YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7867
KARAR NO : 2015/10713
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olan sanığın, 2007 ve 2008 yıllarında Sosyal Güvenlik Kurumu’na sunduğu çeşitli ilaç firmalarına ait ilaçların 123 adedinin kupürlerinin sahte olduğunun tespit edildiği, bu ilaç kupürlerine karşılık kurumdan menfaat
temin ettiği eyleminin kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunun iddia edildiği olayda; katılan kurum tarafından eczane hakkında geri dönük olarak yapılan incelemelerde başka sahte kupürlerin tespit edildiği ve işlem yapıldığının bildirilmesi ve Roche firmasının 10.07.2008 tarihli cevabi yazısında dosyada bulunan 6 adet Dilatrend 25 mg Tablet fiyat kupürünün incelendiği ve firmaya ait olmadığının tespit edildiğini belirtmesi karşısında hangi fiyat kupürlerinin sahte olduğunun açıkça tespiti ile söz konusu ilaçların yazıldığı reçete sahiplerinin tanık olarak dinlenmesi, yazılan ilaçların tamamını alıp almadıklarının sorulması, hastalara ya da yakınlarına verilen sahte kupürlü ilaçların fiyat kupürleri ile eczanenin sunduğu faturaların karşılaştırılarak uygunluk arz edip etmediğinin belirlenmesi, eczane tarafından sunulan faturaların muhasebe ve ticari kayıtlara işlenip işlenmediğinin kontrol edilmesi, söz konusu sahte ilaç kupürlerinin alındığı ecza depolarının sorumlularının tanık olarak dinlenmesi, adı geçen ecza depolarınca verilen sevk irsaliye numaralarının sahte olduğu tespit edilen ilaç kupürlerini kapsayıp kapsamadığı ve depoların verdiği faturaların ecza depolarının kayıtlarında bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, kurum tarafından sanık hakkında yapılan işlem dosyalarının onaylı bir örneğinin getirtilmesi, sanığın ilaç kupürleri ile ilgili olarak katılan kurumdan ne kadar ödeme aldığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.