin temerrüt tarihi olan 23/04/2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte 22.000 TL’nin ise ıslah tarihi olan 03/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, dava dilekçesinde talep edilen 6.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline ilişkin karara yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı banka nezdinde açılmış olan hesabında bulunan paranın bilgisi ve izni dışında internet üzerinden yapılan işlemler sonucu çekilmesi nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemiyle dava açmış, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, davanın reddi kararı ve bu kararı davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucu karar 25.02.2013 tarihinde davacı lehine bozulduktan sonra, davacı vekili 01.10.2013 tarihli dilekçesi ile davayı kısmen ıslah ederek 22.000,00 TL daha alacağının tahsilini istemiş, mahkemece ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. 1086 sayılı HUMK’nın 84. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 177 ve devamı maddeleri uyarınca ıslah ancak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Yargıtay HGK’nın 04.02.1948 tarih 1944/10 E 1948/3 K. sayılı kararına göre de, ıslah tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir. Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra ıslah yapılamaz. Mahkemece ıslah talebinin bozmadan sonra yapıldığı nazara alınmaksızın geçerli ıslah talebi varmış gibi ıslah edilen miktar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazları ile davalı vekilinin ıslah edilen 22.000,00 TL’ye yönelik kurulan hükme dair temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin 6.000 TL’nin tahsiline ilişkin karara yönelik temyiz itirazının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazları ile davalı vekilinin ıslah edilen miktara yönelik hükme dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 08/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.