Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12701 E. 2014/19122 K. 05.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12701
KARAR NO : 2014/19122
KARAR TARİHİ : 05.12.2014

MAHKEMESİ : İZMİR (KAPATILAN) 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2014/16-2014/75

Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/05/2014 tarih ve 2014/16-2014/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın, İtalya’dan Türkiye’ye deniz yolu ile taşındığını, taşıma konusu sigortalı emtianın hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkilince ödendiğini, hasardan davalılar sorumlu olduklarından ödenen bedelin tahsili için haklarında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı ile takibin durduğunu, somut olaya 6762 sayılı TTK’nun uygulanması gerektiğini ve bu Kanuna göre dava konusu alacağın gemi alacaklısı hakkını doğurduğunu ileri sürerek, davalıların itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, acente olan müvekkili ..Denizcilik ve Nakliyat AŞ’ye doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, süresi içinde yapılmış bir hasar ihbarının bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava konusu taşımaya ilişkin konişmentoda yetki şartı düzenlenmiş ise de bu şartın genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu ve 6098 Sayılı TBK’nun 20-25. maddeleri uyarınva geçersiz olduğu, dolayısıyla yetki itirazının yerinde görülmediği, somut olayda, taşımaya konu emtianın, 23.06.2012 tarihli konişmentoyla İtalya’dan Türkiye’ye taşındığı, taşımanın 05.07.2012 tarihinde sona erdiği, ilişkinin hukuki sonuçlarının yeni TTK zamanında doğduğu, bu durumda 6103 sayılı Kanun’un 29/2 maddesi uyarınca uyuşmazlığa 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanacağı, davacının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, borçlunun borç ile birlikte rehin hakkına da açıkça itiraz ettiği, dava konusu edilen alacağın 6102 sayılı TTK’nun 1320/1-e maddesi kapsamında rehin hakkı doğuran bir alacak olmadığından davalının takip yoluna yaptığı itirazın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat emtia sigortasına dayalı olarak ödenen bedelin tahsili için rehinin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın, davalıların sorumluluğundaki gemi ile İtalya’dan Türkiye’ye taşındığını, emtianın hasarlı teslim edildiğini, bu halin 6762 sayılı TTK’nun 1235. maddesi uyarınca gemi alacaklısı hakkı verdiğini ileri sürmüş, mahkemece ise 23.06.2012 tarihinde başlayan deniz yolu taşımasının 05.07.2012 tarihinde sona erdiği, 6103 sayılı Kanun’un 29/2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK hükümlerine göre çözümlenmesinin gerektiği ve bu Kanun döneminde dava konusu alacağın, rehin hakkı doğuran bir alacak olmadığı, dolayısıyla davalının takip yoluna yaptığı itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde önce başlayıp bu tarihten sonra tamamlanan deniz yolu ile yapılan taşımaya, eski TTK hükümlerinin mi yoksa 6102 sayılı TTK hükümlerinin mi uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2/1-a maddesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 29. maddesinde, 6762 sayılı Kanun yürürlükte iken yapılmış olan taşıma sözleşmelerinin anılan Kanun’a tâbi bulunduğu, ancak Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen, taşıma hukukuna özgü, zıya, hasar ve gecikmeden dolayı, sorumluluk hâlleri ile taşıyıcının sorumluluk sınırları hakkında ise Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 36. maddesinde ise Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 6762 sayılı Kanun hükümlerine göre doğmuş olup da Türk Ticaret Kanunu uyarınca gemi alacaklısı hakkı bahşetmeyen alacakların 6762 sayılı Kanun’a tâbi olmaya devam edeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, her ne kadar mahkemece, 6103 sayılı Kanun’un 29. maddesi çerçevesinde somut uyuşmazlığa 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının gerektiği kabul edilmiş ise de gemi alacaklısı hakkına ilişkin düzenleme içeren 36. madde değerlendirme konusu yapılmamıştır. Oysa, öncelikle dava konusu hasarın hangi tarihte doğduğunun belirlenmesi, hasar tarihine göre davacının gemi alacaklısı hakkının doğup doğmadığının tespiti gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, hasarın hangi kanun döneminde doğduğunun tespiti ile buna göre 6103 sayılı Kanun’un 36. maddesi kapsamında uyuşmazlığın değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.