Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/12553 E. 2014/2205 K. 10.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12553
KARAR NO : 2014/2205
KARAR TARİHİ : 10.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2010/38-2013/44

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/03/2013 tarih ve 2010/38-2013/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, endüstriyel tasarımına tecavüz edildiği şikayeti üzerine müvekkili işyerinde bulunan çeşitli ürünlere el konulduğunu, 554 sayılı KHK’nın ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile açılan davada “davacıya ait tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiği, bu karar kesinleşmemişse de yapılan bilirkişi incelemeleri ile davalıya ait tasarımın yenilik ve ayırdedicilik vasfının bulunmadığı” gerekçesiyle müvekkili yetkilisi hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini, davalının, 1991 yılından beri başka şekilde dizaynı ve üretimi mümkün olmayan ürünleri üretmesine rağmen tescilini 1997 yılında yaptırdığını, davalının ürünün yıllarca piyasada bulunduğunu, ayırdedicilik ve yenilik vasfını taşımadığını, hatta bu konuda hükümsüzlük davası açıldığını bildiği halde haksız şikayeti ve el koymalar nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, el konulan ürünlerin satılamamasından dolayı maddi zararın doğduğunu ileri sürerek 1.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, endüstriyel tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne ilişkin kararın kesinleşmediği sürece korumanın devam edeceğini, davacı işyerindeki aramanın mahkeme kararı ile ve tescilin hüküm sürdüğü zaman zarfında yapıldığını, müvekkilinin Anayasa ve kanunun kendisine tanıdığı hakları kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir tasarımın haksız kullanımından söz edilemeyeceği, ancak tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü yolundaki karar ile sicilden terkini sağlandıktan sonra korumanın kalkacağı, bundan sonra kullanımların haksız olduğunun ileri sürülebileceği, dava konusu uyuşmazlıkta davalının usule uygun şekilde tescil ettirilmiş bulunan tasarım tescil belgesine dayanarak yasal şikayet hakkını kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, gerekli şartları taşımadığı halde tescil edilen Endüstriyel Tasarım Tescil Belgesine dayalı kötü niyetli şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin, “Tasarım tescil belgesinden kaynaklanan hakların kullanılması bu belge ile sağlanan koruma kapsamında olup, tescilli bir tasarımın haksız kullanımından söz edilemez. Ancak, tasarım tescil belgelerinin hükümsüzlüğü yolundaki kararlar ile sicilden terkinleri sağlandıktan sonra korumaları kalkacaktır.” şeklinde önceki tarihli kararları varsa da Yargıtay HGK’nın 27.03.2013 tarih ve 11-209-399 sayılı kararında “554 sayılı KHK 43’üncü maddesi uyarınca verilen hükümsüzlük kararlarının geriye etkili olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı (TMK. m.2), Türkiye’deki endüstriyel tasarım tescillerinde uygulanan incelemesiz sistemden yararlanarak tescili sağlanan, ancak daha sonra yeni ve ayırt edici niteliğinin bulunmaması nedeniyle koruma kapsamında olmadığı mahkemece belirlenerek hükümsüzlüğüne karar verilen tasarım tescili ve bu tescile dayalı hakların, 554 sayılı KHK’nın 45/1 maddesi hükmü uyarınca hiç “doğmamış” sayılacağı ve gerçekte var olmayan bir hak iddiası ile neden olunan zararların tazmininin gerekeceği” ilkeleri benimsenmiştir.
Somut olayda, davalı, 3258 sayılı tasarıma dayanarak davacı hakkında şikayette bulunmuş, ceza mahkesince verilen karara istinaden davacı işyerinde yapılan aramada 655 adet pis su kelepçesine el konulmuştur. Hükümsüzlük davası, ceza davası ve eldeki dosyada alınan bilirkişi raporlarında ittifak halinde belirtildiği üzere; davalı adına tescilli olan 3258 nolu “pis su kelepçesi” ürününün, daha önce kamuya arz edildiği, yenilik ve ayırt edicilik kriterlerinden yoksun olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacı şirket yetkilisi, açılan ceza davasından, davalıya ait tasarımın yenilik ve ayırdedicilik vasfı bulunmadığı gerekçesiyle beraat etmiş, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karar kesinleşmiş, davacı, davalının, tasarımın ayırdedicilik ve yenilik vasfı taşımadığının, hükümsüzlük şartlarının oluştuğunun davalı yanca bilinmesine rağmen kötü niyetle haksız şikayette bulunduğunu ileri sürmüş ve 3258 sayılı tasarıma konu ürünün ilk üretimine 1991 yılında başlandığını tutanak altına alan davalı ile dava dışı Sistem Plastik Ltd. Şti. arasında düzenlenen sulhnameyi sunmuştur.
Bu durumda, davalının kötü niyetle şikayette bulunduğu iddiasının yukarıda gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen esaslar doğrultusunda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.