Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3672 E. 2014/11119 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3672
KARAR NO : 2014/11119
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

MAHKEMESİ : KADİRLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/02/2013
NUMARASI : 2011/485-2013/59

Taraflar arasında görülen davada Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2013 tarih ve 2011/485-2013/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının dava dışı Ö.. Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti’nin ortaklarından olduğunu, şirketin İş Bankası’ndan kredi aldığını ve bu krediye şirket ortakları olan müvekkilli ile davalı ve dava dışı O.. U..’ın şahsi olarak kefil olduklarını, çekilen bu kredinin geri ödenmesinin şirket tarafından yapılmadığını, bu nedenle şirkete ve şirket kefillerine İş Bankası K.. Şubesi’nce ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin borcun bir kısmını ödemeye mecbur kaldığını, davalının müteselsil sorumluluğundan ve şahsi kefilliğinden dolayı payı oranında sorumlu olduğunu, müvekkilinin payına düşen kısım dışında kalan 14.520,30 TL’nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davayı kabul etmediğini, görev yaptığı süre içerisinde İş Bankası’ndan şirket için kredi çekildiğini ve bu krediye kefil olduğunu, borcun kişisel borcu olmadığını, varsa alacağın şirketten tahsilinin gerektiğini, bununla beraber davacının yaptığı ödemenin şirkete ait parayla yapıldığını, davacının şirketin mesul müdürü olarak şirket adına borcu kapattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca; davacı ve davalının Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak borcun bir kısmını icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin borcu olup, limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ö.. Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının aynı zamanda şirket müdürü olmasından ötürü şirket borcu sebebiyle yaptığı ödemelerin, aksi ispat edilmedikçe şirket adına yapıldığının kabulünün gerektiği; somut olayda da, yapılan tüm ödeme belgerinde davacının ismi yazılmakla birlikte bu ödemelerin kefil sıfatıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir izahat veya şerh yer almadığı; bu sebeple bilirkişinin görüşüne katılınamayacağı, bu haliyle davacının yapmış olduğu ödemeleri rücü edemeyeceği ve davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan borcunun davacı kefil tarafından ödenmesinden sonra diğer kefil aleyhine açtığı rücu davası olup,mahkemece ;davacının dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti’nin müdürü olduğu,bu nedenle ödemeleri şirket adına yaptığı, bu nedenle de asıl borçlu şirketin ödeme yaptığının kabulünün gerektiği, davacının bu durumun aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; davacı, davadaki bütün beyanlarında, dava dışı asıl borçlu şirketin borcunu kefil olması sıfatıyla kendisinin ödediğini, şirket kayıtlarında da bu borcun şirketin parasıyla ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, kayıtlar incelendiği takdirde bu durumun anlaşılacağını iddia etmiştir. Bu durumda mahkemece, dava dışı asıl borçlu Ö.. Gıda Dağıtım San. Tic. Ltd. Şti.’nin ticari defter ve kayıtları celp edilerek dava konusu ödemelerin şirket kasasından yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, yapılan inceleme sonucu kredi borcuna ilişkin davacı ödemelerinin şirket kasasından yapıldığının anlaşılması halinde davacının davalıya rücu edemeyeceği; fakat ödemelerin şirket kasasından yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kez dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı Yasa’nın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haiz olduğuna dair hükümler gereğince davacının davalıya rücu edebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.