Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11625 E. 2014/18697 K. 01.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11625
KARAR NO : 2014/18697
KARAR TARİHİ : 01.12.2014

MAHKEMESİ : NEVŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2011/308-2013/498

Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2013 tarih ve 2011/308-2013/498 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, bir müddet müvekkili şirkette yönetim kurulu üyeliği ve icra kurulu üyeliği yapan davalının, icra kurulu üyeliği döneminde yapılan haksız ödemelerin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili için Nevşehir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1778 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirketin yönetim kurulunca şirket esas sözleşmesinin 9. maddesi gereğince icra kurulu üyeliğine getirildiğini, müvekkilinin icra kurulu üyeliğine getirilmesinin usul ve kanuna uygun olduğunu, icra kurulu üyesi olarak ödenen paranın geri istenmesinin kanuna uygun olmadığını, şirket yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için yönetim kurulundan izin alınması gerektiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu tarafından icra kurulu oluşturulmasına ve ücret ödenmesinin yasaya ve şirket ana sözleşmesine aykırı olmadığı anlaşılmış ise de, davalının şirketin icra kurulu üyesi olduğu dönemdeki şirket çalışan sayısında 8-13 kişi arasında değişiklik olduğu, icra kurulu oluşturulduktan sonra şirket faaliyet hacminin artmadığı, aksine azalma eğiliminde olduğu, icra kurulunun almış olduğu kararlar incelendiğinde teknik ve uzmanlık gerektiren kararlar olmadığı, alınan kararların genellikle müşterilere tanınan vade ve iskonto oranlarının belirlenmesine ilişkin olduğu, bu tür kararların yönetim kurulu tarafından da alınabileceği, şirketin iş hacmi ve organizasyonu dikkate alındığında yönetim kurulu dışında ayrıca bir icra kurulu oluşturulmasına gerek olmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptali ile takibin 32.500 TL yönünden her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren faizi üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı şirketin genel kurulunca alınan karara istinaden icra kuruluna seçilip görevlendirilen davalının yaptığı icra kurulu üyeliği, bu karar hüküm ifade ettiği sürece hukuka uygun olup, TTK’nın 319. ve diğer ilgili maddelerine aykırılık teşkil etmez ve bu görevine bağlı olarak aldığı ücret nedeniyle de sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemez. Öte yandan, davacı şirketin, icra kurulu tarafından yapılan işlemlerinin ve alınan kararların aslında yönetim kurulunca ya da müdür tarafından da yapılabileceği ve bu nedenle ayrı bir icra kuruluna gerek bulunmadığına ve haksız ödeme yapıldığına ilişkin iddialar da genel kurul ya da yönetim kurulu kararı iptali davası olmayan bu davada dinlenemez. Bu itibarla davalının hukuka uygun olarak ifa ettiği icra kurulu üyeliğinden dolayı hak kazandığı ücret nedeniyle sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceğine göre davanın reddi gerekirken yukarıda anılan gerekçe ile davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 151,80 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.