Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12397 E. 2014/17765 K. 17.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12397
KARAR NO : 2014/17765
KARAR TARİHİ : 17.11.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 17. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2014
NUMARASI : 2013/290-2014/212

Taraflar arasında görülen davada Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2014 tarih ve 2013/290-2014/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı A.. A.. vekili ile davalılar S.. Y.., A.. Y.., N.. Y.., H.. Y.., H.. Y.., A.. Y.. vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %25 hissesine ve tek başına temsil yetkisine sahip ortağı olduğunu, A. T.T.. ile Mehmet Ş.T..’ın da tek başına temsil yetkilerinin bulunduğunu, müvekkilinin katılmadığı ve bilgisi dışında yapılan 28.05.2002 tarihli toplantıda alınan kararla şirket adresinin taşındığını, şirketin bundan sonra diğer temsilciler tarafından yönetildiğini, şirkete ait … İlçesi 2. … Mahallesi .. ada .. parsel ve .. ada … parsel taşınmazların şirket yetkilisi M. T.. tarafından yakınlarına ve güveneceği kişilere düşük bedelle, muvazaalı satıldığını, davalıların taşınmazı satın alabilecek maddi imkanlarının bulunmadığını ileri sürerek 7560 ada 10 parsel sayılı taşınmazın muvazaalı satış işleminin iptalini talep ve dava etmiştir. Satış işleminin alıcısı olan davalıların yargılama esnasında taşınmazı üçüncü kişilere devretmesi üzerine davacı vekili 2.912.000 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar ….. Koll. Şti., M. T.., A.. A.., A.. Y.., H.. Y.., S.. Y.., H.. Y.., N.. Y.., A.. Y.. vekili, tescil istemi olmadan tapunun iptaline karar verilemeyeceğini, nakit sıkıntısı ve şirket ihtiyaçlarını karşılamak gayesiyle yapılan satışın geçerli bir satış olduğunu, davacının şirketin ortağı olup her yıl mali ay sonunda bizzat vergi dairesine bir önceki yıl şirkette yapılan tüm işlemleri, gelir-giderleri onaylayarak bilanço sunduğunu, iptalini istediği 2003 yılında yapılan satış işlemine dair bilançoyu ve tüm kayıtları bizzat onaylayıp imzalayarak vergi dairesine verdiğini, 1 yıllık süre içinde dava açılmadığından davanın zamanaşımına uğradığını, şirket temsilciliğinin kaldırılmasının ardından ve uzun süre sonra dava açan davacının hakkı kötüye kullandığını, şirket aleyhine işlemleri nedeniyle mahkeme kararı ile yöneticilikten azledildiğini, bu durumda şirket adına dava da açamayacağını, taşınmazı devralan malikların kat karşılığı inşaat yapılması için müteahhitle sözleşme yaptıklarını, inşa edilen yapıların satıldığını, kiraya verildiğini, bu hususun satışta muvazaa olmadığını kanıtladığını, mal kaçırmak için bir sebebin bulunmadığını, müvekkili A.. Y.. ile …. Koll. Şti’nin kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, … Koll. Şti’nin maddi durumu kötü olunca iade edilmek üzere müvekkilinden para aldığını, ek sözleşmelerle paraların iade edilmemesi halinde daire tapusu verileceği hususlarının kararlaştırıldığını, bu esnada davacının şirket yöneticisi olup sözleşmelerde imzasının bulunduğunu, borçlar iade edilmeyince kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği verilmesi gereken 55 dairenin yanı sıra 10 dairenin daha verilmesinin kararlaştırıldığını, böylece müvekkilinin 65 daire alacaklandırıldığını, ancak dairelerin üçüncü kişilere satıldığını, aralarında ihtilaf çıktığını, nihayet 3. kişilere satılan 15 daire ve 225.000 TL karşılığında dava konusu arsanın 1/2’sinin devri yönünde anlaşma yapıldığını, buna göre muvazaalı olduğu iddia edilen arsa payı devrinin aslında müvekkile devri gereken arsa payının 3. kişilere devri nedeniyle oluşan ihtilafın giderilmesi için yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı M. T.. mirasçıları vekili, müvekkillerinin borca batık mirası reddettiklerinin kabul edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı asilin ortağı ve daha önce yetkili temsilcisi olduğu Tusso İnşaat Kollektif Şirketine ait Ankara ….. 7561 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, şirket ortağı ve yetkili temsilcisi olan vefat eden davalı M.T..tarafından bir kısım davalılara temlik edildiği, taraflar arasındaki ihtilafın, davacı ve davalı taraf arasında daha önce yürütülen dava, bir kısım davalılar arasındaki akrabalık ve ticari ilişkiler, dinlenen tanık beyanları, dava konusu yapılan taşınmaz hisselerinin tapuda gösterilen satış bedelleri ile taşınmazın keşif ve alınan bilirkişi raporunda tespit edilen rayiç bedelleri arasında fahiş fark göz önünde tutulduğunda, taşınmazı devralan davalıların kötü niyetli oldukları, bu durumda bu davalıların satışa konu taşınmaz hisselerinin satış tarihindeki rayiç bedellerinden sorumluluklarının bulunduğu, davacının tazminat talebini … İnşaat Kollektif Şirketi adına istediği gerekçesiyle … İnşaat Kollektif Şirketi ve M.T.. mirasçıları aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalılar S.. Y.., H.. Y.., N.. Y.., A.. Y… A.. A.., A.. Y.. ve H.. Y.. aleyhine açılan davanın kabulü ile davacının H.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL, davalı S.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL, davalı N.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL, davalı A.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL, davalı A.. A..’dan talep etmiş olduğu 1.040.000 TL, davalı H.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL ve A.. Y..’den talep etmiş olduğu 173.333 TL miktarın, dava tarihi olan 19.06.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı A.. A.. vekili ile davalılar S.. Y.., A.. Y.., N.. Y.., H.. Y.., H.. Y.., A.. Y.. vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, muvazaa hukuksal nedenine dayalı taşınmaz satışının iptali talebine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinden sonra tazminat istemine dönüştürülmüştür. Davalılar cevap dilekçelerinde ve yargılama esnasında taşınmazın satışında muvazaanın bulunmadığına dair çeşitli savunmalarda bulunmuş olup mahkemece bu savunmalara neden itibar edilmediği karar yerinde değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Sadece, dava konusu taşınmazın mahkemece tespit edilen değeri ile resmi satış işlemi esnasında gösterilen bedel arasındaki fark gözetilerek muvazaanın varlığının ve davalıların kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi de doğru bulunmamıştır.
4-Ayrıca, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değerinin tespiti için alınan bilirkişi raporuna davalıların ciddi itirazları olduğu halde, bu itirazları karşılayan rapor alınmaması da bozma sebebidir.
5-Dairemizin 10.10.2012 tarih ve 2012/8887 Esas, 2012/15691 Karar sayılı ilamında belirtildiği ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının istemi tazminatın Tusso İnşaat Kollektif Şirketi’ne verilmesi yönünde olduğu halde mahkemece hükmolunan tazminatın davacıya verilmesi de doğru olmamıştır.
6-Davalılar …. İnşaat Kollektif Şirketi ve M. T.. mirasçıları hakkında verilen 20.09.2011 tarihli karar Dairemizin 10.10.2012 tarih ve 2012/8887 Esas, 2012/15691 Karar sayılı ilamıyla değişik gerekçe ile onanmakla kesinleştiğinden anılan davalılar hakkında yeniden hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
7-Tapu kaydındaki satış işleminin iptali talebi ile açılan davanın tazminat istemine dönüştürüldüğü gözetilmeksizin ve dava konusu taşınmazda kat irtifakı kurulup davalılardan satın alınan bağımsız bölümlerin dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiği, bağımsız bölüm malikleri hakkında açılmış bir davanın da bulunmadığı nazara alınmaksızın anılan bağımsız bölümlerin üzerine ihtiyati tedbir konulması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
8-Kabule göre de, mahkemece taşınmaz değeri olarak kabul edilen bedelden şirket kayıtlarına işlendiği hususunda ihtilaf bulunmayan satış bedelinin düşülmeksizin taşınmazın değeri olarak kabul edilen tüm bedelin hüküm altına alınması da doğru değildir.
9-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4), (5), (6), (7), (8) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, (9) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar vekillerinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.