Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/10598 E. 2014/15251 K. 09.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10598
KARAR NO : 2014/15251
KARAR TARİHİ : 09.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2012
NUMARASI : 2008/903-2012/1326

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 tarih ve 2008/903-2012/1326 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A. M.A., davalılardan T.S.H. İ.A.Ş. vekili Av. Ö. A. ile diğer davalı HDI Sigorta A.Ş. vekili Av. B.Ş. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait fıstık bahçelerinin bitkisel ürün sigortası ile teminat altına alındığını, 01.06.2007 tarihinde dolu sonucu hasar oluştuğunu, hasarı 04.06.2007 tarihinde sigorta acentesine ihbar ettiklerini, zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, 7.000 TL’nin 05.07.2007 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
Davalı T. vekili, davacının Haziran 2007 tarihinde hasar ihbarı yapmadığını, 10.09.2007 tarihinde yapılan ihbar sonrası yapılan incelemede zarara rastlanmadığını, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı HDİ Sigorta vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, hasarın teminat kapsamında olduğu, acenteye süresinde hasar ihbarı yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden ıslah edilen tutara yönelik zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL’nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı T. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı, davalı T. vekili TTK’nın 1268. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu belirtip, dava konusu alacağın ıslahla arttırılan kısmının zamanaşımına uğradığını savunarak, ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş şekli ile kabulüne karar verilmiştir. TTK’nın 1332. maddesinin son fıkrasına göre, “Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur.” 1268. maddesine göre de sigorta mukavelesinden doğan bütün talepler, iki yılda müruruzamana uğrar. Somut olayda, davacı vekili 01.06.2007 tarihinde tarlasında dolu meydana geldiğini iddia ederek, 05.11.2008 tarihinde açtıkları dava ile iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000 TL talep etmiş, 21.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 300.000 TL’ye çıkarmıştır. Davalı T. vekili ise ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan bu hak da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline ilişkin işleyen zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp, devam etmektedir. O halde, yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda davacıların saklı tuttukları hak için ıslah tarihinde TTK’nın 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olup, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması da mümkün bulunmadığından ıslah edilen kısım için davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Dava, Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun’un 12. maddesinde açıklanmıştır. T. sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘T. S. H.’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun’un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun’un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı T.S.H.’na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur T. S. H.dur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T. S. H. İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı HDİ Sigorta A.Ş. ile fıstık bahçesini kapsayan ‘T. S. Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü dava dışı T. A.Ş’ye aittir.
Bu itibarla, dava konusu olayda davalı HDİ sigortaya husumet yöneltilemeyeceği kabul edilerek, anılan davalı yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı T. vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı T.vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı HDİ Sigorta vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden T.S.H.İşletmesi A.Ş. ve HDI Sigorta A.Ş’ye iadesine, 09.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.