YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3641
KARAR NO : 2015/11159
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2014
NUMARASI : 2013/16-2014/55
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.02.2014 gün ve 2013/16-2014/55 sayılı kararı onayan Daire’nin 10.12.2014 gün ve 2014/9815-2014/19434 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı N. A.Ş.’nin %25 hissedarı olduğunu,diğer şirket ortakları ile müvekkili arasında yapılan 19/11/2007 tarihli protokol ile davacının şirket hissesini diğer ortaklara devrettiğini, bu protokole göre müvekkilinin 30/06/2010 tarihinde sözleşmede yazılı bulunan kıymet takdir komisyonunun belirlediği rakama göre müvekkilinin hisssesinin değerinin belirleneceğini, ancak bu protokole rağmen, davalıların komisyonun belirlediği fiyatı kabul etmeyerek müvekkilinin hissesini satın almaya yanaşmadıklarını, bu şartlar altında müvekkilinin ortaklığının devam ettiğini, protokolün 5. maddesi uyarınca, müvekkiline 2007 tarihinden itibaren aylık 1.500,00 TL ödenmesi gerektiği halde bu bedelin ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/12170 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı borçlunun itirazlarının iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 10.12.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nın 440’ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında imzalanan protokolün 5. maddesinde öngörülen ödemelerin yapılmadığı iddiası ile bu paranın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının konusunu, icra takibine konu edilen alacağın varlığı ve itirazın haklı olup olmaması teşkil etmektedir. Diğer bir deyişle, itirazın iptali davası icra takibine bağlı olup ancak takibe konu edilen alacağın bulunup bulunmadığı ve takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarında yargılama yapılır. Somut olayda, davacı tarafça 30.06.2010 tarihine kadar davalı şirketin ödemesi gereken alacak icra takibine konu edilmiş, borçluların itirazı üzerine de işbu dava açılmıştır.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, icra takibine konu edilen alacağın davalı şirket tarafından ödendiği açıklanmış, esasen bu husus davacı tarafça da kabul edilmiş ve sözleşmenin 5. maddesinde, söz konusu ödemelerin hisse devri gerçekleşene kadar yapılacağının düzenlendiği iddia olunarak talepte bulunulmuştur. Mahkemece, tarafların hisse devri için anlaştıkları, devir tarihinin 30.06.2010 tarihi olarak belirlendiği, bu tarihin ödemenin yapılacağı son tarih olarak öngörüldüğü, aksi takdirde hissesini kasten devretmeyen davacının şirket ortaklığı devam ettiğinden hem şirketle ilgili mali haklara sahip olup hem de şirketten protokol gereince talepte bulunma hakkına sahip olacağı, tarafların, özellikle de davalının bunu istemeyeceği ve bu şekilde sözleşme tanzim etmeyeceği, 30.06.2010 tarihine kadar olan alacağın da davacıya ödendiği ve davacının başka bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce de davacı vekilinin temyiz istemi üzerine davalı şirket yönünden davanın reddinin doğru olduğu belirtilerek diğer davalılar yönünden hükmün gerekçesi değiştirilerek onanmıştır.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davasında ancak icra takibine konu edilen alacağın olup olmadığı hususunda yargılama yapılabileceğinden ve dosya kapsamından bu alacağın ödendiği de anlaşıldığından, davalı şirket yönünden davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır. Ancak, mahkeme kararı sonucu itibarıyla doğru olup, kararın davalı şirket yönünden anılan değişik gerekçe ile onanması gerekirken, Dairemiz ilamında yazılı şekilde kararın onanması doğru olmadığından, davacı vekilinin buna ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 10.12.2014 tarihli ilamından “Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket yönünden davanın reddedilmesi doğru olup;” ibarelerinin çıkartılması suretiyle yerel mahkeme ilamının davalı şirket yönünden yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile davalı şirket yönünden Dairemizin 10.12.2014 tarih ve 2014/9815 Esas, 2014/19434 Karar sayılı onama ilamındaki “Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket yönünden davanın reddedilmesi doğru olup;” ibarelerinin çıkarılarak, yerel mahkeme ilamının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan değişik gerekçe ile ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 27.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.