YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17020
KARAR NO : 2014/7186
KARAR TARİHİ : 11.04.2014
MAHKEMESİ : ADANA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2013
NUMARASI : 2012/61-2013/150
Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2013 tarih ve 2012/61-2013/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Adana Çukurova Şubesi’nin .. hesap no’lu müşterisi olup, davalı tarafından hesabından 2009, 2010 ve 2011 yıllarında hesap işletim ve havale gönderim ücreti, diğer haberleşme gelirleri ile ticari kredi tahsis ve değerleme ücreti adı altında toplam 5.237,31 TL kesinti yapıldığını, yapılan kesintilerin taraflar arasında müzakere edilmediği gibi, davalının tek yanlı olarak müvekkiline dayattığı, sözleşmeye ve hukuka aykırı, tamamen kendi inisiyatifi ile keyfi olarak tahakkuk ettirip hesaptan hiçbir izin, bilgi ve muvafakat almadan kestiği paralar olduğunu, müvekkilinin davalıdan yapılan kesintilerin iadesini talep ettiğini ancak, davalının iade talebini kabul etmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.237,31 TL’nin kesinti yapılan tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında 500.000 TL bedelli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi düzenlendiğini ve daha sonra kredi limitinin 1.500.000 TL’ye çıkartıldığını, davacı ile kefil olan dava dışı M. A.Ş.’nin grup firması olup, her iki firmaya toplam 3.970.000 TL kredi tahsisi yapıldığını, hesap işletim ücreti dışında yapılan tüm kesintilerin komisyon bedeli olarak, davacının bilgisi dahilinde, taraflar arasında istişare edildikten ve müvekkili tarafından talepte bulunulduktan sonra kesildiğini ve davacı tarafından ödendiğini, hesap işletim ücretlerinin de müşterilere verilen bankacılık işlemlerinin karşılığı olarak alınan bir ücret olup, müvekkili tarafından yapılan diğer tüm işlemler ve tahsilatlar gibi mevzuata, bankacılık kural ve teamülleri ile sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tacir olup, kredi sözleşmesini imzaladığı ve davalı tarafından talep edilen hesap işletim ücreti, masraf ve komisyonun davacı tarafından ödendiği, davacının kredi sözleşmesi imzalanırken ve kredi kullanılırken bu ücretlerin ödeneceğini de bildiği, davacının bu ücretlerden haberdar olmadığını ileri sürmesinin kabul edilebilir bir gerekçe olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranıp, kullanılacak kredi miktarına göre ödemesi gereken masrafları öğrendikten sonra sözleşme imzalaması gerektiği, davalı tarafından davacıdan alınan hesap işletim ücreti, masraf ve komisyon bedelinin kanun ve taraflar arasında tanzim edilen sözleşme hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; davacının, davalı banka şubesinde bulunan hesabından 2009-2010 ve 2011 yıllarında yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın kesintinin hiç yapılmamasının gerektiğini iddia etmesi karşısında çoğun içinde azın da bulunduğu dikkate alınarak, taraflar arasında yapılan sözleşmede herhangi bir oran belirtilmediğinden diğer bankaların uyuşmazlık konusu kesintilerde uyguladıkları oranlar da getirtilip, bankacılık konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden istem konusunda, diğer bankalarca uygulanan oranların ortalamaları da alınmak suretiyle rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.