Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18208 E. 2014/6953 K. 09.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18208
KARAR NO : 2014/6953
KARAR TARİHİ : 09.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/09/2013
NUMARASI : 2013/160-2013/466

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/09/2013 tarih ve 2013/160-2013/466 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının senet karşılığı davacıya borçlu olduğunu, aleyhine yapılan icra takibine karşı davalı tarafça borca ve imzaya itiraz üzerine Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1096 Esas sayılı dosayasında yapılan yargılama sonucu keşide tarihinde oynama yapıldığı, bu şekli ile belgenin bono vasfında olmadığı gerekçesi ile takibin iptal edildiğini ve karararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davalının şikayeti üzerine Kadıköy C.Başsavcılığı’nca yapılan soruşturmada imzanın davalıya ait olduğuna hükmedilerek, takipsizlik kararı verildiğini, bu kararın da itiraz üzerine kesinleştiğini ileri sürerek 140.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, senet altındaki imzanın davalının eli ürünü olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, takibe dayanak belgenin, tanzim tarihinin vade tarihinden sonraki bir tarih olması nedeniyle kambiyo senedi vasfında bulunmadığı, belgedeki imzanın davalının eli ürünü olduğu, alacağın BK.nın 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımana tabi olup, davanın süresi içerisinde açıldığı, üzerindeki imzanın davalıya ait olduğu sabit olan belge karşılığının ödendiğinin HMK.nın 201. maddesi gereği belge ile ispatının gerekeceği, bu yönde sunulmuş bir delilin bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne; 140.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava ve takibe dayanak belgenin tanzim tarihinde yapılan tahrifat ile birlikte tanzim tarihinin vade tarihinden sonraki bir tarih olması nedeniyle kambiyo senedi vasfı taşımadığının kabul edildiği, bonoya dayalı takipte borca ve imzaya itiraz üzerine Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda senedin kambiyo vasfına sahip olmadığı gerekçesiyle bu senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağından takibin iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Çek veya bono şeklinde düzenlenmekle birlikte kanuni şartlardan birinin mesela keşide veya tanzim yerinin noksan olması nedeniyle çek veya bono niteliğinde olmayan belge, belgede yazılı alacak hakkında yazılı delil başlangıcı teşkil edebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, Cilt II, s.2307)
Davada dayanılan belgenin davacı lehine düzenlendiği, ancak tanzim tarihinin vade tarihinden sonraki bir tarih olması nedeniyle, bono niteliğinde bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan soruşturma dosyası ile bilirkişi raporundan keşideci imzasının davalıya ait olduğu anlaşılmaktadır. O halde böyle bir belge davacı lehine yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, davacının gösterdiği diğer deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken alacağın varlığına ve esas ilişkiye yönelik ispat yükünün davacıda bulunduğu gözetilmeksizin, belge karşılığının ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz eden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.