Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5241 E. 2014/14233 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5241
KARAR NO : 2014/14233
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2011/458-2013/152

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 tarih ve 2011/458-2013/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan kullandığı kredi için 15.000 USD teminat yatırdığını, yatırılan teminatın kullanılan kredinin geri ödemesi bittiğinde iade edileceğinin davalı banka yetkililerince ifade edilmesine rağmen müvekkilinin iade talebine karşı davalı bankaca, bu miktarın kullandırılan kredinin komisyonu olarak alındığının bildirildiği ve iade talebinin reddedildiğini, bu uygulamanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ödeme planında 15.000 USD’ye ilişkin bir kayıt olmadığını,ayrıca gerek davalı banka gerekse diğer bankaların döviz cinsinden kullandırdıkları kredilerde komisyon alınmasına ilişkin herhangi bir uygulamalarının bulunmadığını ileri sürerek, 15.000 USD’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasının aksine kullandırılan kredinin teminatı olarak ipotek ve kefalet kararlaştırıldığını, dava konusu paranın davacı tarafından kullandırılan kredinin komisyon ve diğer giderleri için ödendiğini, bankaların kullandıracakları kredilerle ilgili komisyon, masraf ve ücret almalarının ticari hayatın gereği olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu tutarın kredi teminatı olarak alındığına dair kredi sözleşmesi içeriğinde herhangi bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın davacıdan ek teminat olarak dava dışı kişilerin taşınmazlarını ipotek almak suretiyle krediyi teminatlandırdığı, davacıya ait cari hesap hareketleri ve kredi tahsilat hareketleri göz önüne alındığında, dava edilen 15.000 USD’lik miktarın davacının kullandığı krediye bağlı ödemesi gereken komisyon ve diğer giderler için alınmış olup teminat kapsamında alınmadığının anlaşıldığı, kaldı ki, davacı şirketin, kredi kullanırken açılan özel cari hesabına dava olunan miktarı yatırdığı, açılan bu hesaptan “3 NL proje komisyonu” açıklaması ile dava konusu komisyon tahsilat işleminin yapıldığı, davacının iadesini talep ettiği 15.000 USD’lik miktarın kredi teminatı olarak verildiğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, sözleşme serbestliği içinde davalının davacı şirketten kullandırılan kredilere yönelik komisyon ve diğer giderler olarak aldığı dava konusu miktarın iadesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava. davalı bankaca kredi müşterisinden tahsil edilen teminat bedelinin iadesi istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da. genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre komisyon ve ödenecek komisyonlara ilişkin açıklamanın yer aldığı, bunlardan müşterinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, komisyon oranlarını mevzuatın izin verdiği sürede en üst sınırdan olmak üzere bankanın tek taraflı olarak tespit ve uygulama yetkisinin bulunduğu belirtilmekle birlikte, dava konusu 15.000 USD masraf alınması gerektiğine ilişkin bir bilgiye rastlanmadığı da bildirilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde de dava konusu tutarın bankaca tahsil edileceğine dair somut bir hüküm bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı banka savunmasında kredi müşterisinden tahsil edilen bu bedelin aralarındaki sözleşme hükümleri, yasal mevzuat ve bankacılık teamüllerine uygun olduğunu, davacının iddiasının aksine dava konusu tutarın kullandırılan kredinin teminatı olarak değil kredinin komisyonu ve diğer giderleri için ödendiğini ileri sürdüğüne göre, mahkemece bu hususta emsal banka uygulamaları da araştırılıp uyuşmazlık konusu bedelin kredi müşterilerinden tahsiline dair teamül bulunup bulunmadığı, varsa hangi oranda tahakkuk ettirildiği hususları araştırılarak sonucuna göre karar tesisi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.