YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/949
KARAR NO : 2014/7689
KARAR TARİHİ : 18.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2012
NUMARASI : 2010/206-2012/448
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2012 tarih ve 2010/206-2012/448 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/04/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. M.K. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı şirketin 1/2 hissedarı ve tam yetkili idari genel müdürü olduğunu, şirketin 2 ortaklı olup, diğer ortağın da 1/2 hisseye sahip Ü. Y. Ş. olduğunu, şirket ortakları arasında bir kısım anlaşmazlıklar zuhur ettiğini, davalının diğer ortağını 1,5 – 2 yıl kadar işin başından uzaklaştırdığını, davalının şirketin dış işleri, idari ve mali işlerini yürüttüğü, münferiden tam yetkili temsilcisi bulunduğu davacı Ş. D. P.Ticaret ve San. Ltd. Şti’den alacaklı olduğunu iddia ederek, Ümraniye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3738 E. sayılı dosyası ile herhangi belge ibraz etmeden ilamsız takip yaptığını, icra dosyasında belirtilen malların bizzat ihaleye katılan Y.. K.. tarafından satın alındığını, davacı şirketin davalıya borcu olmadığını ileri sürerek, davacı şirketin davalıya borcu olmadığının tespiti ile ihalede davalıya intikal eden malların davacıya iadesine, bu mümkün olmaz ise rayiç bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin 1/2 hissedarı olduğu, şirketin idari müdürü olup mali işleri yürüttüğü, münferiden tam yetkilisi bulunduğu davacı şirketten alacaklı olduğunu iddia ederek Ümraniye 1. İcra Müdürlüğü 2008/3738 E. sayılı dosya ile ilamsız takip yaptığı ve takibin kesinleştiği, icra dosyasında belirtilen malların ihaleye katılan Y.. K.. tarafından satın alındığı, davalının davacı şirket merkez ve şubesi ile aynı olan bir şahıs şirketi kurduğu, aynı merkezden hem şirket hem de davalının şahıs şirketinden aynı tip irsaliye ile müşterilere mal gönderdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava, davacı şirketin temsilcisi olan davalının, şirket adına yaptığı işlemler ile şirketi kendisine karşı borçlandırdığı ve yaptığı icra takibi ile şirkete ait bir kısım malları icra marifetiyle sattırdığı iddiasına dayalı menfi tespit ve satılan malların rayiç bedellerinin iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının davacı şirketin temsilci ve müdürü sıfatı ile davacı şirket ile arasında ticari ilişki varmışcasına hareket ederek şirketi kendisine karşı borçlandırdığını, davacı şirkete ait defterlerin davalı tarafından tutulması nedeniyle içeriklerinin doğru olmadığını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece yapılan inceleme ve araştırma davanın esası hakkında hüküm kurulması için yeterli değildir. Mahkeme hükmüne konu kanaatin oluşumunda davalı ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiyi gösteren şirket defterleri ile cari hesap kayıtları esas alınmış olup, davacı şirket vekili, müvekkili şirket ticari defterlerinin davalı tarafından tutulduğu, bu nedenle içeriklerinin gerçeği yansıtmadığı iddiasında bulunmuş ancak söz konusu kayıtların doğru olup olmadıklarının tespitine yönelik olarak dayanak kayıtları incelenmemiştir. Bu durumda mahkemece söz konusu kayıtların içeriklerinin tespitine ilişkin olarak dayanak kayıt ve belgelerin incelenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2 – Öte yandan, somut olayla ilgili olarak davalı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kamu davası açılmış olup, söz konusu dava göz önüne alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeksizin hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.