Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6390 E. 2014/19457 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6390
KARAR NO : 2014/19457
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 37. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/12/2013
NUMARASI : 2011/35-2013/302

Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2011/35-2013/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin 1999 yılından itibaren acentesi olduğunu, davalının 14.03.2007 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin 85.605 TL borcu olmasına rağmen davalı sigorta şirketinin 200.442,66 TL olduğunu iddia ettiği alacağının tahsili amacıyla takip başlattığını, oysa ki acentelik sözleşmesi akdedildiği sırada müvekkili şirketin ortakları tarafından verilen kefalet ve ipotekler ile müvekkili şirket tarafından verilen poliçe bedelleri kapatıldıkça iade edilecek olan çeklerin müvekkili şirket borcunu fazlası ile karşıladığım, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca temerrüt faizinin %1 oranında kararlaştırıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 172.865 TL borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının cari hesap sözleşmesinin 6. maddesi gereğince kendisine gönderilen borç bakiyesine itiraz etmediği takdirde bu miktarı kabul etmiş sayılacağını, aynı sözleşmenin 3. maddesine göre temerrüt faizinin %10 olarak belirlendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava dosyasının tarafları arasında akdedilen cari hesap sözleşmesinde yer alan temerrüt faiz oranının %10 olarak kararlaştırıldığı, davacı acentenin poliçe bedellerini acentesi olduğu davalı sigorta şirketine aktarmaması sebebiyle ağır kusurlu olduğu, ancak aylık %10 faiz oranının hakkaniyet ilkelerine göre oldukça yüksek bulunduğu, %5 temerrüd faizi oranının uygun görüldüğü, faiz tutarının 201.325 TL olacağı kabul edilmek sureti ile, neticede davacının davasının cari hesapların incelenerek davalıya 172.865 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinden ibaret olduğundan ve davacının açıklanan şekilde sırf kabul edilen %5 temerrüd faizinden dolayı dahi 201.325 TL borçlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dava, acente tarafından sigorta şirketine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacının davalı yana 85.605 TL borcu bulunmakta ise de, davalı tarafça taraflar arasında akdedilen
sözleşmede temerrüt faiz oranının %10 olarak kararlaştırıldığı, daha fazla miktarda alacağının bulunduğunu savunulmuştur. Taraflar arasında temerrüt faizi olarak %10 kararlaştırılmış ise de, mahkemece bu oran açıklanan sebeplerle %5 olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde yer alan ”…çek ve senetlerin zamanında ödenmemesi veya cari hesabının kati halinde ortaya çıkan borç bakiyesine temerrüt tarihinden itibaren, borcun tamamen ödendiği tarihe kadar geçecek süre için acente aylık %10 gecikme ve temerrüt faizi ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmü gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalının davacıdan kat tarihi itibariyle ne kadar akdi faiz talep edebileceği, bu şekilde kat tarihi itibariyle ne miktar alacaklı olduğu ve sözleşmede belirlenen %10 temerrüt faiz oranının BK’nın 19-20. maddelerine uygun olup olmadığı hususları incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan faiz oranın %5 olarak kabulü suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.