YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16867
KARAR NO : 2014/7189
KARAR TARİHİ : 11.04.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2011/302-2013/147
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/03/2013 tarih ve 2011/302-2013/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’de rüzgar enerjisi konusunda faaliyet gösteren az sayıda uzman şirketten biri olup, faaliyetleri sırasında rüzgar ölçüm direklerinin koordinatlarının saptanmasında hassas pusulalar kullandığını ve bu pusulaların yurt dışında kalibre edildiğini, müvekkilinin 2010 yılında 4 adet pusulanın kalibrasyonu için Finlandiya’da bulunan bir kuruma gönderilmesi hususunda davalı ile görüştüğünü, davalı şirket temsilcilerinin de pusulaların şirketleri aracılığıyla gönderilebileceğini, bunun için üzerinde “kalibrasyon içindir” ibaresi bulunan proforma faturanın hazırlanmış olmasının yeterli olduğunu bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin içeriğinde İngilizce olarak kalibrasyon amaçlı gönderim yapıldığı ibaresi kaydedilmiş proforma fatura hazırladığını ve gönderinin bu şekilde davalıya teslim edildiğini, davalı tarafında da sorunsuz olarak varacağı adrese ulaştırıldığını, daha sonra Finlandiya’da kalibrasyon işlemi tamamlanan pusulaların ilgili kurum tarafından dava dışı TNT Ekspres firması kullanılarak müvekkiline geldiğini ve İstanbul Gümrüğü’ne salimen ulaştığını, pusulaların Ankara Gümrüğü’ne aktarılması için gerekli işlemlerin başlatıldığını, anılan firmadan ordino alındığını ancak, pusulaların bir türlü gümrükten çekilemediğini, müvekkilinin gümrük müşaviri dava dışı T. Ltd’nin bildirdiğine göre bu aksaklığın sebebinin pusulaların yurt dışına geçici olarak gönderilirken, davalı tarafça taşıyıcı sıfatıyla hazırlanması ve gümrük dosyasına sunulması gereken beyanname, ekspertiz raporu, ayniyat tespit tutanağının sunulmamış olmasından kaynaklandığını, bunun üzerine müvekkilinin davalıya pusulaların gümrükten çekilebilmesini teminen ihtarname gönderdiğini ancak, davalının cevabi ihtarnamesi ile talebi reddettiğini, davalının ihmali nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 4.635 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 14.635 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin üstlendiği taşıma işini ifa ederek yükümlülüğünü yerine getirdiğini, gönderi içeriği emtianın tekrar yurda getirileceği yönünde taşıma senedinde veya proforma faturada herhangi bir ibare mevcut olmayıp, müvekkilinin de herhangi bir taahhüdünün bulunmadığını, davacının daha önce de yurtdışına kalibre edilmesi amacıyla pusula gönderdiğini, bu nedenle bunun için ne şekilde gümrük işlemi yapıldığının davacının bilgisi dahilinde olması gerektiğini, taşınan emtianın geçici ihracat olduğu ve tekrar yurda getirilmesi için gerekli evrakların gönderen davacı tarafından tanzim edilmesi gerektiğinin TTK’nın 768/2 maddesinin açık hükmü olduğunu, ayrıca davacı tarafından tanzim edilen proforma faturada gönderinin ticari değeri olmayıp, numune olduğunun belirtildiğini, bu itibarla davacının maddi tazminat talebinin dayanağının bulunmadığını, manevi zararının da olmadığını, talep edilen miktarın da çok fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 4 adet pusulanın, davalı taşıma şirketi tarafından Finlandiya’daki alıcıya taşınarak teslim edildiği, 6762 sayılı TTK’nın 768/2 maddesi uyarınca davacı gönderenin, yükün taşınması için gerekli olan evrakı tanzim ve teslim etmek, bu belgelerin şekle, gerçeğe uygun ve yeterli olmasını sağlamakla mükellef olduğu ancak, davacının faaliyet alanının rüzgar enerjisi olup, taşıma işinde uzman olmaması, taşımanın davalı şirketin uzmanlık alanına girmesi ve TTK’nın 773. maddesi göz önünde bulundurulduğunda, proforma fatura üzerinde ”kalibrasyon içindir” ibaresinin bulunması nedeniyle davalının bu eşyanın yurda geriye ithal edileceğini, yurt dışında dolaşıma sunulmayacağını bilmesi, bu amaçla davacıya bu konuda gerekli belgeleri tanzim edip, kendisine teslimini talep etmesi gerektiği, çünkü davacının söz konusu pusulalar ile ilgili proforma fatura tanzim ettiği, faturada ticari değer beyan etmeyip, numune olduğuna ve ölçüm için pusulaların gönderildiğine dair kayıt koyduğu, bunun dava konusu pusulaların ölçüm yapılarak Türkiye’ye iade edileceğini gösterdiği, bu nedenle davalının söz konusu pusulaların yurda geri dönüşü için ihracat aşamasında tanzim olunması gereken belgeler ve yapılması gereken işlemler hakkında davacıyı uyarıp, belgelerin kendisine teslimini istemesi, söz konusu belgeler tanzim ve teslim edilmediği takdirde malı teslim almaması ya da herşeye rağmen davacının bu belgeler tanzim olunmadan taşımanın yapılması yönünde ısrarcı olması halinde taşımayı kabul etmesi gerektiği, TTK’nın 781/3 maddesi gereğince, davalının söz konusu belgeler tanzim olunmadan taşımanın yapılması yönünde davacının ısrarlı davrandığını ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulabileceği ancak, davalının sunduğu delillerin, TTK’nın 781/3 maddesinde belirtildiği şekilde sorumluluktan kurtulmasını sağlayacak yeterlilikte bulunmadığı, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, keza dava konusu pusuluların geri ithal edilemeyip, tasfiyeye tabi tutulduğu ve bu şekilde zayi olduğu gerekçesiyle, maddi tazminat konusunda taleple bağlı kalınarak 4.635 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin ise, dava konusu pusulaların zayi olması nedeniyle BK’nın 49. maddesi uyarınca davacının kişilik haklarının hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğradığından bahsedilemeyeceğinden koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf, davalının pusulaların yurt dışına taşınması ve orada kalibrasyonun yapılarak Türkiye’ye geri getirilmesi işini üstlendiğini ve bu işlemler için taşıyıcı sıfatıyla hazırlanması ve gümrük dosyasına sunulması gereken beyanname, ekspertiz raporu, ayniyat tespit tutanağının sunulmamış olması nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise sadece pusulaların yurt dışına taşınması işini üstlendiğini ve bu işi de kusursuz olarak ifa ettiğini, başka bir sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü davalının ediminin kapsamının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Şayet davalı, davacının ileri sürdüğü iddia kapsamında bir işi üstlenmiş ise sorumluluğun tamamen kendisinde olduğunun kabulü gerekir ancak, davalının sadece yurt dışına taşımayı üstlenmesi halinde ise taşımanın anılan ayağı sorunsuz olarak gerçekleştiğinden davalıya yükletilecek sorumluluk olsa olsa uyarmama nedeniyle bir müterafik kusura dayalı sorumluluk olacaktır. Yani, pusulaların yurt dışına gönderilmesi sırasında eksik olduğu belirtilen beyanname, ekspertiz raporu, ayniyat tespit tutanağının bulunmamasının pusulaların yurt dışında kalibrasyonu akabinde Türkiye’ye getirilmesinde problem teşkil edeceği hususunda uyarmamaktan kaynaklanan bir müterafik kusurun varlığından söz edilecektir. Zira, bu durumda tacir olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda bulunan davacı asıl kusurludur. Bu itibarla, mahkemece belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, dava konusu taşımanın uluslararası hava taşıması olması nedeniyle Varşova Sözleşmesi hükümlerine tabi olup, davalının sınırlı sorumluluğu söz konusu olduğundan, anılan sözleşme hükümleri değerlendirilmeksizin hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, kabule göre, davalının pusulanın eski ve kullanılmış, kalibrasyon ücretinin de fahiş olduğunu savunması karşısında, davalının belirtilen hususlara ilişkin savunmaları değerlendirilmeksizin karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 53,95 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.4.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.