Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/10767 E. 2015/11408 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10767
KARAR NO : 2015/11408
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/02/2015
NUMARASI : 2014/5-2015/87

Davacı H.. E.. vekili Avukat Aykan tarafından, davalı S.. B.. aleyhine 06/01/2014 gününde verilen dilekçe ile idari işlemin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/02/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davacı kurum tarafından uygulanan cezai işlemin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı kurum ile yaptıkları, görmeye yardımcı tıbbi malzeme sözleşmesine aykırı davrandıkları gerekçesiyle davalı idarenin cezai yaptırım uyguladıgını, uygulanan bu yaptırımın haksız olduğunu belirterek, cezai yaptırıma ilişkin idari işlemin iptalini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesi ile; İdarece yapılan bir işlemin iptali amacıyla açılacak iptal davalarının idari yargı yerinde açılacağı düzenlenmiştir. İdari yargı yerlerinde açılacak iptal davasının konusu: Tek yanlı, hukuksal sonuç yaratan ve icrai nitelikteki idari işlemlerdir.
Eldeki davada, davalı idarenin usul ve yasaya aykırı olarak cezai işlem tesis ettiği iddia edilerek, anılan işlemin iptali talep edilmiştir. Dolayısıyla, tek yanlı, hukuksal sonuç yaratan ve icrai nitelikteki bir idari işlemin iptali talep edilmiştir. Şu durumda, davaya bakma görev ve yetkisi idare mahkemelerine aittir. Eldeki davanın idareye karşı idari yargı yerinde iptal davası olarak açılması gerekirdi. Yargı yolu, 6100 Sayılı HMK’nun 114/1-b ve 115. maddelerinde düzenlenen ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek olan dava şartıdır. Öyleyse, mahkemece yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu durum bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre temyiz eden davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava; Davalı kurum tarafından uygulanan cezai işlemin iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalı kurum ile tıbbi malzeme alımı sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle aleyhine uygulanan cezai yaptırımın iptalini, talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir. Taraflar arasında ”Sosyal Güvenlik Kurumu, Görmeye Yardımcı Tıbbi Malzeme Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin imzalanması konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Sözleşmenin 1. maddesinde sözleşmenin tarafları, 2.maddesinde konusu düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde ”Bu sözleşmenin konusu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlık yardımları karşılanan kişilere obtisyenlik müessesi tarafından görmeye yardımcı tıbbi malzemelerin temin edilmesine ilişkin usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlenmesidir” denilmektedir.
Sözleşmenin 11.maddesinde ”Bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda, kurum ile ilgili biriminin bulunduğu yerdeki mahkemeler ve icra dairesi yetkilidir” denilmektedir.
Burada öncelikle çözümlenmesi gereken sorun taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliğidir. Sözleşme belirli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından oluşan hukuki muameledir. Taraflar arasında özel hukuk hükümlerine göre tanzim edilmiş, iki tarafa borç yükleyen sözleşme bulunduğu tartışmasız olup, uyuşmazlıkta bu sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Burada idari bir işlem tesisinden söz edilemez. Nitekim Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin bu tür uyuşmazlıklara ilişkin istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir. (örneğin Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 10/06/2014 tarih 2014/4886 e 2014/1827 k sayılı kararı)
Şu durumda davanın görüm ve çözüm yeri adli yargı yeri olup ve esasende temyiz inceleme makamı da Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesi olmakla dosyanın öncelikle Yüksek Yargıtay 13.Hukuk Dairesine gönderilmesi gerektiği, bunun için HİİK’ye gönderilmesi ve işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.14/10/2015