Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10047 E. 2014/13388 K. 08.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10047
KARAR NO : 2014/13388
KARAR TARİHİ : 08.09.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2013
NUMARASI : 2009/311-2013/132

Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2013 tarih ve 2009/311-2013/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, ihbar olunanlar T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili ve Vakıflar Bankası T.A.O vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Ticari Şubesindeki hesabında bulunan 42.716 Euronun korsanlar tarafından bozdurulup internet bankacılığı yoluyla aynı bankanın Alsancak Liman Şubesindeki hesabına 71.016,60 TL olarak aktarıldığını, bu hesaptan da hayali şahıslar olduğu anlaşılan A. G.ve N. K. isimli kişilerin hesaplarına havale edilip ATM yoluyla çekildiğini, internet bankacılığı şifre ve parolarının müvekkili tarafından özenle korunduğunu, bankanın gerekli önlemleri almadığını ileri sürerek 71.016,60 TL’nin reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlemlerin davacının şifre ve kodlarının kullanılarak gerçekleştirildiğini, güvenlik tedbirlerinin internet sitesinde bildirildiğini, davacının ek parola sistemini kullanmadığını, müvekkilinin internet bankacılığı sisteminin güvenli olduğunu ve bu sisteme izinsiz bir girişin bulunmadığını, davacının ağır kusurlu hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar edilen Ziraat Bankası A.Ş vekili, A.G.ve N. K. adına müvekkili nezdinde açılan hesapların mevzuata uygun olduğunu savunmuş ve müdahale talep etmiştir.
İhbar edilen Vakıflar Bankası T.A.O vekili, usulsüz aktarıldığı iddia olunan paraların müvekkili bankadaki hesaplardan elden değil ATM vasıtasıyla çekildiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunmuş ve müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların olayın meydana gelmesinde eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.508,30 TL’nin 01.03.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı vekili, ihbar olunanlar T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekili ve Vakıflar Bankası T.A.O vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin, müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekilinin ve müdahale talep eden T.. B.. T.A.O vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davalı banka ve davacıyı eşit oranında müterafik kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. O halde kabulün aksine somut olayda tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının da kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, müdahil T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin ve müdahale talep eden T.. B.. T.A.O. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.815,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan Akbank ve Vakıflardan ayrı ayrı alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.