Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/6795 E. 2015/14707 K. 30.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6795
KARAR NO : 2015/14707
KARAR TARİHİ : 30.09.2015

MAHKEMESİ : KONYA 3. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/02/2015
NUMARASI : 2014/947-2015/200

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların Konya 4. Aile Mahkemesinin 2011/473 E. Sayılı dosyasında verilen karar ile boşandıklarını, müşterek çocukların velayetinin davalıya bırakıldığını, daha sonra Konya 3. Aile Mahkemesinin 2013/833 E. – 2014/181K. Sayılı kararı ile müşterek çocukların velayetinin değiştirilerek davacıya verildiğini, boşanma kararında davalı lehine aylık 150,00TL nafakaya hükmedildiğini, davacının depresyon rahatsızlığı sebebiyle düzenli olarak çalışamadığını, davalının sigortalı bir işte çalıştığını ailesiyle birlikte yaşadığını, davacının ise uzun süreli sabit bir işte çalışamaması nedeniyle müşterek çocukların ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını iddia ederek davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasını, aksi kanaat halinde nafakanın indirilmesini, müşterek çocuklar lehine ayrı ayrı aylık 200’er TL nafakanın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; davalının asgari ücret seviyesinde gelire sabit olmasının yoksulluk durumunu ortadan kaldırmayacağını, davacının davalıya ödemesi gereken aylık 150,00TL nafakayı bugüne kadar ödemediğini, davalının bu nafaka ile geçimini sağlamasının mümkün olmadığını, davacının züccaciye dükkanı olup gelir durumunun iyi olduğunu, müşterek çocukların masraflarının davalı annenin yanında kaldığı süre içinde davalı tarafından karşılandığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne Konya 4.Aile Mahkemesinin 2011/473.E.-2012/486 K. sayılı kararı ile davalı lehine hükmedilen aylık 150,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, velayeti davacıya bırakılan müşterek çocuklar lehine dava tarihinden itibaren aylık 75,00’er TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının iştirak nafakalarına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
TMK.nun 175.maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Aynı Kanunun 176/4.maddesine göre ise, yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay HGK.nun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. HGK.nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması,” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 1.5.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda; davacının inşaatlarda çalıştığı, gelirinin tespit edilemediği, babasına ait evde oturduğu ve bekar olduğu, davalının ise boşanmadan sonra tekstilde çalışmaya başladığı, asgari ücret seviyesinde bir gelire kavuştuğu anlaşılmaktadır. Ancak davalının aldığı 150TL nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün değildir. Aldığı nafaka ile gelirinin toplamı ise, davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde değildir. Zira yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır.
Buna göre; mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı, asgari ücret sınırındaki gelirinin varlığının yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirmeye karar verilebileceği, ancak davalının aldığı nafakanın cüz’i bir miktar olduğu, bu nafaka ile gelirinin toplamının ise davalıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı göz önünde bulundurularak yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bu talebin kabulüne karar verilerek yoksulluk nafakasının kaldırılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.