Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15050 E. 2014/16358 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15050
KARAR NO : 2014/16358
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 22. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/05/2013
NUMARASI : 2012/974-2013/176

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2013 tarih ve 2012/974-2013/176 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.10.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline MK.’nın 429. maddesi uyarınca eşi N.. K..’nın yasal danışman olarak atandığını, müvekkilinin manik duruma geçtiğinde kendisini ve ailesini zor duruma sokacak yatırımlar yaptığını, daha sonra da bunların iptali için danışmanının uğraş verdiğini, davalının kiracı olarak işlettiği dükkanın da her nasılsa müvekkilince devralınmaya kalkışıldığını, 220.000 TL.’ye anlaşılıp 38.500 TL.’nin peşin ödediğini, hemen bu işlemin yasal olmadığının, davacının ehliyetinin bulunmadığının davalıya bildirilip sözleşmenin feshedildiğini, bu süre içinde davalının büfeyi çalıştırmaya devam ettiğini, ödenen kaporanın ise iade edilmediğini ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 38.500 TL.’nin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dükkan ve içindeki eşyaların devralınmasının alım-satımdan farklı bir şey olmayıp, MK.’nın 429. maddesinin saydığı borçlandırıcı muameleler gibi değerlendirilmesi, bu nedenle davalının bu işlemi yaparken anılan hüküm gereğince yasal danışmanın izininin ve görüşünün alınması gerektiği, ancak bu iznin alınmadığı, davalı vekili zaman aşımı savunması yapmış ise de zaman aşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 38.500 TL.’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece karar başlığında “M. K. adına yasal danışmanı N.. K..” yerine, davacı olarak “N.. K.. adına yasal danışmanı N.. K..” yazılması doğru değilse de anılan yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilecek nitelikte bir maddi hata olması karşısında bozma nedeni yapılmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, MK.’nın 429. maddesi uyarınca imzalanan sözleşmenin geçersizliği iddiasına dayalı olarak verilen peşinatın istirdadı istemine ilişkindir.
Taraflar arasında davalının dava dışı G. İnş. Ltd. Şti.’nden kiralamış bulunduğu ticari işletmenin (220.000) TL karşılığında devri konusunda 24.05.2012 tarihli adi yazılı bir sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davacı M. K. tarafından davalıya (38.500) TL peşinat (kaparo) verildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı M.K.’ya bu sözleşmenin imzalanmasından önce, 21.04.2011 tarihli mahkeme kararı ile yasal danışman atanmış olması karşısında, anılan sözleşmenin geçerli olup olmadığı, dolayısıyla verilen peşinatın iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
MK.’nın 429. maddesi uyarınca, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye, maddede belirtilen işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanır. Yasal danışman vasi gibi genel yetkili bir yasal temsilci olmadığı gibi kayyım gibi özel bir vekil de değildir. Kayyım atanan kişi medeni haklarını kullanma ehliyetini koruduğu halde, yasal danışman atanan kişi bu ehliyetini kısmen kaybeder. Bu kişiler kendilerine danışman atanan konularda yasal danışmanın oyunu almadan medeni haklarını kullanamaz. Aksi halde, yani yasal danışmanın oyu alınmaz veya yapılan işleme yasal danışmanca icazet verilmezse, yaptıkları işlemler kendilerini bağlamaz. Ayrıca anılan maddede yazılı işler sınırlı sayı ilkesine göre sayılmış olup, yasal danışmanın oyunun alınması gereken bu işlerin yorum yoluyla değiştirilmesi veya genişletilmesi de mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta ise taraflar arasında yukarıda da açıklandığı üzere bir ticari işletmenin devri sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme türü, MK.’nın 429. maddesinde sayılmamış olup, mahkemenin karar gerekçesinde belirttiği gibi ticari işletmenin devri sözleşmesinin, taşınmazların alımı, satımı, rehin edilmesi ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulması olarak değerlendirilebilmesi de mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olması için yasal danışmanın oyunun alınmasına gerek bulunmadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. .
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.