YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/115
KARAR NO : 2015/14584
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
Tebliğname No : 12 – 2014/168073
Mahkemesi : Vize Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 05/02/2014
Numarası : 2012/187 – 2014/56
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın, Kırklareli İli, … İlçesi, … Kasabası, 165 ada, 40 parsel sayılı olup, Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20/06/1990 tarihli 717 sayılı kararı ile belirlenen 1. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde yer alan ve ağabeyi Nurettin Satkın’a ait bulunan taşınmazı, 01/07/2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesine istinaden tarla ve bahçe bitkileri yetiştirmek amacıyla kiraladığı, suç tarihinde sanığın organik bitki yetiştirmek amacıyla taşınmaza toprak dökerek tesviye yaptığının belirlendiği, sanığın söz konusu taşınmazın sit alanı olarak tespit ve tescil edilen sınırlar içerisinde yer aldığını bilmediğini beyan ettiği, dava konusu taşınmazın sanığın ağabeyine ait olması, taşınmazın bulunduğu mahalde ikamet etmesi dikkate alındığında, dava konusu taşınmaza ilişkin sit kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediği araştırılarak, sanığın suça konu taşınmazın niteliğini bilip bilmediği tereddütsüz biçimde belirlenerek, ayrıca mahallinde ziraat mühendisi ve arkeolog bilirkişilerin katılımı ile keşif icra edilerek, sanığın eylemi neticesinde doğal yapıya zarar verilip verilmediği, taşınmazın eski haline getirilip getirilmediği yada bunun mümkün olup olmadığı araştırılarak, sit kararının mahallinde ilan edildiği ve bu şekilde sanığın suça konu taşınmazın sit vasfını bildiğinin belirlenmesi durumunda, sanığın eylemi neticesinde sit alanın zarar görmesi durumunda 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi, zarara neden olmayan inşai ve fiziki müdahale niteliğinde olması halinde ise Edirne Valiliği bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında, taşınmazın bulunduğu yerin Edirne Valiliği bünyesinde kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında bulunup bulunmadığı hususu tespit edilip, hükümden önce, 11.10.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesi ve 65/4 maddeleri gereğince sanığın hukuki durumunun eylemin niteliği ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.