YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7987
KARAR NO : 2014/14426
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : KIZILTEPE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2014
NUMARASI : 2011/720-2014/35
Taraflar arasında görülen davada Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/01/2014 tarih ve 2011/720-2014/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka şubesi tarafından müvekkiline verilen ve içinde toplam 29 adet çek yaprağı bulunan iki tane çek defterinin, defterlerin bulunduğu çantayla birlikte 11.9.2008 tarihinde çalındığını, işbu hırsızlık olayına ilişkin açılan kamu davasının halen derdest olduğunu, çek yapraklarının yaklaşık 3 yıldır ibraz edilmediğini zira, söz konusu çek yapraklarının şüpheliler tarafından yok edildiğini, buna rağmen davalının müvekkilinin hesabındaki parayı kullanmasına, kayıp çek yapraklarının ibrazı halinde hesapta para bulunmaması durumunda her çek yaprağı için sorumluluğunun doğacağı gerekçesiyle izin vermediğini ve hesaba bloke koyduğunu, davalıya blokenin kaldırılması için yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığını, anılan işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin hesabına konulan blokenin kaldırılmasına ve blokenin kaldırılması için gönderilen ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren davalının müvekkilinin parasını işletmesinden sebepsiz bir şekilde zenginleşerek elde ettiği kar oranına avans faizi uygulanması suretiyle müvekkilinin zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında çek taahhütnamesi imzalanarak davacıya çek karneleri verildiğini, çek karnesinin müşteriye teslimi ile keşideci ve banka arasında geri dönülemeyecek, gayri nakdi bir kredi sözleşmesinin doğduğunu, bankaların hesap sahibine teslim edilen her bir çek yaprağı açısından yasal sorumluluğu bulunduğundan ve ödemek zorunda kalacağı bu miktarı müşterisinden tahsil edeceğinden, bu risk ve alacağını teminat altına almak için müşterinin hesapları üzerinde takas, mahsup ve hapis hakkının olacağını, taraflar arasındaki çek taahhütnamesi hükümleri uyarınca müvekkilinin kendisine teslim edilmeyen çek yaprakları yönünden yasadan kaynaklanan ve gayrinakdi kredi sözleşmesi niteliğinde olan alacağını teminen müşteri hesapları üzerinde bloke uygulamaya yetkili olduğunu, davacının halen iade edilmemiş 29 adet çeki bulunduğunu, çalındığı iddia edilen çeklere ilişkin ceza yargılamasının halen devam ettiğini ve dava konusu çeklere ilişkin verilmiş bir tedbir ya da iptal kararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının keşide ettiği 29 adet çek yaprağının 11.09.2008 tarihinde çalındığı ve üç yıldır söz konusu çek yapraklarının Garanti Bankası Şubesi’ne ibraz edilmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan çek taahhütnamesinin davacı tarafça imzalanan taahhütname olmadığı, davacının imzalamış olduğu çek taahhütnamesinin dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 14.500 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabına konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Yargıtay HGK’nın 21.9.2011 tarih, 2011/17-513 Esas, 2011/549 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Mülga 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki” Kanunun 10. ve 5491 sayılı Çek Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmakla, kısmen karşılığının bulunması halinde ise kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili hususun hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, yasa gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için bankadaki mevduatının, her bir çek yönünden yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur. Ayrıca, çek hesabı açılmasına ilişkin sözleşmenin yapıldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmaması ve davacı tarafça da, davalı tarafından dosyaya fotokopisi sunulan çek taahhütnamesindeki imzanın inkar edilmemiş bulunması karşısında mahkemece, çek taahhütnamesinin aslının ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ve yine talebin aşılması suretiyle tahsil hükmü kurulması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla, mahkemece davalı banka tarafından davacının hesabına konulan blokenin hem yasaya, hem de taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun olduğu hususu göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.