YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/37498
KARAR NO : 2015/21673
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
Tebliğname No : 8 – 2014/50803
MAHKEMESİ : Kozan 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/11/2013
NUMARASI : 2011/111 (E) ve 2013/1004 (K)
SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve özel belgede sahtecilik
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- Sanık hakkında sahte üretilen kredi kartlarını kullanma suçundan ku- rulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, suç kastının bulunmadığına, eksik inceleme ile hükümler kurulduğuna, fazla ceza verildiğine ve fikri içtima hüküm- lerinin uygulanmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oybirliğiyle (ONANMASINA),
II- Sanık hakkında sahte kredi kartları üretme ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanığın, müşteki S.. Y..’a ait nüfus cüzdanı fotokopisiyle müş- teki adına Halkbankası, V.. V.. ve D.. D..a kredi kartı talebiyle başvurup, başvuru formu ve sözleşmeler imzalayıp suça konu kredi kartlarını teslim alması eylemlerinin kül halinde zincirleme olarak “kredi kartının sahte olarak üretilmesi” suçunu oluşturduğu, sanık hakkında banka sayısınca TCK.nun 245/2, 43. maddeleri ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, suçun yanlış vasıflandırması ile özel belgede sahtecilik ve sahte kredi kartı üretilmesi suçlarını oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde hükümler kurulması,
b) TCK.nun 245/2. maddesinde tanımlı suçun mağduru banka olup, suçtan doğrudan zarar görmeyen, adına sahte kart üretilen S.. Y..’un davaya ka- tılma hakkı bulunmadığı halde, katılan sıfatı ile davaya kabulüne karar verilip lehine vekalet ücreti tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş ol- duğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZUL- MASINA), 28.09.2015 gününde (2) nolu bozma ilamı yönünden oyçokluğuyla diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE : Sanık C.. Y.. hakkında, müşteki S.. Y..’a ait nüfus cüzdan fotokopisi ile Halkbank, V.. V.. ve D.. D..’a kredi kartı talebiyle başvurup, başvuru formu ve sözleşme imzalayarak sahte kredi kartı çıkartmak suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 245/2, 207/1. maddelerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinin, sanığın eylemlerinin TCK.nun 207/1, 245/3. maddelerini oluşturduğu ve bu maddelerden cezalandırılması gerekçesiyle bozulması yerine, yazılı şekilde sanığın eyleminin kül halinde 245/2, 43. maddelerindeki suçu oluşturacağı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamı ve anlatımlardan, mağdur S.. Y..’a ait nüfus cüzdan fotokopisni ele geçiren sanık C.. Y..’un Halkbank, V.. V.. ve D.. D..’a müracaat edip kredi kartı sözleşmesi imzaladıktan sonra sahte olarak kredi kartı çıkarttırıp birçok kez harcama yaptığı anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 212. maddesi “Sahte resmi veya özel belgelerin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” kuralını getirmiştir. Bu maddeye göre, sahte resmi veya özel belge kullanılarak başka bir suç işlenmesi hali düzenlenmiş ve Kanun Koyucu tercihini açıkça belli ederek iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği kuralını koymuştur.
Ayrıca, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrası “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Yine TCK.nun 44. maddesi “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” hükmünü içermektedir.
5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suçun maddi unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Ancak bu fıkra hükmüne göre cezaya hükmedilebilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu maddedeki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Yani sahte kart oluşturmak veya üzerinde sahtecilik yapmak bu suçun seçimlik hareketleridir. Sahte kart oluşturmak, gerçek kart üzerinde yapılanlar dışında sahtecilik fiillerini ifade eder. Üçüncü fıkradaki suçun oluşması için ikinci şart ise, sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış kartın kullanılması suretiyle yarar elde edilmiş olmasıdır. Haksız yararın fail ya da başka birisine sağlanmasının önemi yoktur. Her iki halde de suç oluşacaktır.
245. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan suçun manevi unsuru ise kasttır yani kasten işlenebilen bir suçtur. Üçüncü fıkra açısından kast, suça konu banka veya kredi kartının sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kart olduğunu bilmeyi ve bu kartı yarar sağlamak amacıyla kullanmayı istemeyi gerektirir.
Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi yine bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her zaman sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır. Bu nedenle sahte belge oluşturduktan sonra bu sahte belgeyi kullanan kişi, hem sahte belge düzenlemekten hem de sahte belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz. Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan kişi, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, sadece TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen suçtan dolayı cezalandırılması
gerekecektir. Nitekim TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen cezanın 245/2. maddesinde öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir.
Somut olayda da;
Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 2008/11-87 E, 2008/150 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın mağdur S.. Y..’a ait nüfus cüzdan fotokopisini kullanarak sahte kredi kartı sözleşmesi imzalamak suretiyle banka görevlilerince basımını sağladığı kredi kartı “sahte oluşturulan” kart niteliğinde olup, bu kartın kullanılması suretiyle kendine haksız yarar sağlaması eyleminin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmaması ile, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrasında “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklindeki düzenleme ve TCK.nun 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının açıkça sahte olarak üretilen kredi kartının kullanılması sonucu yarar sağlama olduğu ve eyleminin kül halinde banka sayısınca 5237 sayılı TCK.nun 245/3. maddesindeki suçu oluşturması ile ayrıca 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesi “Sahte resmi veya özel belgelerin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” kuralı karşısında da sanığın yine imzalanan sahte kredi kartı sözleşmesi sayısınca TCK.nun 207/1. maddesinden cezalandırılması gerekçesiyle bozulması yerine, sanığın eyleminin kül halinde TCK.nun 245/2, 43. maddelerindeki suçu oluşturacağı ve bu maddelerden cezalandırılması gerekçesiyle yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 28.09.2015