YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7880
KARAR NO : 2015/17398
KARAR TARİHİ : 12.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz isteminin süreden reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, mazeretini bildirir raporu nazara alınıp; mahkemenin 17/03/2011 (ve 07/03/2011) tarihli “temyiz isteminin süre yönünden reddi” kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Nişanlı olan (sonradan ayrılan) şikayetçilerin birlikte kayıt yaptırdıkları ve her biri 235 TL olduğu belirtilen on ikişer adet bonolar verdikleri İngilizce Kursu’ndan memnun kalmayıp ayrılırlarken senetlerini geri istemeleri fakat iade edilmemesi üzerine, bir tanıdıkları (… isimli) vasıtasıyla irtibat kurup, buluştukları ve kendini avukat olarak tanıtan (gerçekte avukat olmayan) sanığın, senetlerini geri alabileceğini vaat edip, onlardan toplamda 480 TL para alıp haksız yarar sağlaması eylemlerinin mağdur sayısınca iki ayrı “dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, gerçeğe aykırı olarak suç tarihinde nişanlı olan şikayetçilere kendisini avukat olarak tanıtıp onlara karşı hileli hareketlerini aynı ortamda, zamanda icra ettiği dosya kapsamından anlaşılmakla; TCK’nın 43/2.maddesi kapsamında kalacak şekilde “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” sözkonusu olduğu halde, iki ayrı suç kabulü ile yazılı şekilde iki mahkumiyet kararları verilmesi,
2-TCK’nın 51/3.maddesi uyarınca “denetim süresi” belirlenmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.