Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/5776 E. , 2021/5427 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/5776
Karar No : 2021/5427
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 2009/6 ila 12, 2010/1 ila 12, 2011/1 ila 7 dönemlerine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannameleri üzerine yasal sürelerinden sonra tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, damga vergisi, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; dava açıldıktan sonra posta ücretinden tebliğ işlemlerini engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle posta ücretinin tamamlanmasına ilişkin olarak davacıya tebliğ edilen Mahkemelerinin 12/09/2019 ve 30/10/2019 tarihli yazılarının tebliğine rağmen verilen süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması üzerine Mahkemelerince verilen 17/12/2019 tarihli kararla dosyanın işlemden kaldırıldığı ve üç ay içerisinde de noksanı tamamlanmak suretiyle dosyanın işleme konulmasının istenilmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, firmasını kapattığı ve sağlık sorunları nedeniyle kendisine yapılan tebliğleri alamadığını, davanın açılmamış sayılması kararının 12/10/2020 tarihinde tarafına tebliğ edildiği belirtilerek dosyanın yeniden işleme konulması ve dava konusu vergi ve cezaların kaldırılması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı adına, 2009/6 ila 12, 2010/1 ila 12, 2011/1 ila 7 dönemlerine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen katma değer vergisi düzeltme beyannameleri üzerine yasal sürelerinden sonra tahakkuk ettirilen katma değer vergisi, damga vergisi, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmış; Mahkemece davanın kabulüne karar vermiş; karara yönelik davalı idarenin temyizi üzerine, Danıştay Dördüncü Dairesi, yükümlülerin ancak süresi içerisinde verdikleri beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere karşı ihtirazi kayıt koymak suretiyle dava açabilecekleri, süresinden sonra iradi olarak verilen düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilere karşı dava açamayacakları açık olduğundan vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesi ile bozulmasına karar vermiş; Danıştay’ın bozma kararının taraflara tebliğinden sonra, Mahkeme … tarih ve E…., K…. sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinde; dava açıldıktan sonra posta ücretinden tebliğ işlemlerini engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle posta ücretinin tamamlanmasına ilişkin olarak davacıya tebliğ edilen 12/09/2019 tarihli Başkanlık yazısı gereğinin yerine getirilmemesi üzerine 30/10/2019 tarihli ikinci Başkanlık yazısı ile bildirimin tekrarlandığı, ikinci tebliğata rağmen verilen süre içerisinde de eksikliğin tamamlanmaması üzerine 17/12/2019 tarihli kararla dosyanın işlemden kaldırıldığı ve üç ay içerisinde de noksanı tamamlanmak suretiyle dosyanın işleme konulmasının istenilmediği anlaşıldığından, anılan yasa hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği belirtilmiştir. Bu karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasında, dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde, otuz gün içinde posta ücretinin tamamlanmasının davacıya tebliğ olunacağı, tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirimin aynı şekilde bir daha tekrarlanacağı, posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, bu kararın tebliğ tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği ve bu kararın davacıya tebliğ olunacağı belirtilmiştir. Kural, dava açılırken bulunması gereken usuli koşullara ilişkin olup, Danıştay’ın bozma kararı üzerine mahkemenin yeni esasına kaydı yapılan dava dosyalarıyla ilgili “posta ücreti eksikliğinin” verilen süre içinde tamamlanmaması durumunda “davanın açılmamış sayılmasına” karar verileceğine ilişkin doğrudan bir hüküm ihtiva etmemektedir.
Mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil eden davanın açılmamış sayılmasına dair karar, 2577 sayılı Kanunun 6/5. maddesine dayandığı görülmektedir. Ancak, davanın açıldığı ilk aşamada aranan ve tamamlatılmakla usuli eksiklik kalmayan davalarda, mahkemelerin davaya bakma zorunluluğuna aykırı olarak ihtilafın çözümünün bırakılıp, başlangıca dönülmesi, hukuka ve adil yargılanma hakkı ilkesine ve hakkaniyete uygun olmayacaktır.
Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hususu, tarafların üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğu davaların taraflarca takibinin sağlanarak uyuşmazlıkların az bir masrafla ve mümkün olan en kısa sürede çözümü amacıyla yapılmış bir düzenlemedir (AYM, İbrahim Bayat, B. No: 2017/39270, 10/3/2020, § 37).
Yargılamada taraflara belirli usule ilişkin güvenceler sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında belirtildiği gibi, makul sürede yargılanma hakkıdır. Anayasa’nın 141. maddesinde, “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir.” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin kararlarında belirtildiği gibi makul sürede yargılanma hakkının amacı, “hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecinin uzamasından kaynaklı çoğu zaman elde edilecek hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama sürecinden dolayı adaletin yerine getirilmesindeki etkinliği ve güvenliğe zarar verilmesinin doğuracağı” olumsuz sonuçları bertaraf ederek, “uygun bir sürede uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması suretiyle tarafların uzun süren yargılama nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi sıkıntılardan” korumaktır.
Vergi hukuku özelinde de, adil yargılanma hakkının esasları arasında sayılan “makul süre şartı”, kişinin makul bir süre içinde … itham edildiği suç nedeniyle içinde bulunduğu sorunun en kısa zamanda giderilmesini, çözüme kavuşturulmasını teminat altına alır (Hakan Karakuş, AİHM Kararları ve Karşı Oylarında Türkiye, İstanbul–2001).
Davanın açılmamış sayılması; yargılamaların makul süre içinde tamamlanmasını hedeflemesi itibarıyla da anayasal açıdan meşru bir amaca dayalı (AYM, Halil Güler, B. No: 2015/11002, 3/7/2018, § 37) olmakla birlikte, bozma kararı sonrası esas kaydı alan dava dosyaları ile ilgili süreçte olması muhtemel “posta ücreti” eksikliğinin tamamlanmaması durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerine, eksilmenin nedenine göre farklı çözüm yollarından birisi ve hakkaniyete en uygun gözükeni olan, posta giderinin Hazineden karşılanıp sonrasında davada haksız çıkan taraf üzerinde bırakılmak kaydıyla yargılamanın tamamlanması, hem hakkaniyet ve hem de hak kaybına neden olabilecek sonuçlardan biri olmakla devleti doğabilecek sorumluluktan uzak kılacaktır.
Kaldı ki, mahkemelerce, yargılama usulüne dair kuralların uygulanmasında, lafzi yorumun ötesinde amaçsal yorumu da göz önünde bulundurması, yargılamanın selameti yönünden gerekli olduğu gibi, hakkaniyeti ortadan kaldıracak katı şekilcilikten ve yasayla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten de kaçınılması zorunludur. Her ne kadar usul kuralları yargılama mekanizması içerisinde hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin gerçekleştirilmesine yardımcı olan araç niteliğinde olsa da, davaların yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel haline gelmesi durumunda da mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır.
Somut olayda, 30/04/2014 tarihinde açılan davada verilen davanın kabulüne dair kararın davalının temyizi üzerine; Danıştay Dördüncü Dairesinin 14/12/2018 tarih ve E:2016/4237, K:2018/13579 sayılı kararıyla; yükümlülerin ancak süresi içerisinde verdikleri beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilere karşı ihtirazi kayıt koymak suretiyle dava açabilecekleri, süresinden sonra iradi olarak verilen düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilere karşı dava açamayacakları açık olduğundan vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, söz konusu karar Mahkemece değerlendirilmeden evvel davacıya tebliğ edilen bahse konu posta gideri tamamlama yazıları sonrasında noksanlığın tamamlanarak dosyanın işleme konulmasının istenilmediği gerekçesiyle 6 yıl, 4 ay, 22 gün sonra 21/09/2020 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar, Mahkemenin posta ücreti isteme yazısının Mernis adresi olan “… Mah. … Sokak No:… İç Kapı No:… Beylikdüzü/İstanbul” adresinde kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğinin gerçekleştirilmesine rağmen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın aynı adreste, davacının tebliğ anında adreste bulunamaması nedeniyle yeğeni …’a tebliğ edildiği nedeniyle esasen gerçekleştirilen tebligattan haberdar olduğu anlaşılmakta ise de, cüz’i tutarlı posta ücretinin Hazineden karşılanıp sonrasında davada haksız çıkan tarafa yükletilmek üzere yargılamanın yürütülmesi ve davanın Danıştay bozma kararı çerçevesinde esasının çözümlenmesi suretiyle sürecin sonlandırılması gerekirken, belirtilen gerekçe ile verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.