YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5370
KARAR NO : 2014/12489
KARAR TARİHİ : 30.06.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2013
NUMARASI : 2013/198-2013/286
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2013 tarih ve 2013/198-2013/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili A.. Ltd. Şti.’nin “DNA YAPIM” ibareli markası bulunduğunu, yine diğer davacının ticaret unvanında da “D.. YAPIM” ibaresinin olduğunu, davalının ise müvekkillerin marka ve unvanını haksız olarak kullandığını, taraf şirketlerin amaç ve faaliyetlerinin örtüştüğünü, davalının belirtilen ibarenin kullanıldığı internet sitesi alan adı bulunduğunu, haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hükümsüzlük davası ve her türlü dava hakları saklı kalmak üzere, tescil edilmiş markaya olan saygılarından dolayı kullanımlarına son verdiklerini davacı tarafa bildirdiklerini, şirket merkezindeki tabelalardan, internet sitesinden ve bütün mecralardan kaldırdıklarını, davacıların taleplerinde haklılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, mülga 6762 sayılı TTK’nın 52. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının münhasıran sahibine ait bulunduğu, aynı Kanun’un 54. maddesinde ise ticaret unvanı, kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun menini isteyebileceğinin düzenlendiği, davacı D..Yapım Televizyon Program Turizm ve Yatçılık Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret unvanındaki “DNA” ibaresi ile davalının ticaret unvanındaki “DNA” ibaresinin bire bir aynı olduğu ve dava tarihi itibariyle ticaret sicilinde tescilli olan davalı unvanındaki ilave “GÖRSEL” ibaresinin unvana ayırt edicilik kazandırmadığı, bu haliyle haksız rekabetin doğduğu gerekçesiyle anılan davacının ticaret unvanına davalının tecavüzde ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, diğer talepler yönünden bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, tarafların ticaret unvanları arasında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davacının ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine karar verilmiştir. Oysa, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre (2006/1835 Esas, 2007/5160 Karar sayılı ilamı) 6762 sayılı TTK’nın 52. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak hakkı, münhasıran sahibine aittir ve terkin edilinceye kadar tescilli bir ticaret unvanının kullanılması TTK 56 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmez. Somut olayda, davalı ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullanmış olup bunun dışında bir kullanımın bulunduğu iddia ve ispat edilemediğinden haksız rekabetten söz edilemez. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.