Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3993 E. 2014/9925 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3993
KARAR NO : 2014/9925
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2013
NUMARASI : 2012/517-2013/812

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/11/2013 tarih ve 2012/517-2013/812 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 12/09/1988 tarihinde 2099 sicil kaydı ile Ticaret Sicil kaydını yaptırdığını ve o günden beri merkezi Konya İli olmak üzere ticari faaliyetlerine davam ettiğini, 16/01/1996 tarihinde de marka tescilini yaptırdığını, Türk Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 31/01/2011 tarih ve 09324 sayılı kararıyla “Selva” isminin tanınmış marka olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin mevcut tesciline rağmen 6102 sayılı TTK’nun 52.maddesine aykırı olarak davalı şirkete ait ticari unvanın da tescil edildiği ve 26/01/2011 tarih ve 7738 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığının anlaşıldığını, davalı şirketin kullandığı Karadeniz Selva ibaresinin müvekkilinin Selva ibaresine aynen benzediğini, bu durumun iltibas yarattığını ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek; davalının müvekkilinin marka haklarına tecavüzünün önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanından “selva” kelimesinin ticaret sicilinden terkinine, dava sonunda masrafları davalıdan alınarak Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede yayımlanmasına, marka hakkına haksız tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle davalının müvekkiline 50.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacının marka haklarına tecavüzünün önlenmesine, davalının ticaret unvanındaki “Selva” kelimesinin ticaret sicilinden terkinine, dava sonunda masrafları davalıdan alınarak Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede yayınlanmasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabülüyle 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6102 sayılı TTK’nın 54. maddesi uyarınca önceki tarihli olarak tescilli bulunan davacı ticaret unvanının kılavuz sözcüğü olan “SELVA” ibaresinin davalı tarafça aynı şekilde ticaret unvanının kılavuz sözcüğü olarak tescil ettirilmesi nedeniyle bu ibarenin davalı unvanından terkinine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece davalı eyleminin aynı zamanda davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davacının marka haklarına tecavüzün önlenmesine ve manevi tazminata da hükmedilmiştir. Dosyada mevcut belge ve açıklamalar itibariyle, davalı kullanımının tescilli ticaret unvanının tescil olunduğu haliyle TTK hükümlerine uygun bir kullanım niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, ticaret unvanındaki “SELVA” sözcüğünün davacının tescilli markasına tecavüz eder şekilde markasal bir kullanım bulunmadığına, öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesi kapsamında iltibasa yol açan bir eylemin varlığı da belirlenmediğine göre davalının terkin oluncaya kadar ticaret unvanını tescil edildiği şekildeki kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gözetilmeksizin 556 sayılı KHK’nın 62. maddesi uyarınca davalının marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu bakımından davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.