Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/15703 E. 2014/5578 K. 21.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15703
KARAR NO : 2014/5578
KARAR TARİHİ : 21.03.2014

MAHKEMESİ : AKHİSAR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/06/2012
NUMARASI : 2012/115-2012/304

Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 tarih ve 2012/115-2012/304 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.03.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı bulunduğunu, 20.12.2011 tarihinde şirketin sermayesinin artırılmasına karar verildiğini, yapılan çağrının usulsüz olduğunu, hukuka aykırı işlem sonucu paylarının küçültüldüğünü, haklarının kısıtlandığını ileri sürerek, ortaklar kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, toplantının usulüne uygun olarak yapıldığını, davacının payının karar nisabını etkilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya 6762 Sayılı TTK’nun 538/4. maddesi uyarınca 5 gün önceden toplantıya davet yapılmadığı, yapılan çağrının usulsüz olduğu, usulsüz çağrının toplantının iptalini talep etme hakkı tanıdığı, ancak kararın iptali için alınan kararın yasaya, anasözleşmeye, objektif iyiniyet kurallarına aykırı olması gerektiği, davacının payının toplantı ve karar nisabını etkilemediği, bunun dışında yoklukla ve mutlak butlanla sakatlık iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sermayenin artırılmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece toplantıya çağrının 6762 sayılı TTK’nın 538/4. maddesine uygun olarak yapılmadığı, ancak toplantının yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olması gerektiği, davacının payının toplantı ve karar nisabını etkilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf toplantıya çağrının usulsüz yapıldığını, hukuka aykırı işlem sonucu paylarının küçüldüğünü, haklarının kısıtlandığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Gerçekten de iptali istenen ortaklar kurulu toplantısına usulüne uygun olarak davet edilmemiş olması nedeniyle davacı toplantıya katılmamıştır. Mahkemece de doğru olarak tesbit edildiği üzere, çağrıda usulsüzlük ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların salt bu nedenle iptalini gerekli kılmaz ise de, çağrılmayan ortağa alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı iddiası ile iptalini isteme hakkı verir.
Bu durumda, davacının yokluğunda yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakmak gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantısında 1000 hisseye ayrılmış 50.000 TL olan şirket sermayesinin, 20.000 hisseye ayrılmış 1.000.000 TL sermayeye yükseltilmesine karar verilmiş, bunun sonucunda iki şirket ortağı yeni hisse alıp sermaye miktarlarını artırmışlardır.
Dairemizin 28.10.2004 tarih, 2003/13782 Esas, 2004/10454 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; esas sermaye, pay sahiplerinin ortaklığa getirmeyi yükümlendikleri malvarlığının toplamı ve bunun nakit olarak ifadesi olup, esas sermaye artırımı yasanın tanıdığı bir hak olması nedeniyle kural olarak zorunlu değildir. Artırılan sermayeye katılmada öncelik (rüçhan) hakkı ise, mevcut hisseleri ile orantılı olmak kaydı ile hisse sahiplerine ait olup, bu hakkın kullanımı kural olarak isteğe bağlı olması nedeniyle iradeleri dışında ortaklar rüçhan hakkını kullanmaya ve ek taahhüt altına girmeye zorlanamazlar.
Bununla birlikte, ortaklığın çıkarları veya ihtiyacının zorunlu kılmamasına rağmen sermaye artırım kararı ile bir kısım paydaşların rüçhan hakları bir kısım paydaşlar yararına olacak biçimde dolaylı veya dolaysız sınırlanır veya tamamen kaldırılırsa esas sermaye artırımı kararlarının objektif iyiniyet kurallarına uygunluğundan söz edilemez.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ortağın artırılan sermayeden yeni pay alma (rüçhan) hakları ihlal edilecek şekilde alınan sermaye artırım kararının eşitlik ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığının kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.